sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

ADOLESCENSE ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Azize Demirhan Ekleyen Azize Demirhan
Nisan 24, 2025
in YAZARLAR
0
ADOLESCENSE ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
0
Paylaş
92
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter


Netflix’in yeni yayınlanan Adolescence dizisi milyonlarca kişi tarafından izlendi. Eğitim
uzmanları, öğretmenler, psikologlar ve ebeveynler nezdinde pek çok olumlu yorum ve
değerlendirmeye mazhar olan bu diziyi ben de yeni ergenliğe girmekte olan bir çocuk annesi
olarak izlediğimde derinden etkilendiğimi ifade etmeliyim.
“Adolescence” Türkçe’de ergenlik anlamına geliyor. İçinde yaşadığımız dijital çağın yol açtığı bu
kaotik düzende ergenlik dönemindeki gençlerin yaşadığı zorlukları odak noktasına alan dizi
onlarla kurmamız gereken sağlıklı iletişimin ne denli önemli olduğu gerçeğiyle yüzleşmemizi
sağlıyor.
Adolescense; çekim teknikleri, senaryosu, kurgusu ve müzik seçimiyle baştan sona çok başarılı
bir yapım olmuş. İlk bölüm, on üç yaşındaki Jemie Miller adındaki bir çocuğun sınıf arkadaşı
Ketty’i öldürmesi nedeniyle evlerine yapılan bir şafak baskınıyla başlıyor. Ardından çocuğun ve
ailesinin hayatının altüst oluşuna tanıklık ediyoruz. Adolescence, bu cinayeti gerçekten tekil
olarak kimin işlediğinden ziyade hangi güdülerle ve neden işlenmiş olduğu sorusunu merkezine
alarak bir bebeği katile dönüştüren toplumsal ve dijital dünyanın hiç bilmediğimiz gerçeklerine
gark ediyor.
Tek plan ve eş zamanlı olarak çekilen bu dört bölümlük dizide her anın ve duygunun içine
çekildiğinizi hissediyor sıradan bir ailenin içine düştüğü bu korkunç olayın yarattığı şok
duygusuna bürünüyorsunuz. Dizinin ele aldığı mesele aslında hiç de yabancısı olmadığımız,
zaman zaman kaygılarını taşıdığımız ama baş etmekte kimi zaman yetersiz kaldığımız kimi
zamansa görmezden gelerek gerekli önemi vermediğimiz bir konu. Yeni nesil sosyal medya
dünyasının nasıl kullanıldığı ve gençleri ne şekilde etkisi altına aldığı üzerine yeterince
düşünüyor muyuz ve yeterince uyanık mıyız? Düşünsenize sıradan orta halli bir ailesiniz ve
çocuklarınız, siz, işiniz gücünüz hayatınızda her şey normal ve olması gerektiği gibi. Çocuğunuz
diğerleri gibi okula gidiyor, okuldan gelip yemeğini yiyor, sonra odasına kapanıyor. Kapısını
kapattığı odasında onların güvende olduğunu sanıyoruz. Bilinçaltında bize dokunan duygu ise
çocuklarımız odalarındayken gerçekten güvendeler mi sorusunu düşündüren güvenlik kaygısı.
Sıra dışı bu olayın sıradan bir ailenin başına gelebileceği ihtimali, her evden bir Jemie Miller
çıkabilme olasılığı…
Filmin yazarı ve baba karakterini canlandıran Stephen Graham, verdiği bir röportajda şu önemli
noktaya değinmiş: Günümüzde genç erkeklere ne oluyor, internet üzerinden nasıl
radikalleşiyorlar ve bunda ebeveynlik, okul sistemi ve toplumun rolü nedir? Dizinin ele aldığı
mesele tam olarak böyle özetlenebilir.
Dizinin ilk bölümü karakolda geçiyor ve suçlunun bir çocuk olması nedeniyle her prosedürün
kusursuzca ve hassasiyetle uygulandığına tanıklık ediyoruz. Polis, avukat, komiser, sağlık
görevlisi dahil olmak üzere her uygulama çocuğun hakkı ve hukuku gözetilerek uygulanıyor.
İkinci bölüm ise Jemie Miller’in okulunda geçiyor. Olayı inceleyen başkomiserin kendi oğlunun
da bu okulda okuduğunu ve arkadaşlarınca zorbalandığını görüyoruz. Kamera okul
koridorlarında gezinirken, yaşanan trajik bir olaya rağmen gençler arasındaki lakaytlığa ve
umarsızlığa, olayı sorgulamaya gelen başkomiserin alaycı sözlere maruz kaldığını ve burada
aklının karıştığını görmekteyiz. Bu duruma kayıtsız kalamayan oğul ise babasını kenara çekerek
ona hiç bilmediği bir dünyanın sırlarını açıyor. Oğlu komisere “hiç anlamıyorsun baba” derken
dijital göçmen kuşak ile dijital yerli kuşağın arasında açılan nesiller arasındaki anlayış farkını
gösteriyor. Emojilerle akan bir dünyanın anlamadığımız bu sert ve keskin diliyle babasını ilk kez
yüzleştiriyor. Burada seksene yirmi kuralı denilen bir durumla ilgili erkek evrenine ait yeni bir
gerçeklikle tanışıyor, olayın kaynağına doğru gidiyoruz. Sosyal medya mesajları, gençler
arasında kullanılan semboller onlar açısından büyük anlamlar taşıyabiliyor. Çocuk olmakla,
yetişkin olmak arasında gidip gelen gençlerin duygu durumunun daha da karmaşık hale geldiği
bu dönemde dünyayı anlamlandırmak gençler açısından daha da zor ve karmaşık hale

