KEMALİZM KORKUSU!
—————————-
Kemalistlerden…
İt gibi korkuyorlar…
KEMALIZM kâbusları…
Bakın…
Bunlar…
Ne liberallerden…
Ne Sosyalistlerden…
Ne de Koministlerden…
Kemalistlerden korktukları kadar korkuyorlar!
Çünkü…
Kemalistlerin dışındaki her kesimi kandırdılar….
Onların yumuşak karınları olan özgürlükten girdiler..
Türban meselesinde…
12 Eylül’cüler yargılınayor meselesinde…
Kürt açılımı meselesinde…
Hepsini kullanıp defalarca taklaya getirdiler bu kesimleri!
Bizi…
Yani Kemalistleri kandıramazlar, zaten kandıramadılar da…
Biliyorlar…
Kemalist Devrimciler…
İsyanı da ihaneti de asla affetmez!
Dün etmedi…
Yarın da etmeyecek!
Dün İstiklal Mahkemelerini kurdu…
Hainleri yargıladı..
Hak ettikleri cezayı kestiler…
Menemen de…
Cumhuriyete karşı kalkışmanın…
Teğmen Kubilay’ın aziz kanının, canının bedelini…
Bu ihanetin planın yapıldığı her mecranın önünde ödettirildi!
Ah biz Kemalistleri..
Onların ebedi liderleri…
Mustafa Kemal ATATÜRK’Ü bir geçebilselerdi…
Ne çok isteyip…
Ne çok uğraştılar…
Geçemediler ama!
Geçemeyeceklerde…
Bak…
23 Yıl iktidarlar…
FETÒ eliyle…
ORDUYA KUMPAS KURDULAR…
En değerlilerini…
Canlarından aziz bildikleri ocaktan kopardılar…
Bir tek Kemalist Subay bırakmadıklarını düşündüler…
23 yılın sonunda…
3 Kuvvette Harbiye 1.si…
Kadın Teğmenler oldu!
Darmadağın oldular!
Kemalistlerden ölümüne korkuyorlar!
Bir bakıma haksız da sayılmazlar…
Ne diyor atalarımız…
KURKUNUN ECELE FAYDASI YOK!.
GELİYOR GELMEKTE OLAN!…
…
ADALETE ŞAŞI BAKILMAZ!
———————
Adalete şaşı bakılmaz…
Bakarsanız eğer…
Adalette size öyle bakar!
Adalet, evrensel ilkelerle
örülüdür…
Şahsı duygularımızla, arzularımızla tahkim edilmiş bir kavram ise asla değildir…
Tuttuğumuz takımda…
İçinde olduğumuz din, mezhep de…
Dost, arkadaş mecrasında…
Uğradığımız, uğrattığımız tüm haksızlıklarda da…
Yani işimize geldiğinde devreye sokacağımız…
Değiş tonton deyip bize göre şekillenen bir “illüzyon materyali” değildir!
Çıkarımıza aykırı olsa da “yansız adalet” mekanizmasının verdiği karara boyun eğmek zorundayız!
Bugün sizin gönlünüzü hoş eden bir “ADALET” uygulaması…
Günü gelir, boynunuzu suçsuz yere bedeninden ayıran bir giyotin aygıtına dönüşür!
Kimi dostlar, yurttaşlar…
İş, takım yandaşlığı…
Veya din, mezhep vs. Söz konusu olduğunda…
Gerçeklikten de…
Adalet duygusundan da..
Şaşılası bir şekilde kopuyorlar…
Olmaz böyle bir şey…
Adalet ya vardır…
Ya da yoktur!…
İşin özü…
Sokaklarda hak, Hukuk adalet diye hançerimizi yırtarken…
Halkın, ADİL OLSUNLAR DİYE OY VERDİKLERİ BELEDİYELER…
Liyakatsizliğin, haksızlığın, adam kayırmacılığının adresi olamaz…
Kişiselliğimize ait herhangi bir meselede…
Adalete paydos dedirtirsek eğer…
Ciddi bir samimiyet sorunumuz var demektir!
Siyasette bizi büyük yanılgılara sürükleyen bu tercih hataları değil midir?
Neydi?
Önce çuvaldızı kendimize!…














