sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Bir kayboluşun öyküsü

İrfan Akan Ekleyen İrfan Akan
Mayıs 8, 2024
in YAZARLAR
0
Bir kayboluşun öyküsü
0
Paylaş
0
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Muavinin omzunu dürtmesiyle Gözünü açıp otobüsten indi.

Sabahın ayazı yüzüne vurdu. İçi üşüdü kaldırıma geçip telaş içinde eşyalarını indiren diğer otobüs yolcularını izledi bir süre.

Elleriyle ceplerini yollayıp sigarasını aradı. İnce yağmurluğun içinde buldu sigara ve çakmağını, yaktığı sigaranın dumanı puslu, kapalı yağdı yağacak havaya savruldu.

Diğer peronlara da otobüslerin gelmesiyle garajın içi ana baba gününe döndü.

Annelerinin eteğinden tutan henüz bir gözü uykuda çocuklar, yeni geldiği şehirde meraklı bakışlarla etrafa bakan toy üniversite öğrencileri, çek çek arabalarıyla müşteri kovalayan hamallar, sinirli  asabi simsarlar yumurta topuk kunduralarıyla uykusuzluktan bitmiş kravatı gömleği bir tarafa gitmiş şoförler.

Ayakta bir süre daha izledi o keşmekeşliği biten sigarasını yere su birikintisi attı. Rüzgar ve soğuk etkisini artırmış açık olan boğazından içeri giriyor, yüzünü, boynunu dolaşıyor onu fena halde üşütüyordu.

Kendi kendine “nereye geldim lan böyle ne zaman bindim bu otobüse ne işim var buralarda diye mırıldandı”.

Karnı fena acıkmıştı. Garajın içini şöyle bir dolandı. Büyük ışıklı tabelasında çorba ve tatlı salonu yazan camları içerinin sıcaklığıyla buğulanmış bir yere girdi.  Koca salon hemen hemen doluydu. Köşede bir yerde bulduğu masaya oturdu. Masanın üzerinde bir kova içinde geceden dilimlenmiş olduğu belli olan ekmeklerden bir parça attı ağzına sigaranın verdiği dilindeki acılık dağıldı. Alüminyum sürahi içindeki suyu bardağa doldurdu içti.

Yanında kirli beyaz önlüğüyle bir genç belirdi. Çorba söyledi. Çok geçmeden geldi çorbası hemen saldırdı. Arkasından bir çorba daha söyledi onu da içti sıcak sıcak. Baharatlı sıcak mercimek çorbası onu ayıltı. Lavabo yazan yere girdi alaturka tuvalete oturdu. İhtiyacını giderdi. Elini yüzünü yıkarken aynadaki görüntüsü dikkatini çekti. Kendinden korktu. Göz bebekleri yerinden çıkacak gibi büyümüş göz altları şişmiş kirli saçları sakalları bir hayli uzamış adeta hapishane kaçkınlarını andırıyordu. Hesabı ödeyip çıktı.

Yan taraftaki çay ocağının kaldırımdaki kürsülerine oturdu.

Karnının doyması üşümesini geçirmişti sigarasından çıkarıp yaktı. Çayı önüne gelmişti bile.

– Buyur abem çayın hazır

-Eyvallah kardeş sağ olasın dur hele bir iki bir şey soracağım sana..

– Buyur abe sorasın

-Ya şimdi sana acayip gelecek ama neresi burası? hangi şehirdeyim ben?

Çaycı genç şöyle bir baktı ayağında spor ayakkabı, üzerinde bir hayli eski bir kot ince bir sweat tişört  ve yine ince yağmurluğu içindeki kırklarında olan perişan görünümlü adama

-Abe burası Diyarbakır ama geldiğin yeri bilmisen Abe..

-Peki ucuz yollu kalacağım otel nerede bulabilirim?

-Abe gerek Dağkapıya gidesin, garajın dışında cadde üzerinde bekleyesen, dolmuş gelir hemen onlara binesen..

