Sonsuz yaşamaya terk edip
Benden sonrakileri,
Kızıl bir kadehten içtim
Ölüm suyunu.
–
Polenlerini taşısın diye incirin
Meyveleri kalsın diye yarına
Kanatlarımı kırdım bir intiharda
–
Kimsesiz bir arıyım ben…
–
Şubat bile olmamışken
Alev alev korlanıp cemre gibi
Buz gibi havayla, suyla
Kırağılanmış kırçıl toprakla
Paylaştım sıcaklığımı…
–
Onlar üşüdükçe üşüdüm;
Isındıkça onlar
Mutluluğumu ektim derinlerine…
–
Kokum rüzgârlarına düştü,
Bereketim dalgalarına, tarlalarına…
Ölümsüz Tanrıların terk ettiği
Bir ölümlüydüm günün sonunda
Neyim varsa dökmüştüm kucağımdan…
…
Öte yanda
Terkedilmiş köylerin
Yetim mezarları koynunda mor orkideler
Şehri düşünürlerken boyunları bükük
Nasıl görsünler ki beni…
–
Ah!
İçilir mi artık,
Çekilmiş yokluğumda
Çam ağaçlarında kaybetmiş ekosunu
Yaz kış kurumayan gözelerin suyu…
–
Doğmak varken Dilmun’da
Kadersiz doğmuştum şuradaki çamın kovuğunda
…
Her gün kavgadaydım,
İçtiğim tatlı sular yetmedi imdadıma
Ve hiçbir arı bilmedi kendisi için öldüğümü.
Osman Aktaş/11.01.2019/Erzurum














