Ailenin dokuzuncu çocuğu olan kızılderili küçük çocuk, isimlerinin nasıl koyulduğunu merak edip, babası Oturan Boğa’ya; “Neden bana bu ismi verdiniz?” diye sormuş.
Babası;” Biz her doğumda gerçekleşen önemli olaya göre isim veriyoruz da ondan. Mesela annemin bana hamile kaldığı gün çadırımızın önüne bir boğa oturmuş ve doğduğumda benim adımı Oturan Boğa koymuşlar” demiş ve eklemiş;” Şimdi anladın mı oğlum Patlayan Prezarvatif?”
Uzmanlar, insanların isimlerinden ya da soy isimlerinden etkilenebildiklerini söylüyorlar. Örneğin ismi Savaş olan çocuklar daha saldırgan olma ihtimali varmış.
Siyasette de son bomba bu sebepten patlamış olabilir.
Biz onun önce lakabını öğrenmiştik.
O na “Efe!” diyorduk.
Bir salgın hastalığa dönüşen, CHP’li belediyelere, yargı yoluyla, yolsuzluk virüsü bulaştırma operasyonunun ona da sıçrayacağı söylenmeye başlayınca bakalım gerçekten “ Efe mi?” diye sorduk.
Sonra AKP geçebilir, denmeye başlandı onun için. Biz de “ Efe mi ne!” demeye başladık.
Ve öğrendik ki gerçekten AKP’ye geçmiş de geriye resmi nikah işlemi kalmış.
Biz de son sorudaki tüm harfleri birleştirdik; “EFEMİNE”
Lakap böyle gidince geriye isim ve soy isim kaldı. Adı Özlem. O da Aydınlılara daha iyi hizmet edebilmek için iktidar partisi belediye başkanı olmayı ÖZLEMİŞ olabilir.
Ama bence asıl soyadının kurbanı oldu. Soyadı Çerçioğlu!
Çerçi; pazar pazar dolaşarak satış yapan gezici esnaf anlamına gelir.
Eh! O da kendisini belediye başkanı seçtiren CHP’yi anında satıverdi.
İmam Temel, camide cemaate kızıyormuş;” Ula hiç pirinuzde Allah korkusu yok. Ne piçum Müslimansinuz?”
Dursun;” Niçun öyle deysun Hoca Efendu?” diye sormuş.
Temel cevaplamış; ” Ula pen size camide cep telefonlarinuz kapansun. Namazda çalmasi günahtur. Allahtan korkun! dedum mi?”
Cemaat cevap vermiş;” Dedun”
Temel sormuş;” Peki namazda telefonlar çaldu mi?”
– Çaldu!
– Pen size pir daha telefon çalarsa telefonlarinuzu mabatınıza sokarım, dedum mi?
– Dedun!
– Peki, pir daha telefon çaldu mi?
– Çalmadu!
– Ula deyun pakayum pana, şimdu pu , Allah korkusu midir yoksa mabat korkusi mu?
Özlem Çerçioğlu’nda Allah Korkusu olduğu kesin. Yaradan bana kul hakkıyla gelmeyin, demiş.
Eee, her ne kadar AKP iktidarında yargıya hiç bir müdahale yapılmayıp, tamamen bağımsız yargı olarak bırakılmış olsa da bu konuda riske girilir mi?
Bu dünyada en adil yargılama sistemine sahip Türkiye Yargı Sisteminden sabıka belgesi alarak gittiniz mi öbür dünyada yandınız demektir.
O da sırf Allah korkusundan AKP’ye geçmiştir. Yoksa, Temel’in dediği gibi Mabat Korkusundan geçecek değil ya!
İyi de, Sayın Erdoğan bu durumdaki bir belediye başkanını niye partisine kabul etti derseniz, onu da hemen açıklayayım.
Her zaman belirttiğim gibi, bizim Sayın Cumhurbaşkanımız Uşşak sınıfındadır. Uşşak derken, sayın Cumhurbaşkanımızın ;” Biz bu Milletin hizmetkarıyız.” sözü aklınıza gelip de “UŞAK” demek istediğimi sanmayın.
Aklınıza sadece onun;” Seviyorum ulan!” tadında söylediği; Biz bu Millete aşığız be!” sözü gelsin.
Çünkü uşşak, aşıklar demektir.
Yani Uşşak sadece Türk Sanat Müziğinde bir makam adı değildir. Cumhurbaşkanımız da bir Uşşak olduğundan beri aynı zamanda bir devlet makamı da sayılır.
O da bu millete bir dönem daha hizmet etme aşkıyla yanıp tutuşuyor. Onun için her şeyi yapmayı göze almış gibi görünüyor.
İşte bu yüzden Uşak yöresine ait bir türkümüzün;
“Yağmur yağar çisil çisil buz gibi.
Eriyorum ben de çürük tuz gibi.
Kocan ile geçincemen yok ise,
Boşan da gel kabulümsün kız gibi” sözlerinden ilham alarak,” CHP ile geçinmemen yok ise, boşan da gel kabulümsün kız gibi. demiş olmalı.
Neyse, biz hareketli bir türkü ile bitirelim
yazımızı, çünkü siyasette bizi çok hareketli günler bekliyor.
Evlerinin önü kuyu
Kuyudan alırlar suyu
Bu güzelin nasıldır huyu
Çıkardı altı oku
Oldu ampülün duyu
Yanıyorum yanıyorum yanıyorum hele
Mail oldum gonca güle
Acem şalı ince bele
Ulvi Puğ














