Dallar kırıldı,dereler kurudu.. hepimizi bin musibet buldu. Sizden sebep!
Sustu insan.. Viran buralar..
A gönlü hepten kuruyasıcalar.. Adımlarımızda, ufkumuzda, ruhumuzda
Bin çelme, bin çentik, bin kıymık..
Biz ki; hiç bitmeyen baharların kahramanlarıydık,
Külhan kalplerimizle, turuncu bir göğün şımartan albenisinde
O şahane ahenge vurgunduk…
Biz ki; şen şakrak masalarda, bir tek kara zeytine romanlar yazardık.
Heybetli küfürler yollardık, o kahrını ezbere bildiğimiz kadere
O paslı yalana pabuç bırakmazdık.
O masada, oracıkta yazdığımız şiiri haykırırdık
Hep bir ağızdan: ”kabuklar dökülür, gidenler unutulur”
Yarım ağız değil, avaz avaz çıkardı sesimiz.
Hele hele, aşk’a koyulduk mu, göğe ererdi başımız…
Bir kasırga, bir boran, çokça hazan,
Nasılda bozuverdi havamızı, sizden sebep…
Kalıverdik mi çiçeksiz, güneşsiz
Yani benim canım; haylidir biz
İki gözümüz iki deniziz…
A gonca gülleri solasıcalar,
Bizde ”ah” çok… ederiz de…
Bekleyelim az daha.
Şimdilik, ıslanadursun göz pınarlarımız
Nasılsa güzelce sıkar kuruturuz
Harcatmayız, üç beş zalime kalbimizi…
Hem; gül küserse
Söz biterse
Tel ağlarsa
Kalp kanarsa
Can yanar!..
Can yanarsa
Solar günün minesi…
…
Beyhan Duran














