‐————————–
Bulunduğunuz yere yağmurun yağacağını bilmek için…
Meteoroloji uzmanı olmanıza gerek yoktur…
Yüzünüzü bir parça gökyüzüne çevirmeniz yeterlidir…
Yağmur bulutlarıyla kaplı gökyüzünden dökülecektir o yağmur az sonra…
Uzun yıllardır toplum olarak…
Yaşatılan derin bir illüzyonun bakar-kör tutsakları olduk…
Adım adım yaklaşan büyük felaketimizin…
Çaresiz bireylerine dönüştük hep birlikte!
Her kötülüğü…
Alışa sindire unuttuk…
Hesap sormayı bırakıp, “helalleşme aptallığın” ipine tutunduk…
Analiz etmeyi…
Sorgulamayı…
Neden- sonuç ilişkisiyle değerlendirme yapmayı bırakıp,
Kendi “konfor alanlarımızın” birer müebbet tutsaklarına dönüştük!
Alıştık ya kurtarıcı tarafından kurtarılmaya…
Birilerinin yerimize ölmesine…
Hapislerde çürüyüp, mahvolmasına…
Sonsuza dek böyle gider sandık!
Yıllarca yaklaşan görüp uyaranları…
“Çıkarcılığın kurnazlığı” ile saldırdıkça saldırdık…
Küçük hesapların tükenmiş onursuzluğu ile..
Birer müridine dönüştüğünüz gettoların birer pusucularına dönüştük…
Deniz bitti…
Kara göründü!
Bedeli ödenmemiş özgürlüğün ömrü…
Kar tanelerinin yere düşüp, eriyip, buhar olduğu ana kadardır!
Bugün…
Kapımıza dayanan o büyük felaketin arifesindeyiz artık…
Ya direneceğiz…
Ya da kuşaklar boyu sürecek olan karanlık dönemin sonsuz tutsakları olarak sürdüreceğiz yaşamımızı!
Evrensel bir kuraldır…
“İnsanlığa karşı işlenmiş suçun” zaman aşımı olmaz…
“Zaman en iyi ilaçtır” aptallığı ile…
Her türlü vahşet kirliliğini halının altına süpürmeyi seçtik!
Oysa böyle nice SUÇ…
Toplumsal hafızamızın kozmik tufanında…
Kurumuş birer yaprak gibi savrulup gitti ne yazık ki!
Ne hesabını ödedik nice aymazlığımızın…
Ne de hesabını ödettik, varlığımızın cellatlarına!
Kendini sevmeyen…
Kendine saygıyı, hak edilmesi gereken bir insanı hak olarak görmeyen toplumlar…
Acınası zavallı yaşamların…
Ebedi kölelerdir!
Hastalıklarda teşhis…
Bir tedavide yaşamsal kalitenin olmazsa olmazıdır…
Kangren olmuş uzuv kesilip, vücuttan ayrılır…
İhtilal denen şey böyle bir şeydir…
Kanseri aspirinle tedavi edemezsiniz…
Yanlış teşhis…
Ve ona bağlı lokal tedaviler…
Bugün ölümün eşiğine getirdi koca bir ULUSU!
Tek merminizin kaldığı bir savaşta iseniz…
Ya kafanıza sıkıp, daha büyük acıların önüne geçersiniz…
Veya…
O mermiyi…
Savaşı sonlandıracak noktaya ateşlersiniz!
Karar vereceğiz hangisinin olacağına…
Ya teslimiyet ve biat…
Ya da 300 Spartalı olup, tarihe geçip, geleceğin mimarı olmak!
Dünya tarihinde de…
Mazlum milletlere örnek olmuş…
İlk tek Kurtuluş Savaşımızda da reçete hep aynı yazılmıştır…
Direniş…
Soluksuz direniş!
Bu günler…
Özgürlüğümüzü ne kadar hak ettiğimizi…
Onun uğruna nelerden vazgeçeceğimizi göstereceğimiz günlerdir…
Çünkü insanlık tarihinin her sayfası…
Böyle kanla, canla yaşanmış nice öykülerle doludur!…














