- Çocuk işçiliği nedir?
Çocuk işçiliği, çocukların temel haklarının ihlalidir ve çocukların sağlığı, eğitimi, gelişimi ve refahı için önemli bir tehdittir.
Kısaca küçük bir bedene yüklenen büyük bir yüktür çocuk işçiliği.
Bizim Radyo Kaktus kurumunda okul çocukları ve yüksekokul gençleriyle bu konuyu sıkça Felsefenin temel sorunu olan “Nasıl ve neden çocuk işçiliği? Çocuklar tarafından yapılan her iş çocuk işçiliği midir?”
Bu sorulara yanıt aramak için çocuk ve gençlerle sohbet ederiz. Ben, gerekse doğduğum ve büyüdüğüm Türkiye’de, gerekse 52 yıldır yaşadığım Almanya’da ve dolaştığım ülkelerde çocuk işçiliği hakkında oluşan düşünceme göre bunun iki nedeni var.
Birinci nedeni; yoksulluk, çocuk işçiliğinin yaygın bir nedenidir. Bazen yetersiz ya da geçinmeye yetmeyen gelirler nedeniyle çalışmaya rağmen var olabilmektedir. Tarımsal ürünlerin dünya piyasalarındaki fiyatlarının düşmesi, kentlerde temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının her gün artması ve işsizliğin yaygınlaşması, ekonomik krizler veya doğal afetler nedeniyle gelirde meydana gelen dalgalanmalar ile birlikte ailelerin sosyal güvenceden yoksun olması da yoksulluğa yol açmaktadır.
Ancak, yoksulluk çocuk işçiliğinin sadece bir nedeni değil aynı zamanda bir sonucudur: etkilenen çocuk ve gençlerin yetişkin olduklarında yoksulluk içinde yaşama riski yüksektir. Diğer şeylerin yanı sıra, eğitim eksiklikleri, işgücü piyasasında iyi işler bulmalarını ve güvenli bir gelir elde etmelerini engellemektedir.
İkinci nedeni kapitalizmin ve mevcut sistemlerin açgözlülüğüdür. Çocuk emeğini sömürmesidir. O küçük bedenleri çok ucuz iş gücü olarak kullanmasıdır.
Elbette yoksulluğu yaratanda kötü sistemler ve sermaye sahiplerinin açgözlülüğüdür. Bu nedenle Uluslararası Çalışma Örgütü önemli araştırmalar her yıl yapıyor ve açıklıyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) olan örgütün verilerine göre dünya çapında 160 milyon kız ve erkek çocuk çalışıyor. Bunlardan 79 milyon çocuk tehlikeli ve ağır sömürücü koşullar altında çalışmaktadır. Bunların nerelerde ve hangi şartlar altında çalıştığını sohbetimiz içinde anlatmaya çalışacağız. Ancak çocuklar tarafından yapılan her iş çocuk işçiliği olarak kabul edilmez. Önce çocuk işçiliği olmayan alanları ve durumları irdeleyelim:
Eğer çocuklar ve gençler kendi ev işlerinde, bahçe işlerinde ve çocukların kişisel gelişimleri üzerinde olumlu bir etkisi olabilecek şekilde ebeveynlerine yardım ediyorlarsa okul tatillerinde, boş zamanlarında cep harçlıklarını kazanmak için küçük vücutlarına yük olmayacak, sağlıklarına zarar vermeyecek işler yapmaları çocuk işçiliği sayılmaz. Çünkü çocuk yaşta ebeveynlerinin yaşam tecrübelerinden yararlanmaları oldukça önemlidir. Biz biliyoruz ki, 12- 13 yaşlarında çocuklar ilk okullarını bitirir ve ardından ortaokullara, köy enstitülerine, yatılı öğretmen okullarına ve sanat okullarına alınırdı. Bu çocuklar, tarım, arıcılık, bahçecilik, hayvan yetiştirme, mutfak işleri, demircilik ve mobilyacılık gibi işlerin yanı sıra ders eğitimleriyle pratikte de bu işleri yaparlardı. Elbette bunların dışında birçok küçük el zanaatları işletmelerine, elektrik, terzilik, berberlik, araba ve mobilya gibi alanlara çırak olarak yerleştirilirdi.
