(1)
Sevdalar yıkanıyor
Kıyılar döven dalga köpüğünde
Yüzü parlıyor tanrıçaların
Kıskanıyor onları
Ayı soluk gece…
Yol üstü uzayan kahverengi, boz
Kınalı kayaların içinden
Çıkıyor toprağın ruhları
Vurucu sularda kayboluyor…
Tanrıçalar kayboluyor…
Bir ağ geriyor balıkçılar boğaza;
Her biri
Deniz kızlarından biri
Bir Tetis, bir sevgili
Düşsün istiyor tuzağına…
…
(2)
Yakup oğlu Yusuf
Hadi yorumlasın sabah sabah
Göremediği rüyayı!
Hadi ilk firavun uyansın artık
Beş bin yıllık uykusundan!..
Hey gönül!
Ne ararsın kör kuyularda
Kâinat güzelleri yıkanırken
Köpüklü sularda.
İlahi Barışın Kapısı’nda gökçe güvercin
Palandöken mavili güvercin kadar
Anlar mı senin dönmeyen dilinden…
Anlamak sevmeye soyunmaktır,
Sevmek tek başına yıkanmaktır
Çırılçıplak bir koyda…
Gelir mi elinden…
Tek isteğim senden
Eteğini aç dökülsün taşlar
Gelme tazelenmeden…
Osman Aktaş /Erzurum














