İsrail ile İran komşu değil, iki taraf da (şimdilik) havadan birbirine füze yağdırıyor. İran’ın, İsrail’i karadan işgali söz konusu değil ama ABD ve İsrail askerlerinin bir süre sonra iyice güçsüz düşmüş İran devleti topraklarına karadan da müdahalesi olasılık dâhilinde. Bu süreçte İran devleti düşürülür ya da teslim olursa yerine ABD işbirlikçisi yeni bir devlet daha kurulacağı çok açık. Mollalarla ABD-İsrail arasında bir “uzlaşma” ile savaşın sona ermesi de Mollalar ne kadar “kanımızın son damlasına kadar” dese de yüksek olasılık dâhilinde. Yani İran’da devrimci güçler süreçte hızla bir araya gelip yeni devletin oluşumuna müdahale etmedikleri sürece savaşın kazananı ABD olacaktır.
Bu savaşta Mollaların devletinin kazanıp savaş öncesi döneme tekrar dönüş olasılığı yoktur.
Bu savaş bir süre daha iki tarafa açık-gizli askerî desteklerle sürdürülebilir ama İran’ın Molla yönetiminin er ya da geç yok edileceği ya da teslim olacağını şimdiden görmek o kadar zor değil. Çünkü ne içte İran halkının Molla rejimine ciddi bir desteği var ne de ezilen halkların yanında saf tutacak SSCB gibi bir sosyalist güç. İran’a Rusya, Çin gibi devletlerin desteği, emperyalistler arası pazar kavgasında bir saflaşma olup İran bu devletler tarafından kolaylıkla masada satılabilir. Rusya’nın Suriye’de yaptığı gibi.
İran halkının elinde ülkesini savunma sürecinde zaten öyle ya da böyle yıkılacak Molla rejiminin yerine başka bir “anti emperyalist maskeli” gericinin peşine takılmak ya da ABD kuklası Şah dönemini andıracak bir rejime teslim olmak seçenekleri dışında tek bir seçenekleri var şu anda: İsrail’e ve ABD’ye karşı direniş içinde kendi mevzilerini pekiştirerek bir iktidar alternatifi oluşturmaya çalışmak.
Bunun ütopya, İsrail yanlısı olmak gibi değerlendirildiği yazılar bol bol Lenin, Stalin alıntılı teorisyenlerce yazılıp duruluyor. Bu yazıya da böyle saldıracaklardır. Varsın saldırsınlar. Orta Doğu’da bazı egemen güçlerin emperyalizme tam teslimiyet göstermemesinden hareketle Üç Dünya Teorisine bilerek ya da bilmeden sarılan bu dostlar, bu rejimlerin, emperyalistler tarafından tek tek yıkılırken içteki halkın emperyalist işgalcilere yer yer alkış tuttuğu gerçeğinden de mi ders almazlar? Bu yıkılışlarda iktidarların halklarına yıllarca zulmetmesinin rolü az mıdır? İran’da da bugün belli kesimlerin İsrail’den yana tavır gösterdiği açık değil mi? İsrail’in ve ABD’nin Tahran’ı boşaltın çağrısından sonra televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler açık değil mi?
İran halkı zaten yıkılacak olan Molla rejiminin ömrünü uzatacak politikalarla emperyalizmden de, İsrail işgalinden de kurtulamaz.
İran’da mevcut rejimin savaşı kazanma olasılığı yoktur. Molla rejimi ya yıkılacak ya da teslim olacaktır. Bu teslimiyetin koşulsuz ya da masada anlaşma ile olması arasında nitelikçe fark olmayacaktır.
Savaş ister ABD-İsrail’in açık zaferi ister Mollalarla uzlaşma biçiminde sonuçlansın İran’da kaybeden İran halkı olacaktır.
Bu apaçık gerçekten hareketle İran halkının tek kurtuluş yolu anti-emperyalist, açık işgal başlarsa anti-işgalci cephede kadınların, emekçilerin, gerçek yurtseverlerin halk iktidarına yol açacak birliği bir an önce kurabilmesidir.
Bu yazdıklarım bir dilek, temenni değil; başka hiçbir kurtuluş yolunun olmadığı gerçeğinin ifadesidir.
Varsın “realite”de bir tarafta İsrail-ABD diğer tarafta Molla rejimini görüp “taraf olma”yı bunlardan birinden yana olmak olarak görsünler.
Bu “taraf” olma durumu, sadece Molla rejiminin bir süre daha ömrünü sürdürebilmesine destek olma hâlidir. Çoğu masa başı desteği olduğu için pratikte bir değeri de yoktur.
Ben “tarafsız” değilim. İran halkının da bütün halkların da gerçek kurtuluşundan yanayım.
Bu savaşta asıl bela ABD-İsrail’dir. Kesinlikle doğru. Ancak bu baş düşmana karşı mücadele Mollaların peşine takılmakla yapılamaz. Çünkü İran’da her koşulda Molla rejiminin ömrü bitmiştir. Yerine neyin konulacağı, asıl yanıtlanması gereken sorudur.














