CHP İlçe Kongrelerimiz olanca hızı, yüksek enerjisi, mücadelesi ile sürüyor. Önceki dönem ya da yeni dönem Milletvekillerimiz kongrelerde divan başkanlığı yapıyor. Belediye Başkanlarımız, değil işin altına elini koymak, bedenini, başını bile koyarak seçimi kendi desteklediği adayın kazanmasına uğraşıyor. Böylelikle yeni dönemde kendi başkanlığını garantiye almaya çalışıyor. İzlediğim tüm kongrelerde önceki dönem ve yeni dönem vekillerimiz 15-20 şer dakika sözleri kesilmeden konuşma yapıyorlar. Bugün Urla Kongresinde oldukça şaşırdım. Şöyle ki; Divan başkanı delegelere 2,5 dakika konuşma süresi verdi. Oysa ilçenin tüm sorunlarının konuşulacağı kongrede zaman kısıtlıysa, uzatılabilirdi. Herkes en az 10-15 dakika konuşmalıydı. Üstelik o ateşli konuşmaları meclis kürsüsünden yapmaları için vekillerimizi yetkilendirmiştik. Tüm ülkeye orada hitap etmeleri çok daha anlamlı değil miydi? Üstelik bugün yine bir vekilimiz kürsüden 2+1 dönem dedi. Aklıma otobüs firmalarının 2+1 rahat otobüsleri geldi. Ne bu şimdi 2+1 ? İki dönem ile sınırlı görev tanımlanıyor. Ek parti görevi olursa +1 dönem daha olacakmış. Tam da işte rahat servis. Bir dönem neye yetmiyor? Ortada çok büyük bir başarıdan da söz edemeyecek olursak, bu rahat servis işini pek tutmadım. Otobüs yolculuğu için iyi ama ülkenin geleceği açısından olmaz.
Biz bu işlerle uğraşırken Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Türkiyemiz’in binlerce tesisi ve gayrimenkulünün satışı için düğmeye bastı. İnternet sitesinde hepsinin ada, parsel, metraj ve nitelik özelliklerini tanıtıyor bugünlerde. Muhalefet cephesinden bir tek tepki bile duymadım şimdiye kadar.
Ülkemizin tüm değerleri göz göre göre elden çıkarılıyor. Limanlar, havaalanları, yollar, köprüler, barajlar, santraller, enerji tesisleri, telefon operatörleri önceden gitti. En verimli fabrikalarımız, bankalarımız da yabancılara satılmıştı zaten. Şimdi sahillerdeki kamu kurumlarına ait arsalar, dinlenme ve eğitim tesisleri satışa çıkarılıyor. Bu duruma karşı koyamadık. En yüksek perdeden protesto edip, parsel parsel satışa engel olamadık.
Şimdi kendi içimizde “yengeç sepeti sendromu” zamanı. Kongrelerde öne çıkan kim olursa yakasından paçasından çekerek bir yerlere gelmesini engelleme zamanı. Hazır ilgimiz buradayken tam da sırası.
Aaa cambaza bak !!!