Çıraklık ile çocuk işçiliği iki ayrı kategoridir ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Çünkü çıraklık bir eğitimdir, çıraklık sonunda çocuk ve genç bir meslek öğreniyor, ustalaşıyor. Geleceğini bu meslek üzerinde kuruyor. Ne yazık ki sadece ülkemizde değil gelişmemiş bütün üçüncü dünya ülkelerinde çırak eğitiminde çocuk ve geçler in çok önemli sorunları var. Bunu eğitim sorunları içinde elle almak gerekir.
Özellikle üzerinde durmamız, bir eğitimi amaçlamayan, hiçbir sosyal garantisi olmayan çok ağır işlerde çalışan milyonlarca çocukların sorunları üzerinde daha ciddiyetle durmak gerekiyor.
Çıraklık yapan gençlerin karşılaştıkları sorunlardan daha kötü şartlarda ergin insanlar da inşaat, maden, tarım, hizmet sektörleri başta olmak üzere birçok alanlarda, sektörlerde çalışıyorlar.
Neyin sonucudur çocuk işçiliği?
Türkiye Birinci Dünya Savaşı öncesinde nüfusunun yüzde 95’inin okuma yazma bilmediği bir ülke olmasına rağmen hızla savaş yıkıntılarını kaldırarak kendi okullarını, yollarını, sağlık evlerini, hastanelerini ve el zanaatları alanındaki iş yerlerini kurarak her alanda bu okullarda yetişenlerin yardımı ve eğitimiyle yeterli hale gelmiştir.
Tahıl, narenciye, sebze ve süt ürünlerini başka ülkelerden alan değil, satan bir ülke olmuştur. Hasan Ali Yüce ve İsmail Hakkı Tonguç’un Köy Enstitüleri ve Zanaat- Sanat Okulu Projesi İskandinav ülkeleri, Çin, Küba başta olmak üzere birçok ülke tarafından örnek alınarak ülkelerini geliştirmiştir. Ne yazık ki bizim ülkede bilgilenmeye karşı olan, halkın çocuklarının özgürleşmesini ve fukaralıktan kurtulmasını istemeyen güçlerin baskısıyla kapatıldı. O çocuk ve gençlerin yaptığı bilgi ve eğitim binaları çürümeye terk edildi. İşittiğimiz kadarıyla arazilerinin büyük kısmı özelleştirilerek ranta çevrildi. Böylece ülkemizin de gelişmesi engellenmiş oldu.
Yine felsefi sorularımızı tekrarlamamız gerekir: “Neden ve nasıl?’
Her çocuk, ev içinde kendi yattığı odayı ve aile içinde birlikte yaşadığı bireylerle mutfak başta olmak üzere evin içini ve çevresini temiz tutmayı pratikte öğrenmelidir. Baskıyla değil, yardımlaşmayı ve bölüşmeyi öğretmek ve önemini kavratmak olumlu bir yaklaşımdır. Bu aile içindeki iş bölüşümünün ve yardımlaşmanın çocukların kişisel gelişimleri üzerinde olumlu bir etkisi olur. Küçük yaşta ev ve arkadaşlar içinde yardımlaşmayı ve bölüşmeyi öğrenmeyen çocuklar, ileride mutlu bir aile kurmak ve çalıştıkları iş yerlerine, yaşadıkları çevreye uyum sağlamakta büyük zorluklar yaşıyorlar.
Yine bir felsefi soru soralım: “Bu insanın mutsuz ve psikolojik sorunlar yaşamasını, egoist ve çıkarcı olmasının ortamını kim hazırlıyor? Bundan suçlu kimdir?”
Elbette, başta ebeveynleri, ev içinde ve çevrelerinde çocuğa uyumu kavratmaya yeterince çalışmamışlarsa onları sorgulamamız gerekir. Sadece onlar mı? Hayır, kreşler, okullar ve çocuk ile gençlik sosyal kurumlarını da sorgulamak gerekir. Bu kurumların özellikle birlikte öğrenme, dayanışma ve bölüşmeyi çocuk ve gençlere kavratmayı önemli bir görev olarak üstlenmeleri gerekir. 70 yıl önce benim çocukluk dönemimde, ilk okullardan itibaren sosyal ve tarım dersleri vardı. O derslerde sınıflarımızı, okul içini, bahçesini ve çevresini temiz tutmak, okul bahçesinin çiçek ve ağaçlarının bakımını yardımlaşarak yapmak ve birbirimizden öğrenmek teşvik edilirdi. Şimdi halen öyle bir sosyal ders var mı? Ben bilmiyorum.
