Bir kaç gün önce sosyal medyada bir haber gördüm.
Hâlâ karar veremedim: güleyim mi, ağlayayım mı?
Habere göre bir adam, açlıktan ölmüş.
Evet, yanlış okumadınız.
Yirmi birinci yüzyılın Türkiye’sinde, bir insan açlıktan ölmüş.
Ama olay burada bitmiyor.
Adamın cenazesinde, defin sırasında, katılanlara pide dağıtılmış!
Yanlış bir cümle kurmadım.
Açlıktan ölen birinin cenazesinde, pide…
Aziz Nesin yaşasaydı, eminim “ben bu kadarını bile yazamazdım” derdi.
Ben de hâlâ emin değilim: ağlasam mı, gülsem mi?
Hele o pideleri dağıtanın bir devlet kurumu olduğunu öğrenince işin rengi tamamen değişiyor.
Hani rahmetli Ahmet Kaya’nın bir şarkısı vardı:
“Nereden bakarsan tutarsızlık,
Nereden baksan ahmakça…”
Tam da öyle.
Adam açlıktan ölmüş, devlet kurumu ise “dirisine sahip çıkamadık, bari ölüsüne çıkalım” der gibi pide dağıtıyor.
Acaba “onu gömenler aç kalmasın” mı demek istediler,
yoksa “madem aç öldü, öbür tarafta karnı doysun” mu?
Bilemiyorum.
Ama günlerdir düşünüyorum, güleyim mi ağlayayım mı, karar veremiyorum.
Bu olay bana yıllar önce bizim oralarda yaşanan bir hikâyeyi hatırlattı.
Bir kış gecesi, adamın biri dışarıda kalmış.
Kar, tipi, boran… sabaha kadar sürmüş.
Adam sabaha çıkamamış, donarak ölmüş.
Bizim oralarda bu tür doğa olaylarına “Allah’ın rahmeti” denir …
Cenazede herkes “Allah rahmet eylesin” deyip durunca.
Adamın oğlu sonunda dayanamamış:
“Yahu arkadaşlar, Allah’ın rahmeti babamı gebertti,zaten
siz hâlâ ne diye rahmet diliyorsunuz?” diye feryat etmeye başlamış.
İşte o geldi aklıma.
Açlıktan ölen adama pide dağıtmak da aynı mantık değil mi sizcede?
Birazda, bu ölüm sebebine nispet yapmak bence.
İroni var, trajedi var, vicdan yorgunu bir toplum var.
Velhasıl, memleketin hâli tam bir kara mizah tablosu.
Artık bilemiyorum,
biz gerçekten gülmeyi mi öğrendik,
yoksa acıya alışmayı mı?..
Karar veremiyorum.
Ya siz,?














