Güvenin bir insanın verdiği söze uygun olarak davranacağına, üstlendiği işi mükemmel yapacağına, açık yürekli, açık sözlü olmak ve saygı gibi erdemlerin varlığının bir insanda bulunduğun inanmak olduğunu anlatmaya çalışmıştık. Bu önemli güven karakterinin, felsefecilerin insanların, eylemlerin, öngörülerin ve ifadelerin doğruluğuna, gerçekliğine veya dürüstlüğüne ilişkin öznel bir inanç, duygu veya kanaat olarak tanımladığını söylemiştik. Ayrıca güven için özellikle eğitim alanlarında eğiticilerle eğitim alanlar arasında karşılıklı güven, saygı, sevgi ve sempatinin mutlaka olması gerektiğini de vurgulamıştık. Bu durumda neden
“Çocuklarla nasıl güven inşa edebiliriz?” konusunu sıkça vurguluyoruz? Bu soruyu her ebeveyn ve eğitimci sıkça kendisine sorar.
Elbette her insanın sürekli kendisini sorgulaması, sonra birlikte olduğu insanın yaşamına ve hareketlerine karşı hassas olması, onlardaki değişikliği bir güven ölçümü olmadan da hissetmesini sağlar.
Özellikle ebeveynler, eğiticiler ile çocuklar ve gençler arasında sıkça konuşulan hatta tartışmalara neden olan konuların başında yer alır. Son yıllarda çocukların zamanlarının büyük kısmını sosyal medya sayfalarıyla geçirmesi ve ebeveynler ile eğitimcilerin sosyal medya sitelerindeki bilgilere güvenmeyişidir. Elbette İnternet üzerinde yapılan yayınlara, web sitelerine, bloglara kuşkuyla yaklaşmak insani bir duygudur.
Bunların hepsinin bu Yapay Zeka çağında elbette çok yararlı yönleri var. Ancak bilinçli kullanılmadığında büyük zararlar verdiği için tartışılmaya yol açıyor. Güven inşa etmek, genellikle tek tük aksiliklere karşı bağışıklığı olmayan uzun bir süreçtir. Eğer iyi bir ilk izlenim bıraktıysak, genellikle başlangıçta belli bir güven duygusuna sahip oluruz. Ancak, şüphe durumunda bu güven hızla tekrar tükenir. Bu bakımdan, güven inşa etmek nihayetinde her zaman yoğun ve samimi bir ilişki çalışmasına dayanır. Bunun dışındaki her şey keyfi ve yüzeysel olacaktır.
Güven için bir temel oluşturmak istiyorsak, şunları yapmalıyız:
– Kendi çocukluğumuzdaki duygularımızı, beklentilerimizi hatırlamaya çalışmalıyız.
– Kendimizi, düşüncemizi, korku veya sevincimizi olduğumuz gibi sunmalıyız, yani gerçek ve dürüst olmak gerekir.
– Çocuklara, gençlere verdiğimiz sözleri tutmalıyız veya öngörülebilir gelecekte yerine getiremeyeceğimiz bir şeyi kesinlikle söz vermemeliyiz.
– Çocuğun, iç dünyasında yaşadıklarını daha iyi tanıyabilmek için iletişime çok zaman ayırmalıyız.
Elbette günümüzde sosyal medya, hızlı yaşam ve gelişim, ne çocukların anne ve babaları için ne de anne ve babaların çocukları ve arkadaşları için yeterince zamanı bırakmıyor. Her şey sosyal medya üzerinde kararlaştırılıyor. Bu nedenle büyük acılar yaşanıyor.
– Çocuk ve gençlere karşı açık ve dürüst olmak gerekir ve her türlü eleştiriye yapıcı bir şekilde yanıt verilmelidir. Hiçbir an unutmamalıyız ki çocuklar, gelişen enerjilerinden dolayı çatışmaya eğilimlidirler. Ebeveynler ve eğiticiler, sosyal pedagoglar çocukların bu evrelerde yaşadığı psikolojik durumu göz ardı etmemeleri gerekir. Bir çatışma ve inatlaşma başlarsa, büyük bir fırtınadaki sel gibidir. Onun önünü kesmek ve yön vermek kolay değildir.
Eğitimde ve dostça birlikte yaşamakta halkımızın bu güzel sözü daima rehberimiz olmalıdır: “Tatlı dil, yılanı bile deliğinden çıkarır.”
