Çünkü bazen tek nefeslik umut bile direniştir.
Doğanın dört mevsimi var; bizimse dört ruh halimiz: şaşkın, kızgın, umursamaz ve “aman ne olacaksa olsun”…
Doğanın dört mevsimi var ama bizde takvim karışık:
Kışta umut arıyoruz, yazda öfke biriktiriyoruz, sonbaharda melankoliye kapılıyoruz, baharda ise indirim bekliyoruz.
Kimi için zaman önemli, kimi için siyasi mekân…
Kimileri içinse bunların hiçbiri değil; eylemdir önemli olan.
Ama bizde eylem bile mevsimlik hâle geldi:
Baharda umutluyuz, yazın tembel, sonbaharda melankolik, kışın pesimist.
Pencere dediğin aslında hepsi, ve bir bakış açısı.
Kimimiz oradan güneşi görürüz, kimimiz komşunun doğalgaz faturasını.
Bazısı dışarıyı izler, bazısı içindeki sessiz kavgayı.
Benim için pencere, “ülke gündeminin dışarısından içine bakabilme şansı.”
Gerçi o da artık çift camla koruma altına alındı — çünkü içerisi, dışarıdan çok daha karışık.
Bu yazı biraz son zamanlarda yaşadıklarımıza gönderme gibi olsa da, bence herkes kendi payına düşeni alsın.
Sorum şu: Biz neredeyiz, ülke nereye gidiyor?
Dün yanlış olan bugün doğru, dün düşman olan bugün dost…
Sanırsın bahar geldi; herkes birbirine “çiçek verir” oldu.
Şikâyetçi değilim, yanlış anlaşılmasın.
Demek istediğim : Bizde mi mevsimleştik.
Doğanın kanunu belli: Dört mevsim, on iki ay, her ay dört hafta, her hafta yedi gün…
Bizdeki kanun daha dinamik: Dört fikir, on iki açıklama, her hafta yeni bir kriz, her gün bir zam.
Mesela meteoroloji “hava ısınıyor” diyor, bizse “ekonomi soğuyor mu?” diye sormadan duramıyoruz.
Bence ağaçlar yaprak yerine sabır dökse, yine de yetmez bize.
Son zamanlarda kuşlar göç yollarını unuttu; çünkü artık her yer aynı, kurak… Savaş,kavga, kaos, telaş ve gürültü …
Doğanın bile sabrı kaldı mı, bilmem.
Bana sorarsanız o bile “ben biraz ara vereyim” der gibi.
Ama ne olacaksa olsun…
Biz yine de penceremizi açalım, bir nefes alalım.
Belki dışarıdan taze bir esinti gelir.
Belki de sadece komşunun kızartma kokusu…
Ama fark etmez; yeter ki o pencere kapanmasın.
Çünkü umut, her şeye rağmen hâlâ orada bir yerlerde.
Bir camın ardında, buharın arkasında, gülümsemeyi unutmamış bir yüzde…
“Unutmayalım”
Gülümsemek hâlâ en güzel direniş biçimidir.














