Dortmund Göçmen Kadınlar Derneği, (Migrantinnenverein Dortmund e.V ) 20. yılını geride bırakırken yeni dernek binasının kapısını 14 Kasım günü açtı. Ama o gün açılan yalnızca bir mekân değildi; bir bellekti. Yıllar boyunca birikmiş bir ruhun, yakın tarihin yeniden görünür haliydi. İçeri adım atan herkes, sıradan bir kokteyl ya da protokol töreninde olmadığını ilk saniyede anladı. Kentin kültüründen siyasetine, sanatından sendika çevrelerine uzanan geniş bir çevreden isimler oradaydı: Fatma Karaca Kurtoğlu, Volkan Baran, Fadime Şahin, Manfred Sträter, Susanne Karmeier, Tilmann Insinger, Aysun Tekin, Claudia Steinbach… Yirmi yılın tanıkları ve yoldaşlarıydı.
Açılışın iki dili vardı; tıpkı bu ülkeye göçen her insanın iki ayrı dünyayı aynı anda taşımak zorunda kaldığı gibi. Almanca sunumu derneğin başkanı Ayşe Kalmaz, Türkçe sunumu ise Bahar Atçı yaptı. İki kadın, ortak bir hikâyeyi iki dilde konuklarına anlattı.
Ayşe Kalmaz konuşmasına şu sözlerle başladı: “Bugün burada sadece bir derneğin kapılarını açmıyoruz… Kalplerimizi, hikâyelerimizi ve umutlarımızı birbirimize yeniden açıyoruz.”
Göçün ağırlığından, yeniden başlamanın kendine özgü cesaretinden, dilin ve kimliğin yeniden kurulmasından söz etti. Bir kadının başka bir kadının eline uzanmasının, hayatta kalma biçimlerinden biri olduğunu hatırlatarak: “Bir kadının gücü, başka bir kadının elini tuttuğunda çoğalır.”

Ardından etkinliğin akışını açıkladı, protokol konuşmalarını duyurdu ve iki kadını sahneye davet etti: Elif Demirhan ve Gülizar Genç. “Bu derneğin hikâyesi onlarla başladı,” dedi.
Bahar Atçı, derneğin tarihini bir belgeden çok bir tanıklığıyla anlattı:
“Yirmi yıllık bu özverili çalışma, birkaç kadının kararlı duruşuyla başladı. Eğer onlar cesaret etmeseydi, bugün burada olamazdık.” Sonra salonun içindeki tüm kadınlara dönerek, neredeyse herkesin ismine ve kalbine dokunarak: “Hepimiz farklı yollardan geldik… Kimi bir hayalin peşinden, kimi bir zorluğun ardından… Ama hepimiz aynı duygu ile geldik: Yeniden başlamak. Çünkü göç etmek sadece bir yer değiştirmek değildir; bir dili yeniden öğrenmektir, bir kimliği yeniden inşa etmektir, bazen geçmişi geride bırakıp yarınlara tutunmaktır. Ve biz kadınlar tüm bu zorlukların içinde bile birbirimize omuz vererek ayakta kalmayı öğrendik. Burada yalnız değiliz….
Göçmen Kadınlar Derneği’nin bir binadan ibaret olmadığını, bir “umut evi” olduğunu söyledi.
“Bir kadının gücü, başka bir kadının elini tuttuğunda çoğalır,” diyerek konuşmasını tamamladı.
“Kadın mücadelesi coğrafya tanımaz”
Elif Demirhan, “Biz bu mücadeleye 2005 yılında bir avuç kadın olarak başladık. 2002’de Dortmund’a geldiğimde, ülkemden 25 yıllık bir mücadele geleneğini birlikte getirmiştim. Çünkü kadın mücadelesi ülke, şehir, coğrafya tanımaz. Kadının dili, dini, ırkı değişse de sorunları ortaktır ve ortak mücadeleyi gerektirir. Kadın mücadelesini yürütürken, elbette karşımıza bir çok engel çıktı.
Bu konuda en büyük şansım, sevgili yoldaşım Gülizar Genç ile
yollarımızın kesişmesiydi. Hepimizin bildiği “Kadın kadının
yurdudur” sözünün somut bir örneğini yaşadım…
Yıllar içinde karşılaştığı kadın hikâyelerine değindikçe, salondaki hava daha da yoğunlaştı:
Nordmark pazarına gitmekten başka sosyal faaliyeti olmayan kadınlar…
Eşi tarafından tehdit edildiği için ayrılamayan kadınlar…
Pasaportu elinden alınarak baba evine gönderilenler…
Çocuğunu kaybetme korkusuyla yaşayanlar…
İş yerinde ya da sokakta tacize uğrayanlar…

Eğitimli, iki çocuk annesi bir kadının, şiddet gördüğü için ayrılmak istediğini ancak korktuğunu, mahkemeye yalnız gitmemek için onlardan destek istediğini ve ne yazık ki tüm bu stres ve zorlukların ortasında genç yaşta hayata veda ettiğini anlattı.
Ardından başka bir örnek daha verdi.
Üç çocuk annesi Onolya…
İlk eşini öldürmüş olan adam, bu kez Onolya’yı çocuklarının gözleri önünde öldürmüş ve bunun cezası yalnızca on yıl olmuştu. Yüzlerce kadının hayatına dokunduk; onlar da bizim hayatlarımıza dokundu. Kimimiz resim yaptı, kimimiz tiyatrodan sahneye çıktı. Kimimiz koroda türkü söyledi, kimimiz makale yazdı. Kimimiz bugün Dortmund Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen ‘Vatermal’ oyununda yer aldı. Geride bıraktığımız yola baktığımda, ne kadar yol aldığımızı görüyorum. Bu başarı tüm kadınların ve bize destek sunan erkeklerin başarısıdır. Birlikte güçlendik, birlikte büyüdük, birlikte başardık. Ve birlikte yürümeye devam ediyoruz” dedi.

“Dayanışma yaşatır”
Derneğin Kurucu başkanı Gülizar Genç: derneğin ruhunu, mücadelesini emek dolu, yıllarını anlatarak Göçmen kadınların “çifte yükünü” hem kadın olmanın hem göç etmenin ağırlığını hatırlattı. Diplomaların tanınmaması, ekonomik bağımlılık, şiddet, dil engeli…
Ve tüm bu zorlukların karşısında yaptıkları çalışmalara değinerek:
“Tiyatro, koro, resim, dergi… Yıllardır ilmek ilmek ördüğümüz bu çalışmalar daha görünür olacak. Yeni mekânla birlikte genç kadınların katılımı da artacak. Unutmayalım: Birlikten güç doğar, dayanışma yaşatır” dedi.
Konuşmalardan sonra, kadın korusu sahne aldı, derneğin belgeseli gösterildi. Salonun her köşesine sinen emek, yıllara yayılan bir mücadele tarihini görünür kıldı.
Dayanışma kültürü ete kemiğe büründü.

Göçmen kadınların sesi büyüdü, çoğaldı, Çiğdem Bektaş ve Selda Göleli’nin ezgileriyle salonun duvarlarını aşarak kentin sokaklarına karıştı.
O gün, bir binanın kapıları açılmadı, bir mücadele yeniden nefes aldı.
Asaf Demirhan














