sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

 Belleğin Duvarı Yıkılmaz

ASAF DEMİRHAN Ekleyen ASAF DEMİRHAN
Kasım 23, 2025
in YAZARLAR
0
 Belleğin Duvarı Yıkılmaz
0
Paylaş
260
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

İsmail Gökhan Edge ve İnsaf Dumlupınar’ın anısına…

1978 sonbaharında Malatya/ Kürecik’te, kayalıkların eteklerine yaslanmış Rapo’nun* taş temelli kerpiç evi, köylerde turneye çıkmış genç tiyatrocuların coşkusuyla dolup taşmıştı. Bu gençler sıradan bir oyun sahnelemiyordu; siyasal iktidarın baskıcı yüzü, gençliğin sarsılmaz inancı ve sosyalizmin aydınlığı, sahnedeki her repliğe can veriyordu.

Harman yerinde kurulan sahne, rüzgârla savrulan sararmış yapraklar, dağların üzerinden süzülüp gelen yazdan kalma bir ılıklıkla birleşiyor, gökyüzünün berrak maviliği sosyalist gençlerin yüreğini andırıyordu.

Sazın ilk sesi duyulunca herkes sustu. İnce yapılı bir genç sahneye çıktı; sesi hüzünle karışık bir derinlik taşıyordu. 24 Kasım 1976’da Diyarbakır işkencehanelerinde katledilen İsmail Gökhan Edge anısına sahnelenen bu oyun, Mahzuni Şerif’in türküsüyle başladı:

“İşte gidiyorum çeşm-i siyahı…”

Kalabalığın ortasında, başındaki yazmasını usulca düzelten bir kadın gözyaşlarını saklayamıyordu. Sessizce, ama derinden ağlıyordu. O kadın sıradan bir izleyici değildi. Sahnenin en acılı yerinde dökülen göz yaşı, bir halkın, bir kuşağın, bir vicdanın gözyaşıydı. Göz yaşını döken kadın İnsaf’tı.

Antep’ten Kürecik’e uzanan yol

Karayılan’ın yurdunda sıkıyönetim vardı.(1979) Yüzlerce devrimci gözaltına alınmıştı. Yakalanmayanlar sığınacak bir liman arıyorlardı. Elif ile İbo, (Durmaz) sıkıyönetimin karanlığından kurtulup Kürecik e yolları düşmüştü. Birkaç ay sonra Kürecik’te bir bebekleri oldu: Gökhan Edge.

Kış çetin, dağlar karla kaplıydı. İbo ile Elif, kaldıkları evleri zorunlulukta ter ettikleri de oldu. Dışarıda kaldıkları da. Ama Gökhan hastalanmış zayıf düşmüştü.. Bir gün Rapo’nun evine geldiklerinde evde ne mama vardı, ne süt, ne şeker… Ama koca bir yürek vardı: İnsaf.

Bebeği kucağına aldı, sırtını okşadı, bağrına bastı. Göğsünü açtı ve sütünü bebeğe verdi. O süt, yalnızca bir bebeği doyurmadı; bir halkın geleceğini, bir kuşağın umudunu besledi. Ama zatürree küçücük bedene çökmüştü. Ne ilaç vardı ne doktor. Karlı dağ yolları çaresizliğe çıkıyordu. Bir sabah o minik beden annesinin kucağında ağırlaştı. O gün İnsaf’ın gözyaşı bebeğin solgun yanağına düştü. Bir ağıt başladı: çok derinden…

Karanlığı Kelepçeyle Yarmak (1980)

Sıkıyönetim dönemiydi. Zifiri karanlığın ortasında, Kürecik karakolunda bir genç devrimci (İ. Öztürk) falakaya yatırılmış, kelepçeli elleriyle Malatya’dan gelecek sorgu ekibini bekleniyordu, korkusuzca. Jandarmaların dikkati bir an dağıldı. O birkaç saniyelik boşluk, karanlığa açılan bir kapıydı. Genç, kelepçeli elleriyle karanlığa karıştı. Peşinden patlayan kurşunlar zifiri karanlığını biçmişti.

Genç, patika yollardan, sarp kayalardan, derin vadilerden koşarak geçti. Ayak tabanları parçalanmıştı ama aldırmadı. Gün ağarmadan Rapo’nun evine ulaştı. Kapıyı kelepçeli elleriyle tıklattı.

Kapıyı açan kadının yüzünde ne korku vardı ne tereddüt. Kelepçeli ellere baktı, Gökan Edge’yi hatırladı.  Kelepçeyi kırdı. Kelepçeyi kıran kadının adı İnsaf’tı.

Elmanın İki Yarısı: Döndü ve İnsaf

Rapo’nun evi şafaktan önce uyanırdı. Tandırın çıtırtısı hamur leğeninin ritmine karışırdı. İnsaf hamuru açar, Döndü pişirirdi. Evin duvarları çocukların sesiyle yankılanırdı: Deniz, Hüseyin, Mahir, Eylem, Yusuf, Gülizar…Her sabah büyük tunç çaydanlıkta dağ çayı demlenir, yirmi kişi aynı sofraya dizilirdi. Bu ev, 68 kuşağının, sonra 78’in devrimcilerinin eviydi. Bu çocuklar devrimcilerin arasında büyüdüler.  Evin kerpiç duvarlarında türkü, umut, dayanışma ve hatıralar saklıydı.

