( Beyhan’a ve Hiç kimseye..)
-1-
İçlenmişsindir hayata
şimdi sen
Yarım şarkılar kalmış
Eski sandıklardan sana yadigar ,besbelli
hepsi de hüzzam .
Eskidik nihayetinde ,
Senin ‘anılar’ dediğin
puslu ormanlardır artık
Belleğin ve güneşin ulaşamadığı o uzak ülke…
İlk öpüştüğün kuytuluğa gün doğmayacak artık ,
çiy düşmeyecek
dibinde oturduğun limon ağacının yapraklarına.
Barbarlar düşlerimize
Değil sadece , anılarımıza ve gülüşlerimize de saldırdılar çünkü
Top-yekün yok saymaya !
Ortancaların ve akşam sefalarının orta yerde
Seviştiği kasaba sokaklarında büyümüştün sen ,
Kelebeklerin anayurduydu kalbin o zamanlar
Bin bir çiçek kokusu
Bin bir renk ,yürek çarpmasıydın
Kelebekleri yaya bırakan..
Basma çiçekten entarisi vardı kızların
( senin de vardı , anımsıyorum..)
Ve geceler melisa kokardı etekleri savrulurken sokaklarda..
Sonra durdurulmaz çığ
Gibi aktı kentlerin bulvarlarına gençliğimiz.
Devrim ve Aşk yazıyordu bayraklarımızda ,
Kıyamet suresi okuyordu bunu barbarlar !
Nasıl bir delilikti bizimki ,
“Panzerler üstümüze kalkarken ateşlerde halaya kalkıyorduk
Korsan devrimcileriydik hayatın..
İlk elini tuttuğun kimdi ,
Barikatta İlk vurulan ?
Uzun bir sessizlik oldu
Hayat sonra bize işte..
Kırlangıçlar
ve serçe sürüleri
Uzun zaman dansetmediler
Kentlerin göğünde..
Kederli yalnızlık sızıyordu herkesin mintanından içeri
Kibrit çaksalar tutuşacaktı sessizliğimiz…
- 2 -
Döndük işte nihayetinde
Ayaklarımızı sürüyerek , yenildiğimiz kentlere
Yetmişsekiz kuşağı diyorlar bize ( onur madalyamızdır , taşırız tafrayla ..)
Kibele memeli annelerimizin sütünü emmişiz, ihanet olmaz
pes etmeyeceğiz barbarlığa !
Yetmişsekizliyiz ,
Dirileceğiz elbet vuruldukça..
annelerimizin terliklerinden sıyrılmayı öğrenmiştik çünkü ,
Faşist kurşunlardan önce ..
Ama anneler öldüğünde geri gelmiyor
biliyor musun , şurada
bir acı kalıyor : kaç ırmak yıkansan , kaç bardak içsen
Aşağı inmiyor
göğüs kafesinden…
Neylersin , eskidik işte nihayetinde .
Ama gölgeler bize göre değil ,
Haydi ayaklan kuytulardan
Pencereni aç ,
Kuşlar konser verecek sana lirik oratoryo !
Bu şehir hayatı ve haytalığı seviyor nihayetinde…
Bir reçel vur ocağa , annenin sevdiği
Bir turşu kur , hemen açma ama,
bırak olsun
Annen hep beklerdi zamanını sevincin..
Ah öksüz sevi ,
biz çok mu şey istedik
bu hayattan…
OCAK. 2025. LARA.
NECDET GÖKÇE














