İpucu 5: Çocuklarımızın verdikleri cevaplarla gerçekten ilgilenmek önemlidir.
Derinlemesine sorular söz konusu olduğunda istediğimiz cevabın soruların içinde gizli saklı olmaması gerekir. İyi bir soru sohbeten dikkati uzaklaştırmaz, dağıtmaz; çocuğa açık, özgür olduğu duygusunu verir. Gerçekten karşımızdakini ciddiye alarak konuyla ilgilendiğimizi gösterir. İlk cevabın ardında elbette ki düşünce ve fikirleri sorulur. Neden, niçin?
İpucu 6: Çocukların çok iyi bildiği şeyleri dikkate almak gerekir.
Çocuklar bazen işi kendi kendilerine kolaylaştırıp “Bilmiyorum” ya da “Bu böyle” gibi cevaplar veriyorlar. Böyle bir yanıt olunca daha fazla ilgisini uyandıracak sorular sorarak onu sohbetin içine çekmeye çalışmamız gerekir. Örneğin konuşuyoruz. “Gökteki yıldızlar sayılamaz” ve “Neden sayılamaz?” diye soralım. Sorunun cevabı “Bilmiyorum” dır. “Ne sayılabilir?” diye sorabiliriz. Ve oradan sayılamayan şeyleri birlikte aramalıyız.
Uçtu uçtu kuş uçtu: Kuş uçar
Uçtu uçtu taş uçtu: Taş uçmaz O zaman başka neler uçmaz birlikte arayalım…
İpucu 7: Çocukla sohbet ederken çocuk sormadan kendi fikrimizi ifade etmemeliyiz. Burada şunu söylemeliyiz.
Felsefi bir sohbette yalnızca soru sorarsınız ve onun sorularına yanıt olarak ne düşündüğünüzü söylemezsiniz. O anda itibaren çocuk kendi başına düşünmeyi bırakacaktır. Çocuklar yetişkinlerin yanlış veya doğru yanıt vermelerine alışkındır. Ayrıca çocuğa sorulan şaşırtıcı sorular hakkında düşünmesine ve beklentilerimizin dışında bir yanıt vermelerine izin vermeliyiz
İpucu 8: Çocukla felsefe yaparken kendimizi Cahil saymakta yarar var. Cahil bir tutum en iyisidir. “Hiçbir şey bilmediğimi biliyorum” diyen Sokrates’i hatırlayalım. Böyle bir Sokratik tutumdan en çok çocuk yararlanacaktır, çünkü çocuklar dünyanın nasıl işlediği hatta günlük yaşam konusunda kendi düşündüklerini yetişkinlere açıklamayı severler.
İpucu 9: Çocukla düşünme arkadaşı olmak gerekir. Bu oldukça önemlidir.
Dünyada yaşananlara yeniden çocukmuş gibi hayret etmek gerekir ve çocukların sorularına açık olunmalıdır. Tüm (sözde) bilgilerimizi unutacağız ve en az çocuk kadar meraklı olmak gerekir. Bunu yapabilirsek bir ebeveyne, bir eğitimci değil, çocukla göz seviyesinde olan, düşünen bir arkadaşı olabiliriz.
Böylece çocuktaki yeni yönlerini keşfedebilme olanağımız da olur. Belki de en önemli ipucu budur. Böylece çocukla paylaştığımız bu derinlemesine zamanın tadını ala biliriz ve onların şaşırtıcı, zekice, dikkat çekici, ilham verici yanıtlarının tadını da almış oluruz.
Sonuçta olarak Felsefe Atölyelerinin çocuklar için en önemli kazançlarından biri onların farklı ve doğru düşünme yollarını öğrenmeleri için yardımcı olmasıdır. Düşünmenin gelişimi dilin gelişimi ile doğru orantılıdır. Bu yüzden soruşturmaları deneyimlerken, duyusal, imgesel ve kavramsal düşünme şekilleri gelişirken, bunları ifade etme çabasıyla da dili kullanma becerileri de gelişmektedir.
Felsefe sohbetine katılanı düşünceden düşünceye sevk eden, tartışmanın sonrasında düşünmemizin hiç bitmeyeceği ve zihnimizde yepyeni kapıları açıldığını fark edeceğimiz bir serüven olacaktır. Evde, okulda, aile içinde, arkadaşlarımızla, öğrencilerimizle mutlaka denememiz gereken onların tecrübelerinden yararlanmak olmalıdır.
Her şeyi ben bilirim anlayışıyla hareket eden bir anne ve baba evde huzur ve mutluluk yaratamaz,
Eğitimci öğrencilere faydalı olmaktan çok onların öğrenme motivesini azaltır.
Unutmayalım, amacımız ders vermek değil, doğru sorularla çocukların düşünmesini ve düşündükleri konu üzerinde konuşmalarını sağlamaktır. Kendilerine olan güveni artırmaktır. Halkımızın bu sözünü felsefede unutmamalıyız: Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa dost olur. Bunun için ben sıkça vurgularım, insan insandan öğrenir. Birbirimizden öğrenmek için dost olalım…
02.01.2024
Molla Demirel