Dolmuştan indiğinde büyük bir meydanda buldu kendini, şöyle bir etrafında döndü sağa sola merakla baktı. Surları gördü kahvaltı salonlarını gördü yanından anlamadığı bir dilden konuşan insanlar geçti. Yağmur başladı sonra ince ince yağıyordu. Aslında yağmurdan çok ince sulu bir kardı yağan ve soğukluğu keskin bir bıçak gibiydi. Yağmurluğun fermuarını yukarı yakasına doğru çekti, karşı ara sokaklara doğru koşmaya başladı.

Açık olan ciğercilerin tezgahlarında çıkan duman dar sokaklarda şöyle bir dolanıp yağmurlu karanlık havaya karışıyordu.

Yerdeki birikintilerden su alan ayakkabısının içindeki ayağı buza kesmişti adeta.

Amaçsızca koşar adım dolaştı sokakları Urfa kapıdan çıktı dolanıp Melik Ahmet caddesine çıktı. Yukarıya doğru ince ince yağan karla karışık yağmurun altında balıkçılar başına kadar geldi nerede olduğunun nereye gittiğini bilmeden dolanıp duruyordu. Bir ara peynirciler çarşısına girdi. Küçük küçük dükkanların içinde büyük plastik kovaları içinde daha önce görmediği peynir çeşitlerini gördü. En çok da örgü şeklinde olan peynirler çekti dikkatini. Oradan da çıkıp Mardin kapıya doğru seğirtti. Tekrardan taş evlerin olduğu dar karanlık sokaklara daldı. Boş sokaklarda dolanıp durdu sırılsıklam olmuş fena halde üşür hale gelmişti.

 Tabelasında palas otel yazan binaya attı kendisini. Merdivenin kenarında resepsiyon olan yere yanaştı.

“Kalacak yer istiyorum dedi”.

Resepsiyonda duran halinden görmüş geçirmiş olduğu belli olan altmışlık yaşlarda olan adam bir anahtar verdi üzerinde on dokuz yazıyordu. Merdivenden çık ilk koridorda diye tembih etti.

Merdivenden çıkıp odaların olduğu koridora geldi. Koridorun sonunda tuvaletler vardı. Kapısında o dokuz yazan odası kapısını açıp girdi.

Küçük odanın ortasında eski karyoladan bozma bir yatak üzerinde katlanmış gri renkli bir çift battaniye vardı. Arka sokağa bakan kirli koyu renkli perdeleriyle dışı demir şebekeli küçük bir pencere ve yatağın yanında eski bir komidin vardı yerde epeyce yıpranmış bir halı koyu renkli duvarla tam bir uyum içindeydi.

Prize dokundu sarı loş ışığıyla ampul yandı. Yatağa yöneldi üzerindeki tüm ıslak giysileri çıkarıp yere attı. Çırılçıplak bir halde buz gibi yatağa girdi battaniyeleri üzerine çekti. Battaniyeleri iyice sertleşmiş tüyleri çıplak vücuduna batar gibi oldu.

Yatağa boylu boyunca uzanıp gözlerini gölgeler içindeki tavana dikti. Bir yandan da düşünüyordu.

Dün aldığı kötü bir haberden dolayı morali epeyce bozulmuş gün boyu yaşadığı denizi olan şehrin sokaklarında dolaşıp durmuş gün boyu da içmişti. Sarhoş haliyle karıştığı bir iki küçük kavgayı hatırladı hayal meyal. Akşama kadar kör kütük oluncaya kadar epeyce içmiş sonra da kendini terminalde bulmuş nereye gittiğini bile bilmediği hareket etmek üzere olan otobüse binmiş ve gözünü bu tanımadığı şehirde açmıştı. Ve şimdi bu izbe otelin odasındaydı.

Uykusuzluktan ve yorgunluktan kapanan gözlerine fazla direnemedi. Kendini derin uykunun kollarına bıraktı. Dışarıda yağmur yerini beyaz bir kara bırakmıştı…

i. Akan

Post Views: 303
Önceki yazı

Celal Başlagıç’ı kaybetmişiz.

Sonraki Gönderi

TUHAF İŞLER!

İrfan Akan

İrfan Akan

Sonraki Gönderi
TUHAF İŞLER!

TUHAF İŞLER!

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.