19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
EY TÜRK GENÇLİĞİ
Sana görev vermiştim!…
Her durumda;
Koru Cumhuriyeti ; demiştim…
Birgün, bağımsızlık ve Cumhuriyetin düşerse dara;
Ne beni, ne de başka birini ara…
Çareni kendin yarat!…
İzle beni…ben nasıl düştümse yola;
çareyi; kendinde ara…
“Çaresizim” deme sakın…çaresiz değilsiniz…
Ç a r e; s iz s i n i z!…
Biliyorum…
Toplum sağır;
Yüklendigin görev ağır;
hele bu günlerde işin zor, çok daha ağır!…
F a r k ı n d y ı m…
sabrın taşıyor!…
Yeni bir 19 Mayıs gün be gün yaklaşıyor!…
Unutma…;
Görev senin, sende şimdi bu sancak;
Bu sancak ; sonrakine; devrolacak…
Anamızsa bu toprak; namusumuzdur vatan,
Devir teslim bitmeyecek;
Sonsuza dek sürecek!…
Şunu bil!…
Hiçbir durum, benimkinden çok daha kötü değil…
Yeter ki, “sol memenin altındaki cevher kararmasın “
Yeter ki umut; gençlikten mahrum kalmasın
Gün gelir de; gerekirse yine bir 19 Mayıs;
Korkuyu yen; kuşkuyu at!..
Haine ve düşmana inat;
De ki; “söz konusu Vatan’a gayrisi teferruat!..”
Derim ki;
Durmak; düşmektir; susmaksa büyük kabahat!..
Mazeret kabul etmem çağdaş Cumhuriyet adına!..
Durma gel!.. hemen şimdi;
Sen de katıl bağımsızlık safına.
“Özgürlük, bağımsızlık benim karakterimdir “
Eğer uymuyorsa bu kalıp sana;
Helal etmem hakkımı;
el pençe divan durup gelme karşıma!..
Hatirla;
Ne demiştim sana:
Dahilde ve hariçt; zafere ulaşırsa
Kötülük sahipleri;
İçinde bulunduğun şartı-şurtu düşünme,
Özgürlüğün uğruna, durma!..atıl ileri..
De ki..Daha beteri;
Düşman girdi yurduna,
Orduların dağıldı, kaleler düştü bir bir..
İş başında olanlar, aymaz, sapkın da olur,
Daha kötüsü, hayınlık bile yaparsa,
Üç beş dolar uğruna, vatanı da satarsa…
Şahsi çıkarlar için işbirliği yaparsa..!
Hele bunlar da, sultanlığa
Kalkarsa!..
Yüreklere kor düşer…
Derim ki; gençliğe güvenerek;
Görev acil; yeni bir 19 Mayıs gerek!..
Görev bekleme benden;
Görevin sahibi sensin;
Artık sen; bir Mustafa Kemal’sin!..
Görevini unutma, tarihte olmaz yoktur;
Her ülkenin düşmanı, dostundan daha çoktur!..
Gerçeği görmelisin, durum gerçekten acı!..
Birincil görev senin;
Çare sende: yüreğinde kurtuluşun ilacı!..
“Kararmadı sol memenin altındaki cevahir!”
Çaresiz durum yoktur,
Çare sende…
******
“…önemli olan, memleketi temelinden yıkan, ulusu tutsak ettiren iç cephenin düşmesidir. Bu gerçeği bizden iyi bilen düşmanlar bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bu güne kadar başarı da kazanmışlardır. Gerçekten kaleyi içinden almak, dışından zorlamaktan kolaydır…”
Mustafa Kemal / 1927
Ülkemizin içinden geçmekte olduğu sürece baktığımızda;
Gençliğin, enseyi karartıp kurtuluşu yurtdışına kaçmakta görmeye başlaması, gelecekte Ülkemizin tam da emperyalist efendilerin, işgal, borç ve faiz sarmalına soktukları; işbirlikçisi komrodor kapitalistlerin ve oligarkların ülke kaynaklarının içini boşaltmaları!..
İşte böylesine iç karartıcı bir ortamda, gençlerimize düşen Görevin; Atatürk’ün Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabesi ile aydınlatılmış yolu, bir sorumluluk ve görev bilinciyle üstlenmesi gereken günlerden geçiyoruz!..
Cumhur ittifakının kendi içinde yaşadığı çatışmalar, yargıda yaşananlar, 400 yılı aşan Kobani olaylarıyla!.. suçlanan cezalandirmalar bir yandan, diğer yandan 28 Şubat davasından içeride tutulan generalleri af!..
Ülke yangın yeri; Emekliler ve emekçileri açlık sınırının altında yaşamaya mahkum eden tek adam rejimi…
İktidar bloğu içinde yaşanan kavgaların ayyuka çıktığı ortamda tek adamın tarafsızlık görüntüsü vermesi bir başka hesabın yapılmakta olduğunun bariz bir görüntüsü olarak orta yerde duruyor…
Kabineyi yenileyerek, içindeki işine gelmeyen safraları temizleyip, siyasette yumuşama! dönemi diyerek, yeni anayasa söylemleriyle ekonomideki kötü gidişi perdelejeye çalışan tek adam…
Açlığa ve sefalete mahkum ettiği nüfusumuzun %80’nine kendini yeniden umut olarak sunma çabaları!..yermi!? artık halkımız bu ikiyüzlü siyaset riyakarlıgını!..
Yeter artık!…
Yerel seçimleri kaybeden Cumhur ittifakının içinde yaşanan savaş, pastadan alınacak pay kapma ve tek adamın yanında onunla birlikte olabilme, karşı tarafı egale edip pastaya ve iktidara ortak olmak, kendini kurtarmak çabasından başka birşey değildir.
Ana muhalefet Yerel seçimlerdeki başarısıyla umut olmaya devam ediyor.
Ancak reformist çizgisiyle ülkeyi yönetmeye talip olurken sorunları sadece söylemde dile getirip eyleme dönüştürmez, etrafında gezinirse umut olma pozisyonunu çubuk kaybeder. Reformistler geleceğe dönük iyi ve demokratik anlamda doğru söyler gibi görünselerde gerçekte sorunların üzerine kararlılıkla gitmek ve sorunu çözmekte ısrarcı olmak pek de onların tarzı değildir.
Demokratik cepheyi güçlendirmek, demokratik halk iktidarına gidecek yolda atılacak adımlarda kararlı mücadele ancak devrimci güçlerin dirençli mücadelesi ile başarılır.
Burdan hareketle; Demokratik Halk İktidarı’na gidecek yolda devrimci muhalefete çok iş düşmektedir. Halkı kendi özlem ve talepleri doğrultusunda örgütlemeden, mücadeleyi, demokratik taleplerle alanlara indirmeden, motivasyonu yükseltmeden başarabilmek mümkün değildir.
9. Yargı paketiyle “etki ajanlığı” diyerek halkın sesini kısmaya çalışmak diktatörlüğün son çırpınışlarıdır.
Susmak!.. Susmak teslim olmak demektir.
Ya susup teslim olacağız, tek adamın bize kader diyerek sunduğu bu sefalette yaşamaya devam edeceğiz, yada direne direne meydanları gelincik tarlasına döndürüp Birleşik halk muhalefetini oluşturarak Demokratik Halk İktidarı’nı kuracağız…
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz!..
Ercan Çınarlı/ Disk Emekli Sen MYK üyesi ve Dış ilişkiler Sekreteri














