Merak etmeyin, biz hâlâ buradayız;
sizi izlemeye devam ediyoruz.
Bu bir köşe yazısı mı, bilmiyorum;
ama içimde kalanları söylemek istedim…
.
Şu ölümle yaşam arasındaki ipince çizgi yok mu?
Biz orada cambazlık yapıyoruz; sizse üstümüze sopa sallayanlardansınız.
Birazcık vaktiniz var mı, beni dinlemeye?
.
Neymiş efendim, sizin gözünüzde biz “küçük insanlarmışız!” Eyvallah.
Ama küçük dediğiniz insanlar, bu dünyanın omurgası.
Unutmayın: o koca gövdeleriniz ayakta duruyorsa, bu omurganın sayesinde duruyor.
.
Şimdi soruyorum: Size bu “dibi görünmeyen” özgüveninizi nereden buluyorsunuz?
İnanın, bunu ciddi ciddi merak ediyorum.
Enerji içeceği mi içiyorsunuz?
Yoksa her sabah kibirle mi yıkanıyorsunuz?
Vallahi anlayamıyorum… Her sabah baktığınız ayna size “En büyük lider, ağa, bey sensin!” diye mi motive ediyor?
Bilmek istiyorum.
Merak… Bu da mı suç? Cehaletimi mazur görün.
.
Bakın, biz gücümüzü sevgiden, bilgiden ve çalışmaktan alıyoruz.
Hani şu unutulmuş değerler var ya… Evet, onlardan.
Ama sizinki başka. Sizin güç kaynağınız: “Ben dediysem doğrudur!” kafası mı?
.
Politikalarınız desen, onlar öyle tutarsız ki…
Bir gün “A” diyorsunuz, ertesi gün “Z”.
O da değil.
Harfler de bitti; bu sefer sıra emojilere mi gelecek, ne? Onlarla mı yöneteceksiniz?
.
Bizi küçük görebilirsiniz.
Sıkıntı yok, evet.
Zaten sizi izlerken biz de kendimizi ufak hissediyoruz:
Çünkü aramızdaki fark şu:
Biz çalışırken siz konuşuyorsunuz.
Biz üretirken siz karar veriyorsunuz – genellikle de yanlış kararlar, beş para etmez.
.
Ama bilmeniz gereken bir şey var:
O çok sevdiğiniz, yönettiğinizi sandığınız bu dünyayı biz çeviriyoruz.
Ve unutmayın; bu çark dönerken en alttaki dişli kırılırsa, sistem değil, siz ezilirsiniz.
.
Siz olmadan biz yaşarız.
Azla yetiniriz, direniriz, hatta güleriz yine de.
Ama biz olmadan siz…
Kusura bakmayın; çaya şeker olmayı bırakın, bir bardağa su bile koyamazsınız.
.
Ve bir gün…
Evet, bir gün o yukarıdan bakma huyunuz değişecek.
Belki “büyük adam” olmaktan vazgeçip “insan” olmayı denersiniz.
Çünkü kurtuluş yok tek başına.
Ve kurtarıcınız yine biz olacağız.
.
Şimdilik susuyoruz.
Ama bakın…
Susmayı kesip konuşursak ne kibriniz kalır ne büyüklüğünüz.
.
Sonuç?
Siz öyle yukarıdan bakmaya devam edin.
Biz aşağıdan yukarıya el sallarız;
ama unutmayın: bir gün o yukarısı asansörle değil, merdivenle inilecek.
Ve merdivenin son basamağında biz olacağız.
.
Korkmayın.
Biz iyiyiz.
Ama şimdilik.
Bir gün mutlaka fabrika ve tarlalarımız, savaşlarınıza değil de yaşama olan inancımıza hizmet verecek.














