Yine izini sürüyorsun bir suçlunun,
karanlığın içinde aradığın bir yüz
Oysa çoktan düşmüş nefretin, yüzündeki maskeden.
.
İnsanlık adına yükselen sesleri
küçümsüyorsun iyilik diye.
kapısını kapatıp vicdanın
taht kuruyorsun önyargılarına.
.
Bir suçlunun gölgesini büyütüp
yayıyorsun bütün bir topluma.
Bir damla kanı deniz yapıyor,
suç yazıyorsun masumların alnına.
.
Çünkü sen,
korkuyorsun eleştiriyle yüzleşmekten.
Kurbanın giysisine bürünüp
kutsuyorsun kendi nefretini.
.
Paslı bir hançer gibi önyargıların,
zehirli bir sarmaşık nefretin.
Her gün biraz daha büyüyen içindeki nefret,
her dalı bir insanın yüreğine uzanıyor.
.
Azınlıkların üzerine çöken
kara bir bulut gibi dolaşıyorsun.
Öfken alnında kızıl bir mühür,
çoktan susmuş vicdanın,
kendini haklı sanıyorsun sen hâlâ.
Anladım seni!
Kurtarmaktan söz ediyorsun insanları,
ama gözlerinde karanlık,
ve sözlerinde parlayan kin.
.
Sen ne bir kurtarıcısın
ne de insanlığın dostu.
Bir flüt çalıyorsun karanlıkta,
tıpkı fareli köyün kavalcısı gibi.
Peşine taktığın masumların
hangi uçuruma sürüklendiğini
bile bile yürüyorsun.
.
Yüzünde taşıdığın sahte bir kahraman maskesi,
ardında binlerce kırık hayat.
Gölgen uzadıkça büyüyor karanlık,
çöküyor korku insanların düşlerine.
İnsanın yıkılışını bekliyorsun,
küçücük bir tökezleyişi bile
dönüştürüyorsun zafer narasına.
Başkalarının yarasına tuz basıp
gizliyorsun kendi yaralarını.
Çoğaltmak için karanlığı
benzin döküyorsun ateşe.
Koca bir ormanı bir kıvılcımla
kül etmek istiyorsun.
Ama dinle!
Kin, önce yakar sahibinin yüreğini.
Nefret, söndürür insanın içindeki ışığı,
sonra kendi gölgesini bile
düşman sanır.
Şimdi bak!
Çatlıyor hayat ayaklarının altında,
dipsiz bir uçurum önünde.
Nefretinle ördüğün duvarlar
üzerine yıkılacak bir gün.
Çünkü kinle yürüyen insanın
aydınlık değil vardığı yer,
en derin kuyusudur karanlığın.
Ve unutma:
Nefret eken, yıkım biçer;
insanlığı yakan,
önce kül eder kendi içindeki insanı!
Özgür Metin Demirel