Birkaç tane sevgi ve güven belirten cümle çocuk ve gençleri rahatlatır, düşünmeye sevk eder ve onurlandırır. Elbette son yıllarda sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte çocuklar caddede, bahçelerde gezilerde birlikte oyun oynamak, birbirlerinden öğrenmek, sevinçlerini ve üzüntülerini birbirleriyle paylaşmak yerine, YouTube, Instagram, Messenger, WahtsApp, Facebook TikTok, Google, Firefox gibi medya platformlarında zaman geçiriyor ve oradan öğrenmeyi yeğliyorlar. Zamanlarını aile bireyleri ebeveyn, kardeş ve yakın akrabalarıyla, mahalle, okul veya bir spor, kültür grubuyla geçirmeye hevesli değiller. İhtiyaçlarını, öğrenmek istedikleri bir konuyu internet ve web sayfalarında arıyorlar; özellikle Google’a başvuruyorlar., kardeş ve arkadaşlarıyla gidip mağazaları dolaşarak birlikte alma ve birlikte karar verme zevkini yaşamıyorlar. Bu durumda çocukların internetteki web sayfalarında yazılanların, söylenenlerin yanlış olanı doğrudan ayırmasını sadece zorlamıyor, aynı zamanda o sayfalarda öğrendiklerine göre ve etkisi altında kaldıkları düşüncelere göre yaşam tarzlarını, kılık ve kıyafetlerini de uygun hale getirmeye çalışıyorlar. En önemlisi zamanlarının çok önemli bir bölümünü bu medya sayfalarındaki oyun ve videoları izlemekle geçiriyorlar. Bunun sonucunda yalnızlaşıyorlar. Uzun süreli dostluk, arkadaşlık kurma ve aile bireyleriyle zaman geçirme heveslerinden de uzaklaşıyorlar. Bu durum aile, eğitim merkezlerinde (kreş, okul, kültür, spor grupları içinde) uyum sağlamayı da azaltıyor ve aile içinde, eğitim kurumlarında ve arkadaşları arasında çelişkilerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu özellikle halkın büyük bir kesiminin ekonomik sorunlarla boğuştuğu, siyasi ve toplumsal baskının yoğun olduğu ülkelerdeki aileler ile çocuklar arasında çatışmaların daha kolayca ortaya çıkmış olması ve yaygın olması bilinen bir gerçektir ve doğaldır. Bu durumda ebeveynler ile eğitimciler çocuklara ceza uyguluyor, kızıyor, elindeki cep telefonunu alıyor, tabletini, internete girmesi yasaklanıyor. Bence bu cezalar da oldukça yanlıştır. Çünkü cezalar çocuklarda küskünlük, öfke ve inatlaşma yaratıyor. Elbette o zaman kendimize sorabiliriz yukarda verdiğimiz güven için bir temel oluşturmak isteğimizi uyguluyor ve halen başarılı olmuyorsak neler yapmamız gerekir?
Elbette bu durumda tekrar “Çocuklarla nasıl güven inşa edebiliriz?” sorusunu kendimize sorabiliriz.
Bu beş temel ilke bize onların güvenini kazanmasına yardım edebilir.
1. Geçmişimizi hatırlayalım Çocukluğumuzu ve değer verdiğimiz insanları düşünelim.
2. Çocukların gerçek ihtiyaçlarını ciddiye almalıyız.
3. İhtiyaç gördüklerinde destek sunmalıyız.
4. Düzen, öğrenme ve sabırlı ilişkiler yürütmekte iyi bir rol model olmalıyız..
5. Ceza yerine onlara sevgi sunarak sohbet etmenin önemli olduğu bilinciyle ilişkileri sürdürmeliyiz.
Elbette günümüzde sosyal medya, hızlı yaşam ve gelişim, ne çocukların anne ve babaları için ne de anne ve babaların çocukları ve arkadaşları için yeterince zamanı bırakmıyor. Her şey sosyal medya üzerinde kararlaştırılıyor. Bu nedenle büyük acılar yaşanıyor.
– Çocuk ve gençlere karşı açık ve dürüst olmak gerekir ve her türlü eleştiriye yapıcı bir şekilde yanıt verilmelidir. Hiçbir an unutmamalıyız ki çocuklar, gelişen enerjilerinden dolayı çatışmaya eğilimlidirler. Bilim insanları sohbet ve yazılarında çocukların sosyal değerleri ve davranışları öğretmesinde ebeveyn rolünün üzerinde dururlar. Çünkü çocuklar küçük yaşlarda genellikle onların bir yansımasıdır. Onları taklit ederler. Bu süreçte anlaşmazlıkların ortaya çıkması doğaldır, çünkü ebeveynler direnen çocuklarla yüzleşmek zorundadır. Çocuğun da gelişiminde sınırları test etmesi gerekir. Bu durum ebeveynleri hayal kırıklığına uğratabilir ve çatışmaya yol açabilir. Yetişkinlerin bazı konularda farklı görüşleri olabilir, ancak çocuğun görüşlerine değer verilmesi ve bunları deneyebilmesi önemlidir. Bu kişisel gelişim için önemlidir ve çocuk kendine güvenmeyi öğrenir. Ve karşılıklı güveni inşa eder Aile içindeki çatışmaların nedeni başlı başına üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.
08.04.2025
Molla Demirel