Gene bir felsefi soru soralım: “O zaman bu çocuk işçiliği tartışmaları ve yasaları neden?”
Amaç, yasaların daha anlaşılır ve koruyucu olmasını sağlamaktır. Çünkü çocukların ve gençlerin fiziksel ve zihinsel gelişimine zarar veren veya okula devam etmelerini engelleyen, ya da çocukların ve gençlerin herhangi bir şekilde sağlıklarına ve geleceklerine zarar verecek her türlü çalışma biçimine karşı çıkıyoruz. Eğer çocukların olumsuz etkileneceği, geleceklerini karartacak yüzlerce olay iş alanları olmasaydı, iş cinayetlerinde, istismarlarda söz etmez ve tartışmazdık. Peki, bu olumsuzlukları engelleyecek yasalar yok mu? Çok sayıda yasa var. Ancak dünyanın birçok ülkesinde çocuk hakları ile ilgili yasalar sadece raflardaki dosyalar içinde kalıyor.
Neyi ifade ediyor “Çocukları koruma yasaları?” ve çocuklar hangi alanlarda çalışıyorlar? Çocukların çoğu nerede çalışıyor? Kısaca yasaların çocukların başta sağlık ve eğitim haklarını koruma altına alan yasaların hemen hemen dünyanın bütün ülkelerinde var olduğunun altını çizmiştik. Ayrıca “Dünya çocuklarını koruma federasyonları” ve onlara bağlı her ülkede onlarca derneğin de olduğunu vurgulamak isterim. Bunların başında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) yer alıyor.
Çocukların korunmasına yönelik uluslararası standartlar ve ilkeler sözleşmesi hazırlayarak 1973 ve 1999 yıllarında dünya devletleri ILO’nun hazırladığı sözleşmeyi imzaladı, ilk imzalayan 10 devlet içinde Türkiye’de yer aldı. İLO Sözleşmesi çocukların temel çalışma standartlarını ortaya koydu. Bu sözleşmeler, istihdama kabul için asgari yaşı düzenlemekte ve çocuk işçiliğinin en kötü biçimleriyle mücadelede acilen ihtiyaç duyulan tedbirleri tanımlamaktadır.
Çocukların çoğu nerede çalışıyor? Ülkeler ve bölgeler:
Çocuk işçiliği: Sömürüyü durdurmak, çocuk haklarını güçlendirmek için sadece kâğıt üzerinde kalan yasalarla değil, gerçek yaşamda hayata geçen, uygulanan yasalarla çocuk haklarının korunmasını savunuyor. Çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri, suç teşkil eden ve sömürücü koşullar altında çalıştırılan çocuklar saptanmalı ve bu çocuklar korunma altına alınmalıdır. Kız ve erkek çocukların zihinsel ve fiziksel sağlığı, güvenliği veya ahlakı açısından zararlı olan faaliyetlere nerede olursa olsun göz yumulmamalıdır ve göz yumulmasına izin verilmemelidir.
Ülkelere göre çalışan çocuklar
- Güney Afrika ve Sahra 86,6 Mio.
- Orta ve Güney Asya 26,3 Mio.
- Kuzey Afrika ve Ortadoğu 10,1 Mio.
- Latin Amerika ve Karayipler 8,2 Mio.
- Avrupa ve Kuzey Amerika 3,8 Mio
Ortalama. Dünyanın en yoksul ülkelerinde her dört çocuktan biri çalışmaktadır ve savaş ve kriz bölgelerinde bu rakam yüzde 30’un üzerindedir. Sahra altı Afrika’da bu kadar çok çocuğun çalışmak zorunda olmasının nedeni budur:
Afrika kıtası en kırılgan devletlere ve çatışmalara ev sahipliği yapıyor ve dünyadaki mültecilerin yüzde 39’u sadece burada yaşıyor. Her dört çocuktan biri çalışıyor, bu da 86,6 milyona tekabül ediyor. Kuzey Afrika ile Yakın ve Orta Doğu 10 milyon çocuk işçiyle bu bölgeyi çok geriden takip etmekte ve çocukların yüzde 7,8’i burada çalışmaktadır. Bu da çocuk işçiliğinin bu bölgede, özellikle de Suriye’deki çatışmaların bir sonucu olarak hızla arttığı anlamına gelmektedir.