gelebiliyor. Kabul görmek, sevilmek, beğenilmek, anlaşılmak arzusu yoğun bir şekilde
hissediliyor. Bu onaylanma arzusu; bir reddediliş ya da bir alaycı hareket karşısında büyük bir
öfke seline evrilebildiği gibi kendini değersiz ve önemsiz hissetmelerine neden olabiliyor.
Değersizlik duygusu, hayal kırıklığı, öfke vb duygular gençlerin kişiliğini biçimlendiren temel yapı
taşları haline gelebiliyor. Erkeklik rollerinin baskısı altında ezilen erkek çocuklarının kadın
düşmanı ve şiddete meyilli topluluklarda kendilerini var etmeye çalışırken nice hayatların yok
olduğuna tanık oluyoruz.
Eğitim kurumlarının ve okulların ne denli işlevsizleşmiş olduğunu, duvarlarda yazan “sen
olasılıkların gökkuşağısın” ya da “kelimeleri değiştirirsen düşünme şeklini değiştirirsin” gibi o iyi
niyetli sloganların ne denli etkisiz kaldığını, tarih derslerinde önemli şahsiyetler işlenirken
gençlerin idollerinin tiktok ya da instagramdaki influencerladan ibaret olduğu gerçeğini
yüzümüze çarpıyor. Okuldaki öğretmenlere bakalım: Birkaç genci kenara çekmiş tehditle
azarlayan, gençlerden umudunu kesmiş ve elimden bir şey gelmez diyen, arkadaşıyla dalga
geçen öğrencileri böyle bir dil kullanamazsın diye azarlayan veya derslere sürekli geç kaldığı
için alay konusu olan ve saygınlığını yitirmiş olan öğretmen de var. Okulda gördüğümüz tüm bu
öğretmenler bizim gerçek hayattaki temsillerimiz gibi.
Komiser yardımcısı kadının, okulla ilgili “lahana, kusmuk ve mastürbasyon kokuyor” şeklinde
yaptığı benzetme toplumsal çürümüşlüğü, okulların çocuklar için bir şey ifade etmediği ve içinde
bulunduğumuz kültürel deformasyonu anlatması açısından ironik bir ifade aslında.
Bana en dokunan kısım şüphesiz Jemie’nin psikologla yaptığı görüşmeydi. Burada çocuklukla
yetişkinlik arasında hızla gidip gelen Jemie’nin görüşme süresince yer yer büyük bir öfkeye
kapıldığında kadının üzerine yürümesi, sakinleştiğinde ise tekrar küçük bir çocuk olmasıydı.
Psikolog, görüşmemiz artık sonlandı dediğinde Jemie’nin ondan sevildiğini duymak istediği anlar
‘suçu’ işleyenin sadece bir çocuk olduğunu göstermesi açısından çok etkileyiciydi.
Her öfkenin altında yatan anlaşılma, sevildiğini ve kabul gördüğünü hissetme ihtiyacının
Jemie’de vücut bulmuş hali içimize dokunuyor.
Dizinin son bölümünde bu trajik olayın etkileriyle baş etme mücadelesi veren anne ve baba
kendilerini sorguluyorlar. Baba, “elimizden geleni yaptık onun istediği her şeyi sağladık, onun
yaşındayken babam beni döverdi ve ben asla çocuklarıma vurmayacağıma söz verdim, onlara
hiç vurmadım, odasında güvende olduğunu zannettik” derken ne kadar bizden ve ne kadar
tanıdık geliyor değil mi?
Anne ve babasının şu sohbeti ne kadar can alıcı ve ne kadar da kritik öneme sahip. “Hatırlıyor
musun? Jemie henüz küçük bir çocukken mutfak masasında oturup saatlerce resim yapmaktan
çok keyif alırdı. Ama ben onu alıp futbol kursuna götürdüm o her başarısız olduğunda ve diğer
babalar ona güldüğünde ben sahanın kenarında öylece durdum ve ondan gözlerimi kaçırdım.
Sonra onu boksa götürdüm bu sefer farklı olur diye düşündüm ve sadece on dakika sürdü.”
Anne ve babanın kendilerine sorduğu “sence onu koruyabilir miydik, daha fazlasını yapabilir
miydik? sorusunun cevabı muğlak olsa da yapılması gerekenler hepimiz için belli: Çocukların ve
gençlerin büyüme yolculuğunda onlara doğru rehberlik etmekle, onların ilgi ve ihtiyaçlarını doğru
şekilde gözetmekle, eğitim sistemini daha kapsayıcı hale dönüştürmekle açıklanabilir.
Çocukların ve gençlerin duygusal bağ ve sağlıklı sınırlar koyabilen otorite figürlerine ihtiyaçları
var.
Dijital okur yazarlık konusunda ortak bir dil geliştirmek, onları dijital dünyanın duygu tuzaklarına
karşı hazırlıklı hale getirmek ve bunun için de duygular üzerine sohbet etmek, yaşanan büyük
duyguların gelip geçici olduğunu fark etmelerine yardımcı olmak çok önemli. Bu noktada sosyal
medya yoğun yaşanan duyguları daha da körükleyen bir işleve sahip olabilmekte. O nedenle
çocukların ve gençlerin günlük tutmak, resim yapmak, spor yapmak, sevdiği herhangi bir şeyle
meşgul olması büyüme sürecinde kritik öneme sahip.
Herhangi bir sosyal medya profilinin, gençlerin inşa etmeye çalıştıkları gerçek kimlikle olan
ilişkisini anlamaya çalışmak, yardım etmenin önemli bir adımı olabilir. Bu dijital etkiler gençlerin

