sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

ALİKO’NUN KAHVESİ  –  4 –

Ali Dizdar Ekleyen Ali Dizdar
Aralık 16, 2025
in YAZARLAR
0
ALİKO’NUN KAHVESİ  –  4 –
0
Paylaş
22
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Bu mekânı bize kazandıran Ali ASAL, dededen gelen lakabı taşıdığından mahallemizde “ALİKO” olarak tanınır ve anılır. Denizci olan dede ALİKO ailesini korumak için Girit’ten Kos’a göçmüş. Oğlu Hüseyin ASAL gençlik yıllarında o günkü şartlar gereği ALİKO teknesiyle Bodrum’a gelmiş/göçmüş. Önceleri teknesiyle Gangava süngerciliği yapmış işler iyi gitmeyince süngerciliği bırakıp nakliyeciliğe başlamış. Anne Melek 13 yaşında ailesiyle birlikte diğer Giritliler gibi Kos’a oradan da Bodrum’a göçmüşler. Baba Hüseyin’in Bodrum’da yapmış olduğu ilk evliliğinde eşi vefat etmiş ve Melek ile ikinci evliliğini yapmış. Fahriye, Ali, Fatma ve Fazilet ismini verdikleri 3 kız 1 erkek çocukları olmuş.

1944 doğumlu ortanca evlat Ali ASAL’ın hikayesini kendi ağzından dinleyelim.

İlkokulu Turgutreis ilkokulu’nda okudum. Yaz aylarında terzi İbrahim ÖZKESKİN’in yanında, bir ara da Yunuslar fırınında çıraklık yaptım. Sonra Bodrum Ortaokulu’na devam ettim. Orta okulu okurken babam vefat edince okul sonrası mecburen ayakkabıcı Plaçi’nin yanında çıraklığa başladım.

“1972 de Liseye kavuşana kadar Bodrum’da “Ortaokul tahsili”, tahsilin ulaşabildiği çok önemli bir seviye idi. Daha ilerisine devam etmek için yani lise ve üniversite için hem maddi imkân hem de büyük şehirlerde ikamet edebileceğin tanıdıklarının olmasını gerektirirdi.”

Askere gidene kadar Plaçi’nin yanında ayakkabıcı çıraklığı yaptım, askerliğimi İzmir Narlıdere’de yaptıktan sonra Bodrum’a dönerek tekrar Plaçi’nin yanında 1 yıl daha ayakkabı imalatında çalıştım. Ancak denizci olmak genlerimize işlenmiş olması nedeniyle dede/baba mesleği olan denizciliğe geçmeyi seçtim ve ilk iş olarak kendine tekne imalatçılarının ilk ustası Naminin Memet’in oğlu Ali UYAV’a yaptırdığımız küçük bir gulet teknesi “ISTAKOS” ile o zamanın en çok gelir getiren işi, sünger avcılığına başladım. 5 yıl genellikle Marmara’da çalıştık ben de dahil tüm dalgıçlar ikili dalış yapardık.

Sünger toplama işi kış aylarının fırtınası bol ve soğuk günlerinde çok fazla tehlikeli olduğundan yapılamaz ve sünger avcıları/toplayıcıları kış aylarını ya boş ya da balıkçılık yaparak geçiştirirler. Ben boş durmayı sevmediğimden kış aylarında iyi bildiğim ayakkabıcı mesleğimi sürdürmek üzere dükkân açarak ayakkabı üretmeye başladım. O zamanlar Sandalet ve Espadril yapım furyası başlamıştı, günde 40-50 çift ayakkabı imal ediyorduk, Ankara ve İstanbul’un en önemli mağazalarına sipariş yapardık. Yaz ayları gelince de dükkânı çıraklara bırakıp süngere gidiyordum. Süngerlere hastalık gelip avlanması yasaklanınca ISTAKOS isimli küçük guleti satıp “KUBİ” ismiyle hitap ettiğimiz, Fransız’ın ortak tekne yapma teklifini kabul edip, 16 metre tirhandil “EROL-1” teknesini yaptırdık. O zamanların yeni ve çok talep alan deniz turizmine başladım. Bodrum’da 3-5 tekne ile mavi yolculuk yapılan O dönemde benim teknem neredeyse piyasanın en büyükleri arasındaydı. EROL-1 teknesiyle 3 yıl çalıştırdıktan sonra tekneyi sattık ben kendime yine 16 metre “ALİKO” isimli tirhandili yaptırıp turizme devam ettim. Turizmle ayakkabıcılığı beraber yürütmeye devam ediyordum. Zehra (Artemis) ile o yıllarda evlendik. 1977

“ALİKO” tirhandili ile çalıştığımız deniz turizminin pik yaptığı yıllarda, piyasanın kaptana çok ihtiyaç vardı ve piyasada tecrübeli ve yeterlikli kaptan sayısı azdı. Haşim BİRKAN beni bir dostu olan Fransız’ın teknesinde kaptanlık yapmam için ısrar ediyordu. Çok ısrar ve iyi bir ücret teklif etmişti, ben de o ara iş hanı inşaatı yaptırıyordum, paraya sıkışmıştım, bu fırsatı değerlendirip teknemi satarak Fransız’ın “ROSE” isimli teknesinde 3 yıl kaptanlık yaptım. O tekneyle Avrupa’da çok yer gezdim. Daha sonra yine bir Fransız’ın yaptırdığı, tekne ustası Erol AĞAN’ın parmakla gösterilen ilk yaptığı büyük teknesi 21 metre “ELPENOR” gulet teknesine kaptan olarak girdim. 3 yıl da o teknede kaptanlık yaptıktan sonra kendi teknemi tirhandil ALİKO-1’i tekne ustası Çolak Erol lakaplı Erol AĞAN’a yaptırdım. Onunla 4-5 yıl mavi yolculuk gezileri yaptım. O yıllarda hızla talebi artan ve büyüyen mavi yolculuk gezi turizminde daha büyük ve daha lüks tekne talebi artmaya başlamıştı. Kayıtsız kalamazdım ve ALİKO-1 tirhandili satarak ALİKO isimli “AYNAKIÇ” da denilen “Ketch-Gulet” tipi teknemi yaptırdım.

