KLAROS-FELSEFE-SANAT- KEHANET FESTİVALİ
İzmir- Menderes- Ahmetbeyli Sunumu- 7
Yetişkinler ve gençler çocuklar, bir bebekle etkileşime girerken bunu sezgisel olarak yaparlar. Oyunlarla, gülücüklerle, bir, iki kelimelik sözcük ve cümlelerle ilişki kurmanın ve felsefe yapmanın önemi büyüktür. Çocuklar buna tepki verirler. Kendilerine sunulan tüm yüz ifadeleri ve perde repertuarını kullanırlar: Gülümserler, havlarlar, ağızlarını açarlar ve gözlerini büyütürler. tepki verirler. Veya hoşnut olmadıklarını ağlıyarak, yüzlerini, ekşiterek tepki verirler. Bu durumu biologlar ile tıp bilim insanları vücudun doğal tepkileri olarak değerlendirmelerine felsefeceiler ile Sosyal pedegoglar şidetle karşı çıkarlar. Gerçekten bütün bu davranışları çocuğun yanındaki ve çevresindekilerle ilişki kurma çabaları olduğunu savunurlar. Haklılar. Bunu çocuklarla felsefe yapmanın başlanıgıcı olarak görmeliyiz. İki canlının, iki insaın birbiriyle diyalojik bir uzlaşmaya varma ve birbiriyle çok temel düzeyde düşünme olarak anlamamız gerekir. O zaman çocuklarla felsefe yapmak bu erken diyalogla başlar dememiz doğru bir tanımdır. Bu diyalog, felsefe yapma isteği çocuklar önemli bir gelişim adımı attığında daha da belirginleşir.
Bu durumda kendimize şunu sormalıyız: Çocuklar doğumlarından bir kaç hafta sonra ne için bakışlarımızı, davranışlarımızı takip etmeye başlarlar? Bizim için ilginç olan bebek için de ilginç olmalı mı veya ilginç ollabilir mi? Sadece birkaç hafta sonra, sadece ilk kelimelerini söyleyen ve kendilerini suya kaptıran bebeklere dik yürüme alıştırması yapıyoruz., Ayrıca gözlerimizle ilişki kuruyoruz ve bir şeyleri işaret etmeye başlıyoruz. Bir yaşı daha doldurmamış ve bir cümle konuşmadan – soru sorabilirler, bizi yargılarlar. Parmaklarıyla, başlarıyla işaret edip “Orada mı?” diye bir şey göstermeye, istemeye ve sormaya başlarlar.
O halde, evrimsel antropolojinin önemini çocuk gelişimi boyunca Felsefeci ve Sosyal Pedagogların diyalogu önemsemesi, kabul etmesi şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olmamalıdırda. Bilişsel gelişim için diyalogla kavramsal dünyamızda gelişir.
“Terminolojimiz işbirlikçi iletişim sürecine Farklı söylem türlerinin ileri ve geri katılım yoluyla gelişir” diyor Tomasello
Bazı bilim insanları veya eğitimciler her çocuk doğuşta bazı temel yeteneklerini birlikte getirdiklerini savunuyorlar. Amerikalı Psikoloji ve Sinirbilim (Noroloji) Profesörü olan aynı zamanda Anropol ve Davranışları araştırma uzmanı olan, Profesor Michail Tomasello 2002’de yazdığı bir makalede şöyle der:
“İnsan doğuştan bazı temel yeteneklere sahip olduğunu varsaysak bile ancak, yaşamda eklenen karmaşıklık ve performans, yalnızca kavramların ve teorilerin diyalojik inşası yoluyla bilgi kazanmak mümkündür.”
Özellikle en küçük çocuklarla yapılan pedagojik çalışmalar için – örneğin kreşte veya çocuğun günlük yaşamında – onunla felsefe yapılırsa eğer burayı daha çok seversek kolektif diyalojik yansımanın en temel biçimini anlamamız için kültür tekniği olarak bir kelimenin tam anlamıyla beşiğimize konan, bir sözcüğü kültür mirası olarak geleceğe aktarmalıyız ve korumalıyız.
Birbirlerine saygı ile yanaşmak, dinleyerek birbirini anlamak, soru sormak, daha fazla sormak, sorulara yeni cevaplar bulmaya çabalamak. Bu üçlü etkileşim biçiminde sezgisel olarak ustalaşırız. Çünkü bizi insan yapan şeyle doğrudan bağlantılıdır. Bir düşünceye katılmak veya katılmamak, anlaşmak – kısacası: İnsan birbirleriyle diyalog halinde olunca diyalog dilimizi ve düşüncemizi geliştirir. Aslında etkileşim olmadan, başkalarından olan olumlulukları, güzellikleri görmemiz ve onlardan öğrenmemiz veya gelişmemiz zor olur. Belki de hiç olmaz.
Molla Demirel
19 Haziran 2022
Radio Kaktus Münster
Verspoel 7 – 8
48143 Münster
Tel. +49 17052 42 922