gerçeklik algısını nasıl çarpıtabilir?
Bu konuda yasaklarla değil dijital dünyada da onların yanında olmak doğru bir pusula
geliştirmelerine destek olmak gerekiyor. Kontrol ve özgürlük alanında sağlıklı bir denge kurmak
dijital dünyada da ne olduğuna dair onlarla açık bir iletişim hattında olmak çok önemli.
Dizinin final sahnesinde Jemie’nin odasında onun oyuncaklarını, çocukluk kitaplarını,
galaksilerin süslediği duvarları, yatağındaki oyuncak ayısı ve her şey henüz büyümemiş bir
çocuğun dünyasına ait göstergeler. Ve fakat Jemie’nin dijital dünyada kaybolduğu ve oradan
aldığı etkilerle duygularının şekillendiği ve nihayet arkadaşını öldürmeye varan düşüncelerinin
filizlendiği yer. Baba onun yorganına yüzünü gömüp hıçkıra hıçkıra ağladığı anda “Özür dilerim
oğlum, daha iyisini yapabilirdim“ derken içimize dokunan Sting’in Fragile şarkısının sözleriyle
bitirelim:
For all those born beneath an angry star
Lest we forget how fragile we are
Öfkeli bir yıldızın altında doğan herkes için
Ne kadar kırılgan olduğumuzu unutmayalım.

Azize Demirhan.
24.04.2025

Post Views: 322
Önceki yazı

“Halkın parasını propaganda yapmak için mi harcıyorsunuz?”

Sonraki Gönderi

EKİM HAREKETİ’NDEN MEKTUP KAMPANYASI

Azize Demirhan

Azize Demirhan

Sonraki Gönderi
EKİM HAREKETİ’NDEN MEKTUP KAMPANYASI

EKİM HAREKETİ’NDEN MEKTUP KAMPANYASI

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.