Turizmle ayakkabıcılığı beraber yürüttüğüm yıllarda ayakkabı ve sandalet imalatında çok yoğun ve sıkı çalışıyorduk. Ayakkabıcıların yoğunlukla kullandığı yapışkanlardan, benzol teneffüs ediyorduk. Ve bunun sonu kötü olacağı belliydi. Sonumun kötü olacağını fark edip ayakkabıcılıktan vazgeçip 1987 de ayakkabıcı dükkânımı kapattım. Ve sonrasında uzun yıllar gücüm yettiğince deniz turizminde çalıştım. Deniz turizminden boşluk bulduğumuz tüm zamanlarda ailemle özel geziler düzenleyip denizin tadını ve keyfini çıkarmaya çalıştık. Yaş kemale erince kaptanlığı bıraktım ancak teknem ALİKO hala turizmde çalışmakta.

Ben para biriktirmeyi ve çıkan fırsatları değerlendirmeyi seven birisi olduğumdan, bir işi yaparken ek gelir getiren fırsatları ya da yatırımları yapmayı, ek iş sahası açmayı da severim. Sandalet imalatı yaptığım yıllarda dükkanım/atölyem mahallemiz Tarla Sokak girişinde idi. Mahalleye bir kahvehane açma fikri o zaman oluşmuştu. Mahallenin çok ihtiyacı olduğunu görüyordum. O nedenle ünlü sünger tüccarı Ali CENGİZ’den iznini alarak, torunu olan Eşim Zehra (Artemis)’in dededen / babadan miras hissesi olan eskiden sünger deposu olarak kullanılan, Mahallemiz Tarla Sokağı girişindeki binanın alt katına gerekli ilave inşaatı/düzenlemeleri yaparak 1981 yılında kahvehane açtım. Çok sevildi. Kahveyi benim işletmiş olmam nedeniyle de halk arasında ALİKO’nun KAHVESİ olarak söylenir oldu. Yıllar geçtikçe turizme hizmet etmeye başlayınca mekâna bir isim koymak gerekti ve “Ali Cengiz Kafe” ismini koyduk ancak halkın ağında ALİKONUN KAHVESİ adı hep söylenir oldu. Kahveyi açmakla ne kadar isabetli bir karar verdiğim görülüyor. Mahallemi ve mahallelimi seviyorum.

Mahallelimiz yaşlıları arasında yerini alan Ali ASAL’a bu teşebbüsünden ötürü teşekkür ederiz.

Gün geçtikçe Bodrumda, “ben de bu pastadan bir dilim istiyorum” hırsıyla saldıranlar çoğalmaya başladı. Ortam sıkış tepiş işletmelerle doluncaya ve modernize etme sevdasıyla çirkinleşmeyen bir yer kalmayıncaya kadar suistimal edilince, her ünlenen, sevilen ve sahiplenilen mekân gibi burası da tüm tılsımını yitiriverdi. Aliko’nun Kahvesi yanına, önüne bir sürü işletme masa atınca ve bu masalar nice mücadeleler sonucu kazandığımız Kumbahçe Meydanına doğru ilerlemeye devam edince, sevimsizleşen ortam gün geçtikçe albenisini de kaybediyor.

Tepecik, Azmakbaşı, Şalvarağa ve ŞEF’in Kahveleri, bilhassa tatil günlerinin bir saati ya da yürüyüşe çıktığımız akşam saatinin sonunda mola verdiğimiz, Bodrum gecesinin karanlık denizinde demirlemiş tekneleri seyrederek bir çay içmek, rastlanılan dostlarla iki muhabbetin belini kırmak, rutin alışkanlıklarımız arasındaydı. Bu sosyalleşmenin kesişme noktaları ve Bodrumlu olmayı da sağlayan mekanlar ya devletin hışmına ya da rantın hışmına uğrayarak Bodrum’daki değişime ve yozlaşmaya kurban oldular. Bu gaddar değişim; planlı ve sosyal yaşamı bozmadan yapabilme sanatından ve vizyonundan yoksun yönetimlerin bir zaafıdır.

“BU MEMLEKETİ DOĞRU DÜZGÜN YÖNETECEK KİMSE YOKMU” diye feryat edecek olursanız sesinizin kısılması ile kala kalırsınız.

Günün herhangi bir zamanında, bir çay ya da kahve içmeyi bahane edip, mola vermeye ya da orada olmaya can attığımız, Raşit’in Kahvesi, Tepecik Kahvesi, Azmakbaşı Kahvesi, Şalvarağa Kafe, SEF’in Kahvesi yok olup tarihe karıştıkları gibi Aliko’nun Kahvesi de can çekişir durumdadır.

Farkında değil misiniz? Bilinçsizce ya da organize olarak uygulanan taktiklerle yavaş yavaş yok oluyoruz. Yavaş yavaş kaynatılan suyun içindeki haşlanarak öleceğinin farkına varmayan kurbağa gibiyiz.

Saygılarımla Ali DİZDAR

Post Views: 315
Önceki yazı

Orhan’dan…dan…dan…

Sonraki Gönderi

Mizah Festivali Efes Selçuk’ta

Ali Dizdar

Ali Dizdar

Sonraki Gönderi
Mizah Festivali Efes Selçuk’ta

Mizah Festivali Efes Selçuk’ta

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.