EŞEK !
Nedendir bilmem, dilime dolandı Barış Manço’nun o unutulmaz şarkısı “Arkadaşım Eşek”. İçimden hem bu şarkıyı söylüyor, hem de geçmişte yaşanan bir olayı anımsıyorum sabah işe doğru yürürken.
Okul biteli epey zaman geçmiş, tayin olduğumuz okullarda öğretmenlik görevine başlamıştık. Uzun sürmedi öğretmenliğim, istifa etmek zorunda kaldım. Önce Almanya’da yüksek öğrenim sonra da şimdiki işyerimizde çalışmaya başlamıştım. Günlerden birgün bir sınıf arkadaşım işyerinize çıkageldi, çatkapı gelmesine çok sevinmiştim, kucaklaştık, epey uzun süre görüşmediğimiz yıllarda yaptıklarımızı anlattık birbirimize. Evlenmiş, ev ararken bizim evin kiralık olduğunu öğrenmiş, evi gezip beğenmiş, tutmak için de gelmiş. Ev babamındı, babam da o gün işyerinde değildi.
– Kira 500 lira istiyormuşsunuz, 400 lira olmaz mı? dedi.
– Olur, bir arkadaşım olsun hem, mutlu olurum.
– Yalnız, depozit de istiyormuşsunuz, malum yeni evliyiz, bütçemiz dar almasanız olmaz mı?
– Olur almayalım tabii, depozit birbirini tanımayan insanlar için zaten.
– Emlakçı para istemez değil mi?
– Yok, yok zorlamaz çok. Arkadaşımız o da zaten, bir şekilde gönlünü alırız.
Rahatlamıştı, kira kontratı yaptık, evin anahtarlarını verdim, sevinerek evin yolunu çoktan tutmuştu bile.
Yıllar geçiyordu, arkadaşım araba aldı. Apartmanın tek arabalık otoparkını ona tahsis ettik, nede olsa arabası yeniydi, zarar görmesini istemezdik. Arkadaş kontenjanından olduğundan aidat da almıyorduk. Geçtiğimiz yıla kadar 3000 tl kira ile oturmasına göz yumduk. Yumduk da Kemeraltı’nda araba için bile aylık abonman ücreti 5000 tl olunca “Biraz artır artık kirayı “ dedim. Zaten arkadaş iki tane ev almıştı geçen sürede. Birini kiraya vermişti çoktan. Diğerinde de tadilat yapmış, yıllık kontrat bitimine 8 ay varken hiç bize haber vermeden karşıdaki markete anahtarları bırakıp, gitmiş. Buraya kadar tamamdı. Güle güle gitsin, evinde huzurla otursun. 24 yıl boyunca oturduğu, iki çocuğunun doğup, büyüdüğü, şimdi boşalttığı daireyi görmek için gittim. “Kaynar kazan başımdan devrildi sanki” Evde sanki savaş yaşanmış, kapılar yumruklanmış, kırılmış, kapı kolları yerinden çıkmış, duvarlar ala- bula yıllarca kullanılmış, boyasını yapıp teslim etmiştik oysa. Pirizler bozulmuş, çeşmeler hiç onarılmamış, değiştirilmemiş bile. Öylece bırakıp gitmişler.
Çok üzüldüm, aradım birkaç kez açmadı telefonu. Niye böyle oldu? Aradan birkaç ay geçmesine rağmen sorguluyorum kendimi. Nerede hata yapmıştım sonunda buldum. Şimdi evdeki tüm onarımları yaptım, boya ve ne gerekiyorsa artık, hepsi bitti. Yeniden kiraya vereceğiz, yeni kiracı için şartlar zorlaştı artık. Ev emlakçıda, komisyon tam ödenecek, aidat alınacak, kira indirimi olmayacak, bir depozit mutlaka alınacak. Otopark çoktan doldu bile.
İçinizdeki tüm iyi duyguları böylesine değişime uğratan birisi için denmesi gereken herşeyi bir kenara bırakıyorum. Hukuki tüm haklarımız da bir kenarda kalsın. Ev sahibi, kiracı tartışmalarında böylesine uç şeyler yaşanması da normal ama, neyse, olan oldu artık.
İşyerine yaklaştım, film şeridi gibi geçiyor yaşananlar gözümden. Yol bitti bile hızlı adımlarla yürürken, dilime şarkının nakaratı takılıyor yine ;
Arkadaşım eş,
Arkadaşım şek,
Arkadaşım Eşşeeeek.














