10 Ekim
Ben kardeşlerin en küçüğü olarak doğmuşum. Benden önce doğan ve isimleri bile konulan, Kadir abim, Ayten ablam doğumdan bir süre sonra ölmüşler.
Bu nedenle ben doğduktan sonra on ay beklemiş, kimliğimi geç çıkarmışlar.
Birgün dört kardeş sohbet ederken konu, sohbetler de çok kullandığımız (ben) sözcüğü oldu!
“Ben dedikoduyu sevmem! Ben öyle bakmam! Ben- Ben-Ben! “..
Bu sohbete en büyüğümüz olan ablam, farkında olmadan şöyle katkı yaptı!
“(Ben) hiç (Ben) demem’‘…!
Biz Zazayız biliyorsunuz, daha önce çok kez yazdım bunu.
Ve içinizden yakın arkadaşım olanlar, Zazalarla yani kendimizle nasıl dalga geçtiğimi bilir.
“Zazaları yolda görüp tanımak kolaydır. Gece güneş gözlüğü takar, kırmızı giyer -ayakkabı dahil- kendimizi överiz!”
Aslında sosyolojik bir vaka olmalı bu olay.
Çok fazla ezilmiş toplumlar da kendinin var ve değerli olduğunu göstermek, daha çok da kendileri kabullenmiş olmak için, sürekli övünme ihtiyacı hissediyor olmalılar.
Söylemek istediğim, övünme ihtiyacı kibirden oluşmuyor.
Aksi halde kendileriyle bu kadar dalga geçmezlerdi.
Evet efendim, kimliğimi on ay sonra ” bu artık ölmez” diye çıkarmışlar.
Garip olan şey, benim doğumdan sonra, en azından uzun süre ölmeyeceğimi bilmeleri!
(Ben)im hafızam güçlüdür!
Üç yaşımdayken bir gece ayağımın acısına ağladım. Annem yorganımı kaldırdı, sol ayak başparmağımı yiyen kocaman fareyle göz göze geldik. Annem kovalamasa kaçmayacak dı.
Nerede öyle hastane, doktor.
Ayağım davul gibi oldu. İçi iltihap olan davul bir süre sonra kendiliğinden patladı (ben) yaşadım.
Her şeyi tek tek yazarsam burada birlikte uyuruz!
77-80 arasını (Ben) en güzelinden yaşadım.
“Bir daha dünyaya gelsem, yine aynı yaşamı isterdim” dediğim o günlerde, kaç pusudan- çatışmadan sağ çıktığıma bugün şaşırsam da;
Olsun!
(Ben) o günleri hala ararım.
Ölmeyeceğime 10 Ekim günü ikna olanların hatırı için, yaşıyorum!.
10 Ekim Gar Katliamını da unutmayacağım…
11 Ekim
Hamas, içinde sosyalistlerin olduğu örgütlerin tasfiye edilmesi ve yerine Ilımlı İslam projesini yaşama geçirmek için CIA nın kurduğu örgüttür.
Ilımlı İslam projesi ile bölgede etkinlik kuracağına inanan CIA, daha önce de FETÖ ve El Kaideyi de aynı amaç için oluşturmuştu.
Bu örgütler demir perde ülkelerine karşı yapılan “Yeşil Kuşak Projesinin” ilk oluşumlarıydı.
FETÖ örgütü, henüz erken olduğunu bildiği için, ABD’ ye karşı cephe açmadı!. Diğer “Ilımlı İslamcı” örgütler için cihat zamanı gelmişti.
Bu vaka bize tek bir şeyi kanıtlar. Ilımlı İslam diye bir yol yoktur. Her yol İslam’a çıkar ve İslam tektir…
Müslüman olduğunu her kim iddia ediyorsa, kendinin de cihatçı olduğunu bilmesi gerekir.
Bunu bilmiyorsa, İslam’ı hiç bilmiyordur!… Hem Müslüman hem seküler (laik) olmak İslam’a hakarettir!.
ABD bu durumu yeterince kavrayamadığı için -İslam’ı bilmediği için- İslam’ı yumuşatarak, kendi çıkarına kullana bileceğini düşündü.
Bedelini ödüyor!…
İsrail- Filistin sorununda taraf tutmuyorum. En fazla, Arap halklarına ufak bir sempatim olur. Bunun nedeni de rakibinin güçlü olmasıdır.
İslam’ın ne olduğunu bildiğime inanıyor, şeriatçı bir Filistin’in kurulması umurumda değil diyorum…
Bedeli sivil halkların ödemesi canımı acıtıyor; o kadar!…
.
İzmir’de yaşarsan, doğru bildiğin çoğu ezberini sorgularsın.
Kahveci Kürt, müşterilerin çoğunluğu Türk.
Kürtler milli maçı izlemek istiyor, kahveci trt1 kanalını bulamıyor.
Türkler milli maçın hangi kanalda oynandığını Kürtlerden öğreniyor!…
Fenerli Arda’nın Real Madrid de oynamasını milli duygularla ifade eden Türklere, Kürtler, milli takıma neden alınmadığını bıkmadan anlatıyor!..
Tuhaf şehir bu İzmir!..
.
Alberto Bayo..
Aramızda! Küba devrimini konuşuyor veya Errnesto Guevara (Che) yı anıyoruz ya!
Alberto Bayo unutulursa, bir şeyler hep eksik kalır.
Che ve Castro Küba’da devrimi başlattıklarında 82 kişilerdi.
Sabit durmadılar. Sürekli hareket halinde savaştılar. Kırsalda kurtarılmış bölgeler oluşturup, binli sayılara ulaştılar.
82 kişilik bu küçük orduyu, gerilla savaşı ustası Şilili Alberto Bayo eğitti.
Kalın olmayan “Gerilla Savaşı Nedir” isimli bir kitabı da yayınlandı.
Kitabın girişinde olmazsa olmaz belli maddeleri sıralamıştı.
1. Madde
“Gerilla savaşında halk desteğine sahip değilseniz, savaşı en baştan kaybettiğinizi kabullenmişsiniz demektir”….
Che nin Bolivya’da katledilmesi bana bu maddeyi hatırlatıyor.
Bir ayrıntıdan daha söz etmeliyim. Biliyorsunuz Che bir lakaptır ve anlamı “Dost” demektir.
Che kendisine dost olmayanların “Che” hitabına izin vermez. “Bana komutan Ernesto diyeceksiniz” diye onları uyarır…
Değerlerimizi bilgi veya anılarla anarsak, kanımca aklımızda yer ederler.
Yakınlarda Ruhi Su paylaşımları da yapıldı.
Ruhi Su bir anısını anlatmıştı.
“Eskişehir Arı sinemasında 50’li yıllarda, bir ay boyunca konser verdim. Eskişehir hava birliğinde görevli subaylar, her akşam sinemaya gelir, ortada bir sırayı baştan sona doldururdu.
Her konserin sonunda flütümle enternasyonali çalardım. O bir sıra havacı subay, marş bitene kadar ayakta dururdu”…
Anmalar zenginleştirilirse daha çok değerlenir diye düşünüyorum.
İyi hafta sonlarınız olsun…














