Hepimiz depremden sonra güvendiğimiz kuruluşlar yolu ile bağış yaptık.
Bağışlarımızın gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıp, ulaştırılamayacağı o bağışları toplayanın namus ve vicdanına bağlı. Bizim onlara güvenmekten Başka elimizden bir şey gelmez.
***
Bir çok kişi ve firmada kendi başına bağış kampanyası açıp çağrılar yaparak para topluyor.
Kendimden örnek vereyim.
Beni telefon veya mesaj yolu ile arıyorlar.
A firması bir ürünü satışa koyup,
-Gelen paraları şu kuruluşa yollayacağız katılır mısın ? diye soruyorlar.
– Katılmayacağımı söylüyorum.
nedenini soruyorlar.
1- Senin samimiyetine inanmakla birlikte, ben senin bu yolu kullanarak aynı zamanda kendi firmanın reklamını da yaptığımı düşünüyor ,bunu etik bulmuyorum.
2- Ayrıca niye nakit bağışı, kendi istediğim kuruluşa havale yapmak varken,
sana yollayıp seni aracı yapayım.?
Ben bu havaleyi istediğim yere çıkarmaktan aciz biri miyim ? diyorum.
– Sen bilirsin ağabey deyip, uzun uzun onlara güvenmem gerektiğini anlatmaya çalışıyorlar.
***
Başka bir yerden arıyorlar.
– Ağabey kampanya açtık. Deprem bölgesine soğuğa dayanıklı çizme göndereceğiz, sende katılır mısın? diyorlar.
– Çizmeyi nereden alacaksın? diye soruyorum.
– Biz zaten o çizmeleri satıyoruz. Gelen paraya göre o kadar çizme yollayacağız diyorlar.
– İyi de bu senin yaptığın bağiş değil ki SATIŞ..
Sen stoğunda satamadığın çizmeyi bana satıyorsun.
Bana sattığın çizmeyi de depremcilere bağiş olarak yollayacağını söylüyorsun.
Yani sen bağiş toplamıyor, stoğundaki ürünü satıyorsun. diyorum. Cevap veremiyor.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
***
Deprem bölgesindeki tanıdığımız güvendiğimiz arkadaşlardan öğrendiğimize göre,yardımların dağıtımı arzu edilen düzeyde olmasa da belli bir rutine girmis.
***
Benim bundan sonraki yardımlarımız için naçizane tavsiyem.
Oturduğumuz şehirlere gelen/ getirilen ailelere ulaşarak,
Onların gerçek ihtiyaçlarının ne olduğunu öğrenip,
bizzat elden teslim etmek olmalıdır.
Bu şekilde hem yurttaşlık görevimizi yapar,
hem de yardımı bizzat elden teslim ederek, kafamızdaki acaba doğru yere ulaştı mı ? kaygısından da kurtulmuş olmanın gönül rahatlığını yaşarız.
Kimsenin bilmesine de gerek yok.
Makbul olan;
Bir elin verdiğini, diğer elin görmemesidir.














