Şu ana kadar medyaya yansıyan bilgilere göre, üçüncü dünya ülkelerini ve dağılan sosyalist ülkeleri ABD’nin birer kolonisi hâline getirmek isteyen, Kanada, Grönland ve Meksika’yı ABD topraklarına katmayı hedefleyen Donald Trump büyük bir yenilgiyle karşı karşıya.
Amerikan halkı, bir yandan yaratılan savaşlar nedeniyle büyük silah üreticilerinin daha da zenginleşmesine tanık olurken, diğer yandan ülkedeki yolsuzluk ve yoksulluk her geçen gün daha da çekilmez bir hâle geliyordu. İktidar ise halkın dikkatini kendi hatalarından uzaklaştırmak için beyazlar, göçmenler ve siyahiler arasında çelişkiler yaratmayı bir devlet politikası hâline getirmeye çalışıyordu.
Bugün ABD’de Donald Trump’ın yaşadığı tarihi seçim yenilgisi, yalnızca Demokratların Beyaz Saray’ı yeniden kazanma umutlarını güçlendirmekle kalmıyor. Aynı zamanda ABD’ye bağımlı politikalar izleyen ve Trump’ın politikalarını destekleyen Büyük Britanya, Türkiye, Almanya, Suudi Arabistan, Katar ve İsrail gibi ülkelerdeki demokratların da kendi ülkelerinde daha demokratik, barışçıl ve savaşlardan uzak bir ortam yaratma umutlarını artırıyor.
Elbette bu umutlara kapılırken kesin sonuçları beklemek gerekir. Donald Trump’ın bütün seçim bölgelerinde ve eyaletlerde yenilgiye uğrayıp uğramadığı henüz kesinleşmiş değil. Sonuçların açıklanması biraz daha zaman alabilir. Ancak şu ana kadar medyaya yansıyan bilgilere göre Cumhuriyetçiler ve liderleri Donald Trump büyük bir yenilgi yaşıyor. Demokratların başarısı şimdiden “yüzyılın olayı” olarak nitelendiriliyor.
Amerikan ara seçimlerinde, muhalefet partisinin başkanın mensubu olduğu iktidar partisine karşı üstünlük sağlaması sıkça görülen bir durumdur. Ancak bu kez yaşanan zafer, önceki seçimlerden çok daha büyük. Demokratların, Trump’ın henüz iki yıl önce, hatta bazı yerlerde çift haneli oy farklarıyla kazandığı bölgelerde ve eyaletlerde birbiri ardına valilikleri, senatörlükleri ve milletvekilliklerini kazanması, seçimlerin önemini daha da artırıyor.
“Mavi Tsunami” olarak adlandırılan bu seçim dalgası, ülkenin dört bir yanında Trump’ın desteklediği ve milyarder Elon Musk’ın yüz milyonlarca dolarla desteklediği adayları siyaset sahnesinin dışına itti. On yıllardır Cumhuriyetçilerin güçlü kaleleri olarak bilinen bölgelerde bile seçmenlerin Trump’ı desteklemekten vazgeçtiğini görüyoruz.
Şüphesiz bu, tarihi bir gelişmedir. Dünya genelindeki demokratların ve Trump yönetimine karşı çıkan insanların bu sonuçlar karşısında büyük sevinç duyması son derece anlaşılabilir bir durumdur. Bu sevinç yalnızca ABD’deki seçmenlerle sınırlı değildir. Trump’ın politikalarına karşı çıkan dünyanın dört bir yanındaki demokratlar da bu gelişmeyi umut verici bulmaktadır.
Ancak ABD’deki ara seçimlerde Donald Trump’ın açıkça cezalandırılmış olması, Demokratlar için de dünyada savaşların sona ermesini isteyen insanlar için de sınırsız bir destek anlamına gelmemelidir. Bu seçim sonuçları Demokratlara verilmiş bir “açık çek” değildir.
Günümüzde gerek ABD’de gerekse Trump’ın savaş politikalarını destekleyen diğer ülkelerde insanlar her zaman ideolojik nedenlerle oy kullanmıyor. Seçmenlerin büyük bir bölümü öncelikle kendi ekonomik durumuyla ilgileniyor. Artık boş vaatler değil, yaşam koşullarında somut iyileşmeler görmek istiyorlar. Çünkü insanların buna ihtiyacı var.
Ancak halk arasında şöyle bir söz vardır: “Kana alışmış olan, kudurmuş birinden beterdir.”
Seçimlerin yapıldığı günlerde Trump’ın İran’a saldırı emri verdiğine ilişkin haberler gündeme geldi. Hürmüz Boğazı’nda bir geminin İranlılar tarafından vurulduğu, başka bir geminin ise İranlıların denize yerleştirdiği mayına çarptığı yönünde haberler yayımlandı.
ABD’de iki yıl daha başkanlık görevini sürdürecek olan Donald Trump’ın, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile birlikte İran’a yönelik saldırılarını genişletme ihtimali üzerinde de demokratların düşünmesi gerekiyor. Trump’ın bir provokasyon aracılığıyla Türkiye’yi, Büyük Britanya’yı, Suudi Arabistan’ı, Yunanistan’ı ve başka ülkeleri de bu savaşa dâhil etmeye yönelik bir planı olabileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir. Demokratlar böyle bir tehlikeye karşı hazırlıklı olmalıdır.
Sonuç olarak, 2024 yılında Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinden bu yana ABD’de yaşam koşullarının iyileşmediğini düşünen seçmenlerin desteklerini ne kadar çabuk geri çekebileceklerini bu seçimler bize gösteriyor.
Trump’ın uyguladığı gümrük vergileri, giriştiği savaşlar ve yönetimindeki yolsuzlukların sonuçları, fiyatların sürekli artmasına yol açtı. Aynı zamanda eğitim ve sağlık alanlarında büyük bütçe kesintileri yapıldı. Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde uğradığı yenilgi, Trump’ın milyonlarca Amerikalının yaşam koşullarını daha da kötüleştirmesinin bir bedelidir.
Umarım Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, Trump’ın politikalarına bağımlı hareket eden Büyük Britanya, Türkiye, Yunanistan ve Suudi Arabistan gibi ülkeler de bu seçim sonuçlarından gerekli dersleri çıkarır. Trump’ın politikalarına destek vermekten vazgeçerler. Kendi halklarına demokrasi, barış ve dostça ilişkiler içinde yaşama imkânı sunmanın yollarını arar ve bunu hayata geçirmek için çaba gösterirler.
Elbette bütün bunlar, benim savaş karşıtı ve demokrasi savunucusu bir yazar olarak taşıdığım umutlardan ibarettir…
04.11.2026
Molla Demirel














