Bütün anlattıklarımdan sorumluluk duygusunu şöyle özetleyebilirim:
Sorumluluk duygusu, hayatın birçok alanında merkezi bir rol oynayan çok önemli bir özelliktir. Kişinin kendi eylemleri ve bunların sonuçları için sorumluluk alma yeteneği ve isteğini tanımlar. Yüksek sorumluluk duygusuna sahip kişiler, kararlarının çevreleri ve diğer insanlar üzerinde bir etkisi olduğunun farkındadır ve bu nedenle düşünceli ve ileriye dönük bir şekilde hareket ederler. Çocuklarımıza bu sorumluluk duygusunu onlara daha küçükken aşılamak gerekir. Birçok eğitimci üç yaşından itibaren çocuğa görev verilmesi gerektiğini söylüyor ve 3-6 ile 6-12 yaşa göre görevleri sıralıyor. Ancak ben, çocuk yürümeye çalıştığı andan itibaren kendi başına hareket etmesinin yararlı olacağını düşünüyorum. Çocuk düştüğünde kalkmasını, istediklerini kendisi almaya çalışmasını, bırakmasını, toplamasını sağlamalıyız. Gelişimine göre yaşlara ayırmadan, çocuk evde, çevresinde ve bahçesinde özgürce hareket etmeli ve yapabileceklerine korkusuzca yönelmelidir. Zaten çocuk, dünyaya geldiği andan itibaren çevresini bir video kayıt cihazı gibi görerek beynine kaydeder. Yetişkinlerin yaptıklarını yapmayı denemeye çalışırlar. Çocuğa yürümeye başladığı andan itibaren onun yapmak istediklerine özgürlük verilirse, yapılmaması gerekenleri de kızmadan, sevgiyle anlatıp gösterirsek, çocuk birlikte iş yapmayı ve birlikte karar vermeyi aile içinde, kreşte ve eğitim alanlarında öğrenmiş olur. Böylece başkalarının fikirlerini önemserler ve kendi fikirlerini zorbalığa başvurmadan savunurlar. Kendilerine de saygı duyarlar.
Böylece sorumluluk bilinci gelişmiş çocuklar topluma daha kolay uyum sağlar. Gittikleri girdikleri ortama daha kolay uyum sağlarlar. O bulunduğu ortamda üzerine düşen görevi de daha rahat yapar.
Yine başkalarına saygılı davranır ve o insanların da kendine karşı saygılı davranmasını bekler. Sorumluluk sahibi insanlar küçük yaşta daha kendi kararlarını verirler.
Sorumluluğun önemli bir görev olduğunu çocuğa açıklamak ve nasıl doğru şekilde yapılacağını göstermek, kavratmak gerekiyor. Ancak emir edici olmadan, birlikte yaparak ve dostça sohbet ederek kavratma yöntemini seçmek gerekir. Ayrıca, çocukların bazı görevler için daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu unutmamak ve görevi kendiniz yapma dürtüsüne kapılmamak ya da çocuğu eleştirmek oldukça yanlış bir davranış olur. Dökülmesine, kırılmasına kızmamak ve çocuğu katiyen azarlamamak gerekir. Mutlaka sabırlı olunmalıdır.
Benim rahmetli eşim derdi: “Kırılmasa, dökülmese, kirlenmese, fabrikalar nasıl ayakta kalacak, insanlar nasıl çalışacak ve bir iş bulacak? Bardakları, tabakları kırmayan, camların toplanmasını, kirletmeyen temizlemesini öğrenemez “
Elbette o zaman şu soruyu sorabilirsiniz:
Düzenlilik ve birliktelik yoluyla sorumluluk nedir?
“Biz” kelimesi eğitimde çok önemlidir. Birliktelik duygusuna sahip olduklarında çocukların görevleri yerine getirme olasılığı çok daha yüksektir. Örneğin, öğle yemeği masasını çocuklarla birlikte kurmayı ve toplamayı düzenli bir olay haline getirile bilinir. Rutinler çocukların gelişimi için özellikle önemlidir. Bu nedenle, sabahları hazırlanmak gibi görevler düzenli olarak ve aynı sırayla yapılmalıdır. Biz, Radyo Kaktüs Medya Atölyesi çalışmalarında gençlerle hep birlikte öğle sofrasını hazırlıyoruz, birlikte yeriz ve içeriz, birlikte toplarız. Temizlikçimiz yoktur, pencereden, tuvalete kadar her şeyi birlikte temizleriz. Sıkça anne ve babalar gelip soruyorlar: “Siz bizim çocuğa ne yaptınız da değişti? Bu çocuk eskiden ne yatağını düzeltiyor ne bardağını, tabağını kaldırıyordu, şimdi bize kahvaltı hazırlıyor. Bize sormadan çöpleri atıyor. Sadece kendisinin değil bizim ayakkabılarımızı da boyalıyor. Bu çocuğu nasıl değiştirdiniz? “
Biz çocuğa sadece sevgi ve güven verdiğimizi, yapılması gereken işleri birlikte kararlaştırdığımızı ve birlikte her şeyi yaptığımızı anlatıyoruz.
Demek istiyorum ki ebeveynler ve eğitimciler için önemli bir ilke de şu olmalıdır: Önce, birlikte kararlaştırmak sonra iş ve zevk. Ancak bu zevkin bir ödül olarak değil, tamamlanan görevin bir sonucu olarak ortaya çıktığına dikkat edilmelidir. Örneğin hafta sonu sabah kahvaltısı başarıyla tamamlandığında, çocuğun oyun oynamak için zamanı vardır. Mutfağı birlikte topladıktan ve çamaşırları birlikte kurutucuya koyduktan sonra, oyun alanına gitmelerini engelleyecek hiçbir şey yoktur. Bu şekilde çocuğu dolaylı olarak ödüllendirmekte yarar vardır. Ancak tamamladığı her görev için ödül talep etmesini alışkanlık haline getirmesine de kesinlikle izin verilmemelidir. Aksi taktirde, yapılan iş karşılığında sürekli rüşvet istemeye dönüşebilir.
Oysaki çocuğun gelişimini desteklemede olumlu geri bildirim– pozitif geribildirim, bir başkasının güçlü yanlarını, başarılarını veya yetkinliklerini onayladığımızı bir iletişim gerçekleştirmek istiyoruz.
Devam edecek…