- Sektörlere göre çalışan çocuklar
- Tarım: 70,9
- Hizmet sektörü: 17,2
- Endüstri: 11,9
Çocukların sağlığı için en tehlikeli ve ağır işlerin Endüstri sektörü, maden inşaat alanları olduğu bilinmektedir. Bu alanlarda gün yok ki onlarca çocuk yaşamını yitirmesin, veya bir kaza sonucu engelli duruma düşmemiş olsun.
Dünya çapında kaç çocuk çalışıyor ve hangi işlerde çalıştırılıyor?
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Haziran 2021 Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü münasebetiyle çocuk işçilerin durumuna ilişkin bir rapor yayınladı. ILO’ya göre dünya genelinde beş ila 17 yaş arasında 160 milyon çocuk çalışmaktadır. Bunların 79 milyonu tehlikeli işlerde çalışan kız ve erkek çocuklardan oluşuyor: Kısacası dünyada var olan her on çocuktan biri çalışıyor. Türkiye’de her beş çocuktan biri çalışıyor.
Yoksulluk, çocuk işçiliğinin yaygın bir nedeni olduğunu açıklamıştık. Mevcut sistemler ülke halkından belli bir kesimin yetersiz ya da geçinmeye yetmeyen gelirlerinin ortada kaldırmadığı sürece çocuk işçiliğini de ortadan kaldırmak mümkün olmayacaktır. Çocuklar aileye katkıda bulunmak ve kendi ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak zorunda kalacaktır. Kısacası çocuk işçiliği de var olacaktır. Elbette ki yaşamımızda hepimiz de biliyoruz ki doğal afetlerde ekonomik krizlerde en çok etkilenen sıradan az gelirli halk tabakalarıdır. Ailelerin sosyal güvenceden yoksun olması da yoksulluğa yol açmaktadır. Bunlardan en çok etkilenende çocuklar oluyor.
Unutmadan soralım dünya ölçeğinde genel bölgeler ve sektör oranları verdik. Ancak hangi işlerde çeliştiriliyor işçi çocuklar gene Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun 1999 tarihli 182 sayılı Sözleşmesine göre sömürücü çocuk işçiliğinde durum:
- Kölelik ve borç esareti ve her türlü zorla çalıştırma
- 13 yaşından küçük çocukların çalıştırılması
- Çocuk fuhuş ve pornografisi
- Çocukların asker olarak kullanılması
- Uyuşturucu kaçakçılığı gibi yasa dışı faaliyetler
- Taş ocaklarında çalışma, ağır yük taşıma veya çok uzun çalışma saatleri ve gece çalışması gibi sağlık, güvenlik veya ahlakı tehlikeye atan işler.
- Bir çocuğun sağlığını, güvenliğini veya ahlakını tehlikeye atan işler 190 sayılı ILO Tavsiye Kararının 3. Maddesinde tanımlanmıştır:
- Çocukları fiziksel, zihinsel veya cinsel istismara maruz bırakan işler
- Yeraltında, su altında, tehlikeli yüksekliklerde veya kapalı alanlarda çalışmak
- Tehlikeli makine, ekipman veya aletlerle çalışmak ve ağır yük taşımak
- Çocukları tehlikeli maddelere, aşırı sıcaklıklara, gürültüye veya titreşime maruz bırakan sağlıksız ortamlarda çalışmak.
- Uzun çalışma saatleri, gece çalışması veya çocuğun işverene maruz kaldığı izole işler gibi zor koşullar altında çalışmak.
İşte biz böyle bir dünyada yaşıyoruz. Hükümetlerin, firmaların, sendikaların kısaca aklınıza gelen her kuruluşun temsilcileri ağızlarını açtıklarında çocukları sevdiklerini ve çocukları geleceğimizdir derler. Ancak çocukları bu zor ve ahlak dışı olan işlerde kullanılmasına, çalıştırılmasına göz yumarlar, hatta önemli bir kesim onlar üzerinde varlıklarını artırırlar. Siyasi kariyerlerini sürdürürler. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 32. Maddesi, her çocuğun ekonomik sömürüden korunma hakkına sahip olduğunu belirtmektedir. Ne yazık ki yasaları yazmak ve gerçekten uygulamak aynı şey değildir. Bütün hükümetlerin yasalarında, iş ve sosyal kurumların tüzüklerinde alınmış çok değerli kararlar vardır. Ancak bu kararlar sadece dosyalardan kalır uygulamada hayata geçirilmezler.
Not: Devam edecek, Türkiye ve Avrupa’da durum nedir?














