Bu ülkenin her bir karışında alın teri, emegi olan, 25-30 yıl çalışarak ülkemizi kalkındırmak için, geleceği güzel, yaşanabilir özgür, demokratik, kendi ürettikleri ile refahı sağlayan, başkalarına el avuç açmadan, başı dik, onurlu, tam bağımsız bir ülke bırakmak için didinen emeklilere reva görülen, açlık sınırının da altında kalan maaşlarla ölüm sınırında yaşamaya mahkum edilen bir emekli toplumu olduk.
Laik, demokratik bir ülke kurarak halkını çağdaş medeniyetler düzeyine çıkarmak için ömrünü bu ülkeye ve insanlık ideallerine adamış büyük önder M. Kemal Atatürk’ün Türkiye’si gelinen noktada emperyalistlerin ve yerli işbirlikçisi komrodor tekelci burjuvazinin, sarayın yalaka yandaşlarının, sözde milliyetçi geçinen ancak ağa babalarının emir komutasından ayrılmayanlarin, iktidarını sürdürmek için emperyalist ülkelerinde destek verdiği, tarikat, cemaat ve muritlerinin siyaset-tarikat-cemaat birlikteligiyle cirit attıkları ancak bununla kalmayıp ülkemizin sınırlarını kevgire çevirip neredeyse ülke nüfusumuzun yarıya yakınını yabancı istilasına açarak BOP’u yani büyük Ortadogu projesininin yapı taşlarının dößendigi, her türlü yolsuzluğun, ahlaksızlığın, kayırmacılıgın, rüşvet ve irtikapın kol gezdiği,
Devletin bütün kurumlarına cemaat ve tarikat mensuplarının yerleştirildiği, Laik ve demokratik eğitimin rafa kaldırımaya çalışıldığı, mafya bozuntularının ve uyuşturucu baronlarınin kol gezdiği, sağlığınızın paralı hale getirildiği, sigortasız çalıştırılan yabancılarla,ucuz isgücüyle patronlara kıyak yapılıp, kendi gençlerimizin işsiz bırakıldığı, bu ülkede yaşanmaz artık diyerek umudunu yitirmiş gençlerimizin, sağlık emekçilerimizin, aydınlarımızın, yurtdışına kaçmaya başladığı, sahillerimizin yandaşların talanına açıldığı, kızamık salgının çocuklarımızı tehdit eder noktaya geldiği, ülkemizin meydanlarında yabancıların neredeyse işgalinin yaşandığı, ifade ve basın özgürlüğünün rafa kaldırıldığı, muhalif bir eleştiri yapıldığında aydınların ve gazetecilerin tutuklandığı, grev, boykot ve protesto eylemlerinin yasaklamaya çalışıldığı, ülkemizin en değerli varlıklarının başta Arap sermayesi olmak üzere, batmış ekonomiyi kurtarmak adına peşkeş çekildiği,sözde bağımsız ancak defakto olarak işgal altında olunan bir ülke haline geldik.
NEREYE KADAR SUSACAĞIZ DAHA!
Muhalefet kendi iç sorunları ve kongre süreçleri ile uğraşırken ülkenin iflasın eşiğine geldiğini görmeleri,
Demokratik kitle örgütlerinin sendikaların, sivil inisiyatifin bu gelinen noktaya sessiz kalmamaları gereken tarihi bir sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri ve tepkilerini demokratik yöntemlerle meydanları doldurarak geleceğimize sahip çıkmamız gereken ertelenemez bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzu görmemiz gerektiği inancındayım.
Gün bugün, Derlenip dürülmesin bayraklar,
Haklarımız için Disk’e bağlı Emekliler Sendikası olarak ülke genelinde meydanları doldurup özlem ve taleplerinizi haykıracağız.
İnsanca yaşayacağımız koşullar sağlanana kadar hep meydanlarda olacağız. Kitle ve sınıf
Sendikası olmak bilinciyle hareket ederken kitle örgütlerinin de temel hak ve çıkarları için, ülkemizin aydınlık yarınları için sorumluluk duygusuyla hareket edecekleri inancındayım.
Disk Emekli Sen, 20 temmuz perşembe günü,
Saat; 12.30’da Konak SGK Önünde basın açıklaması yapılacaktır.
Emekçilerimizin ve basınımızın gereken ilgiyi gosterecegine yürekten inanıyorum.
Mücadeleden vazgeçenler kaybedenlerdir,
Zafer direnen emekçilerin ve EMEKLİLERİN olacaktır.
Ercan Çınarlı / Disk Emekli Sen MYK üyesi, Dış ilişkiler Sekreteri














