/Seni tanırım sabrından, çok eskilerden,
Granitler gördüm damlayan tanelerin erittiği./
*
Bilge kralların, kral tanrıların
İki bin yıl yaşadığı efsaneler ülkesinde
Duaları kabul oldu bir yoksul kadın ve erkeğin…
Çin’in Lu eyaletinde, Zu kasabasında Ni adlı kutsal bir tepede
Bir çocuk doğdu, dünyayı gördü ilk ışıkla siyah, beyaz…
Üç yaşında kaybetti babasını, annesiz kaldı on yedisinde.
Üç yıl tuttu henüz kırkına varmamış genç kadının yasını…
Yaşam çileliydi, dayandı ve büyüdü yoksul delikanlı,
Her mevsim meyveli gür bir ağaç, büyük Konfüçyüs oldu…
Ünü yayıldı çok uzaklara Usta Kongzi oldu…
Ey Usta! “Ulaşmak istiyorsan mükemmel bilgiye erdemi anla evvel;
İmparator da olsa sıradan bir adam da ilkin kendini geliştirmeli insan.”
Sözlerin hâlâ yön veriyor kürsüde ders veren öğretmene…
*
Ezilse de özü, incinse de yüreği cümle âlem elinden;
Ertelemeden yarına, aldırmadan soğuğa, sıcağa, hep öğrenmeli…
Mesela, hekim olacaksa, öğrenci önce şefkati öğrenmeli,
Onu gözlerinde hissetmeli hastası, yaşlısı genci…
Sevgisini esirgemeden yardım etmeli…
Dürüst olmalı sonra, kopyalamadan başkasının yaptığını
Emeğini çalmadan hiç kimsenin…
Kendi ayaklarıyla yükselmeyi öğrenmeli düştüğü yerden…
İlkeleri olmalı, akılcı ve yalın, doğruluktan şaşmamayı öğrenmeli;
Bilgiyi özüyle bütünlemeyi, etik değerlerle irdelemeyi
Yağmur olup yağmayı, vakti gelir, dinmeyi öğrenmeli…
Sosyal olmalı… Yetişkinle, çocukla uyumu öğrenmeli,
Aşmalı zamanını… “Yaşam boyu öğrenmeliydi insan”
*
Okulda, evde, işte,
Bilinen her toplumda var oldu öğretisiyle
Çin’i baştan başa, Uzak Doğunun dört bir yanına
Efsane kişiliğiyle bir rüzgâr olup dolaştı Usta Kongzi adı…
Doğu Asya uygarlığını yücelten adamdı o…
Yalın bakışlarında yanan ateşle düştü yollara
Çok şey tanımladı adil ve abartısız, insana dair…
“Biliyorsa bildiğini göstermeli,
Bilmiyorsa bilmediğini kabul etmeli insan”
Ve “hüznü yaşamadan göğüs, acı çekmeden
Mükemmele ulaşamaz” diyerek insanın gerçeğini anlattı,
Duyuluyordu göğsü kabartan tertemiz bir teneffüs…
Tarihin derinliklerinden gelen sesin sahibiydi koca Konfüçyüs!
*
Sen, Konfüçyüs! Bilginin ham cevherlerini saflaştırarak
Her parçayı birleştirip, bilgeliğine yükledin bir bütün olarak.
Hapsetmedin içinde kazandıklarını paylaştın insanlarla
Bilgini, benliğinle bütünledin, felsefi düşüncende.
Osman Aktaş/ KENDİNİ ARAYIŞIN TOHUMLARI/Erzurum














