Sevgili Duran Çoban hayallerini gerçekleştirdi. Anılara Yolculuk artık raflarda, ilgiyle okunacağına inanıyorum. Okuru bol olsun.
Ben de Anılara Yolculuk’un yolculuğunu yazmanın onurunu yaşıyorum.
Anılara Yolculuk ’un Yolculuğu
Yaklaşık yedi yıldır deneyimli arkadaşlarımla birlikte Söz Bizde’yi yaşatıyoruz. Söz Bizde’yi sıradan bir gazete olarak görmedik. Kendi düşünce ve yaşam zenginliklerini paylaşmak isteyen tüm dostlarımız için bir serbest kürsü niteliğindedir.
Sosyal medyada Duran Çoban’ın gezi paylaşımlarını ilgiyle izliyordum. Söz Bizde için değişik bir pencere olabileceği düşüncesiyle, yazılarını yayınlamayı önerdim. Biraz çekice gösterse de ikna oldu ve böylece, bizim de bir gezi yazarımız oldu.
Birgün farklı içerikte bir yazı yayınlamak istediğini söyleyerek Anılara Yolculuk ’u gönderdi. “Birkaç bölümde yayınlarsın.” Dedi. Ben on sayfa kadar bir yazı zannettim. Bir baktım ki “pehlivan tefrikası” olacak büyüklükte bir yazı dosyası. Sevgili arkadaşım Duran’ı kırmam da olanaksız. Bu da “Duran’ın tefrikası olsun” deyip, kolları sıvadık ve yayın başladı. Tabii benim için çok zorlu bir süreç de başlamış oldu. Anılara Yolculuk tam 67 bölüm halinde yayınlandı.
Yazılar yayınlandıkça gördüğü okurların ilgisi ve benim ilgim gittikçe artıyordu. Öyle ya o yaşamın içinde hepimiz, şu ya da bu şekilde yer almıştık.
Okuyacağınız yolculuk, bir yaşama sığamayacak kadar zengin. Ve ilginç olan hep sıfır noktasına yakın. Ama bu yolculuk, bir şekilde yaşam mücadelesini sürdürebilecek çıkış yolunu buluyor. Her çıkış da yeni bir çıkmaza kapı açıyor. Ta ki Meral’e kadar…
Yazıyı yayınlarken hep bu yaşamın romanını yazmak istedim. Eğer ben yazabilseydim kurguyu sevgili arkadaşım Meral’in üzerine kuracaktım.
Duran’a sevgim sonsuz ama benim kahramanım Meral.
Yolculukta; akrabaların, eşin dostun, konu komşunun ve hatta arkadaşların bir bölümünün selam bile vermekten kaçındığı bir dönemde, genç bir kadının yiğitliğini okuyacaksınız. Sevdiğine omuz verip onu ayağa kaldırmak kahramanlıktan başka nedir ki…
Amasız, fakatsız, mazeretsiz bir sevgiyi, cezaevi bahçesinde filizlendirmek kahramanlık değil mi?
Birbirlerine omuz verip saygın bir yaşamı düğüm düğüm dokumuş arkadaşlarımı sevgiyle kucaklıyorum…
“Mazeretsiz Sevginiz” tüm gençlere örnek olsun.
Engin Şirin
Bu yazının devamını da Meral Çoban yazmış. İzniyle onu da eklemeliyim…
ÖNSÖZ 2
“Doğruluktan ayrılma kızım” dedi babam bana. Bu onunla son konuşmamız, bana son sözleriydi. Bana sevgiyi, dostluğu, güveni ve kendi ayakları üzerinde, dimdik yaşamayı öğreten…
Duran’ı cezaevinde ziyaret ettim. 1988 yılbaşı açık görüşüydü, ısrarla davet etmişti. Bana bütün gün anlattı, âdeta esir alarak, her şeyi, hayatını, ailesini, nasıl hayatta kalabildiğini…
Oluşturduğu güven duygusu beni ona yaklaştırdı. Kalbimi, en değerli duygumu ona emanet edebilir (miy)dim? Benim için önemli olan “sadakat ve güven”di. Hiç boşa çıkmadı…
Teşekkürler hayat, karşılaştığımız tüm zorluklara, çıkar hesaplarına, yalanlara ve çevremizde gitgide artan şiddete rağmen, tüm hediyelerine ve birlikte sürdürmeye…
Meral Çoban, Mart 2026














