12 Temmuz 2003 günü
Şu haber yayıldı tüm dünyaya
Hava polisinin bombardımanı
Yok edecek tüm insanlığı
.
Haberler verdi: Nihayet anladı Dünya yönetimi
Hiçbir şekilde bu barış planının gerçekleşmeyeceğini
Barışın ancak sorumluları zehirlemekten
Geçeceğini anladı dünya
.
Haberler veriyordu: Yararı yok kaçmanın
Hayatta kalmayacak bir tek canlı
Ulaşamayacağı bir yer yoktur zehir gazının
Kimsenin kendi canına kıymasına da gerek kalmadı
.
Havalandı 13 Temmuz günü
Amerika’nın Boston kentinden
Gaz ve Bazil yüklü bir uçak
Dolaşarak dünyayı gerçekleştirdi büyük katliamı
.
Çığlıklarla insanlar sığındılar yatakların altına
Kaçtılar bodrumlara ve ormanlara
Zehir kentlerin üzerinde bir bulut gibi dolaştı
Milyonlarca ceset serildi caddelere.
.
Herkes, ölümden kaçabileceğini sanıyordu
Ama kimse kaçamadı artık dünya boştu
Bir rüzgar gibi zehir her yanı sardı
Cesetler le dolu çöle dönmüş kentler
ve denizlerde yüzdü cesetler
.
Soluk birer ekin demedi gibi olduğu yere serildi insanlar
Başları solarak düşmeye başladı
Pencere önündeki çiçeklerin
Felaketi ve ölümü inliyordu hayvanlar
Ve yavaşça dumanı sönüyordu yüksek bacaların
.
Ceset dolu gemiler yüzmeye başladı denizlerde
Ne ağlamak nede gülmek kaldı yeryüzünde
Ölüm saçan uçakların kaptanı şaşırdı rotayı
Bulutları yararak düşüyorlardı gökten
.
İnsancıl olmasa da bu yöntem
Sonunda dileğine erişti insan
Rotasında alışıla geldiği gibi
Sessizce dönüyordu dünya
.
Erich Kästner 1930
Çeviren: Molla Demirel
Erich Kastner kimdir?
Erich Kästner 1899 yılında Almanya’nın Dresden kentinde bir Semerci Ustasının çocuğu olarak dünyaya geldi. Daha lise sıralarındayken savaş başlar, okuldan savaşa gönderirler . Oradan kalpten hastalanır. Ve yıllarca bakıma muhtaç kalır. Bu hastalığı yaşam boyunca yakasını bırakmamış olsa da savaştan sonra üniversiteye gider Almanca, Felsefe ve Tiyatro bölünü bitirir. Savaş döneminde her Alman işçisi ve küçük esnafı gibi E. Kästner ailesi de çok perişan olur. Onun bütün eserlerinde bu savaş süresinin kitlelere yaşattığı acıyı buluruz. 1962 daki bir söyleşide E. Kästner söyle der: „Bugün kömür ocaklarının tükendiğinden şikayetçisiniz. Bugün ısınmak için kömür yok, ama bizim savaş yıllarında, çocukluğumuzda ekmek için kömür ( para) yoktu“
Böylece savaşın çilesini yaşamı boyunca unutmamıştır. Batı Almanya Pen Kulübü‘nün daima Onursal başkanı oldu. 1974 yılında München’ de yaşama veda ederken peşinde onlarca şiir, Tiyatro , deneme ve çocuklar için yazdığı eser bıraktı.
Bütün eserlerinde sevgiyi öne çıkararak, silah ve savaşın yıkımını kendi stilliyle eğlendirici ama anlaşılır bir dille anlattı. İlk etapta akla gelen eserlerinden bir kaçı:
Şiirleri:
· Bele Bağlı Yürek ( Herz auf Taille) Şiirler
· Aynada ki Gürültü ( Lärm ım Spiegel) Şiirle
· Sandalyalar arasında söylenen Türküler ( Siirler)
· Danışman (Danışma Bürüsunda ki adam) Ein Mann gibt Auskunft
.
Tiyatroları:
·
· Bu Zamanda Yaşam (Leben in dieser Zeit)
· Noktacık ve Anton (Pünktchen und Anton)
·
Film Senaryoları :
· Emil ve Dedektif ( Emil und Dedektive)
· Kar içinde üç Adam
· Münç evi
.
Çocuk Kitapları:
· Berbere giden Domuz (Das Schweın bei Friseur)
· Arthur’un Uzun Kolları ( Arthur mit dem Langen Arm)
· Hayvanların Konferansı (Die Konferanz der Tiere)
· Küçük ( cüce) adam (Der kleine Mann)
.
Denemeleri:
· Sınırdaki Trafık Akışı ( Der kleine Grenyverkehr)
· Günlük 45
· Neden –Niçin? (Wiso –Warum?)
· Mutluluk sınır tanımaz ( Heiterkeit kennt keine Grenzen
·
Romanları:
· Fabian
.
Bu verdiklerimiz sadece eserlerinden birkaçıdır.
Dostça selamlar
.
Molla Demirel