Askeri Cunta Dönemi (1981)

Mevsim bahardı. Güneş dağların üzerinden yeni doğmuştu. Kürecik müfreze altında olsa da, doğanın yüzünde umut vardı. Dağlarda kekik, kenger çiğdem; tarlalarda yemlik boy vermişti. Bağlar bahçeler çiçeğe durmuş, duvaklı bir gelin gibi dallarda nazlı nazlı salınıyorlardı.

 Darıca köyünde askeri çemberi yaran, genç bir kız düştü yola. İnce ayak izleri Dipsiz Çayın sularına değdi, serin rüzgâr saçlarını okşadı. Sırtındaki gazete ve kitap dolu çantasıyla çayı geçip Rapo’nun evine vardığında, içeriden bağlamanın sesi kayalıklarda yankılanıyordu. Alo Amca, vakur sesiyle kendisi gibi gözü görmeyen Aşık Veysel’in kara toprak türküsünü söylüyordu: Alo Amca onu simadan değil, sesten tanıdı: “Kızım Meryem gelmiş…”

Kerpiç duvarların içinde bahar bir kez daha açmıştı. Sevginin emeğin ve yoldaşlığın nabzı İnsaf’ın yüreğinde bir daha hayat buluyordu.

68 kuşağının ismiyle yaşamak…

Zaman geçti, Rapo’nun evinde büyüyen çocuklar büyüdü. Ama bu ülkede bazı isimler doğarken damgalanırdı. Deniz, Mahir, Sinan, Eylem… On beş, on altı yaşında gözaltına alındılar. Suçları yoktu; isimleri tehlikeliydi. Adlarıyla sorgulandılar, işkence gördüler, hapis yattılar. Sonra sürgüne düştüler. Yıllarca yabancı ülkelerin soğuğunda ırkçılığa, yalnızlığa karşı direndiler. Tek sıcaklık, içlerinde taşıdıkları İnsaf’ın anne yüreğiydi.

Aradan yıllar geçti. Rapo ve İnsaf, bin bir zorlukla vize alıp Hamburg’a vardılar. Eylem’in evinde sofralar kuruldu, gözler doldu. On beş yılın hasreti, on beş güne sığdı. Sonra Dortmund’a geçtiler; Meryem ve Hüseyin’in terzi atölyesine girdiklerinde otuz yılın özlemi bir anda giderildi. Sonra Belçika. Deniz ve Semra’nın sıcak yuvalarına. İnsaf hanımın, yüzüne sinmiş tüm yorgunluğa rağmen sevgiyle sarıldı evlatlarına ve torunlarına.

24 Kasım sabahıydı. İşe yeni başlamıştım. Telefonun sesiyle irkildim. Arayan Gülizar’dı:

“Annemiz gitti. Hastane kapısında günlerce tedavi görmeden ayrıldı bizden. Annemiz paralı hale getinilen sağlık sisteminin kurbanı oldu…” (2020 corona günleri)

İnsaf hanım: “Bir dahaki sefere çok kalacağım yanınızda” demişti. İlk olarak sözünde durmamıştı.

Artık bir dahaki sefer yoktu. Gökhan’ın işkencede katledildiği gün, sessizce sonsuzluğa karışmıştı. Tesadüf müydü Gökan’la aynı gün… Yoksa tarihin, kaderin, yüreğin ortak yazgısı mıydı?

Belleğe yazılan silinmez…

Rapo’nun evi yoksulluğun, acının, sürgünün evi oldu ama ışığı hiç sönmedi. Depremde yıkıldı, Deniz ve kardeşleri yeniden yaptı. O ev sadece bir ev değildi; bir kuşağın belleği ve insanlığıydı. Evin içinde her zaman bir ses vardı: türkü, fısıltı, çocukların şenliği, sevgi, umut…

İnsaf hanımın, adı belki bir sokağın tabelasında, bir meydanın kendisinde veya taşında yer almayabilir; onun adı yaşamın en canlı anlarında, en derin iz bırakan yerlerinde nefes alır. O’nun adı harman yerinde İ. Gökhan Edge için dökülen gözyaşında, kelepçede kurtulan bilekte, aç bir bebeğin karnını doyuran süt kokusunun sıcaklığında; sürgün yollarına düşen çocukların kalplerinde taşıdıkları, kimseye söyleyemedikleri o ince sızının içinde. Bellek böyle bir şey. Belleğin duvarı asla yıkılmaz; zamanın, yoksulluğun, zulmün karşısında eğilip bükülmez. Sınır nedir bilmez; dağın ardından, denizin ötesinden, sürgünün acımasız yaşamından geçip gelir sizi bulur. Her an hatırlar, hatırlatır; Bellek, insanın içine işleyen en inatçı gerçekliktir. Silinmek istense de büyür, bastırılsa da konuşur, karanlıkla örtülse de ışığını bir yerden mutlaka sızdırır. 

Asaf Demirhan

*Kalender Kanat, 89 yaşında. Şu an Antalya’da oturuyor.

Rapo, Komiser Memo Romanında bir karekter. Roman, Arnavut şair ve romancı Dritero Agolli tarafından kaleme alınmıştır. 

Post Views: 693
Önceki yazı

HEYET RAPORU

Sonraki Gönderi

Görüş…

ASAF DEMİRHAN

ASAF DEMİRHAN

Sonraki Gönderi
Görüş…

Görüş…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.