Bugün eşeklere suç isnat eden bir sistem, yarın özgürce dolanan bir martıyı, yolda koşan bir kirpiyi de şikâyet edebilir. Çünkü mesele güvenlik değil.
Mesele, kontrol altına alınmamış olanı sistem dışına atmak.
Orta Çağ’da eşeklerin bile savunma hakkı vardı.
Bugünse doğaya sesini çıkaracak bir avukat bile yok.

…
MUĞLA VALİSİNE AÇIK MEKTUP
Sayın Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık,
Son günlerde Datça yarımadasında yaşayan yaban eşeklerinin toplanmasına ilişkin idari karar, hem bölge halkı nezdinde hem de Türkiye genelinde geniş yankı uyandırmış, ciddi vicdani ve ekolojik sorgulamalara yol açmıştır.
Söz konusu uygulamanın, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde trafik güvenliği gerekçesiyle alındığı belirtilmektedir. Ancak buradaki temel mesele, bir yaban hayvanı türünün “güvenlik” gerekçesiyle doğal yaşamından koparılması değil, doğayla birlikte yaşamanın ne şekilde mümkün kılınacağıdır.
Bugün benzer sorunlar dünyanın birçok noktasında, çok daha doğa-dostu çözümlerle ele alınmaktadır. Örneğin,
• Avustralya’da yaban kangurularının kent yakınlarında görülmesi durumunda öncelikle hayvanların rotaları belirlenmekte, uyarı levhaları ve hız sınırı düzenlemeleriyle insan-hayvan etkileşimi kontrol altına alınmaktadır.
• İtalya’da, özellikle Toskana bölgesinde yaban domuzlarıyla birlikte yaşamak için “ortak habitat koruma planları” devreye alınmakta, koruma altındaki türler için acil toplama değil, birlikte varoluş çözümleri geliştirilmektedir.
• İngiltere’de, kirpiler gibi küçük memelilerin şehirlerde yaşaması desteklenmekte, hatta kent planlamasında özel “kirpi geçitleri” bırakılmaktadır.
Sayın Vali,
Eğer bugün “yaban eşekleri trafik tehlikesi oluşturuyor” diye onları toplayacaksak, yarın tilkiler için de mi benzer kararlar alınacak?
Kirpiler? Yaban domuzları? Çakallar?
Bu bakış açısının ucu nereye varır?
Doğa ile insan arasına kalın sınırlar çekmek değil, uyum köprüleri kurmak gereklidir. Zira doğayı “temizlenmesi gereken bir sorun” olarak görmek, hem anayasamızın 56. maddesiyle çelişir hem de Türkiye’nin taraf olduğu Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Bern Sözleşmesi gibi uluslararası yükümlülüklerle bağdaşmaz.
Bu gerekçelerle, Datça’daki yaban eşeklerinin toplanmasına yönelik kararın ivedilikle geri çekilmesini, alınan kararların kamuoyuyla açık biçimde paylaşılmasını ve koruma temelli alternatif yaklaşımların değerlendirilmesini talep ediyorum.
Yerel yönetimlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve bölge halkıyla ortak akıl zemininde hareket edilerek;
• Hayvanların doğal alanlarında yaşamlarını sürdürebileceği koruma bölgeleri oluşturulması,
• Yaban hayvanlarıyla birlikte yaşam protokollerinin hazırlanması,
• Toplumun bu canlılarla ilgili bilgilendirilmesi gibi çağdaş yöntemlerin hayata geçirilmesi mümkündür.
Unutulmamalıdır ki, doğayla çatışarak değil, doğayla konuşarak yaşamak bir uygarlık göstergesidir. Ve uygarlık, yalnızca insanlar için değil, birlikte yaşadığımız tüm canlılar için adil bir yaşam kurabilme iradesidir.
Saygılarımla,
Sedat Kaya
(Bir vatandaş)

…
BİR KENTE AYNADAN BAKMAK
Datça’da yaban eşeklerinin toplanması vicdanları kanattı.
Birçok Datçalı soluğu belediye binası önünde aldı.
Başkan Aytaç Kurt’u çok sert sözlerle eleştirenler, hatta istifaya çağıranlar oldu.
Bana göre bu tepki sadece hayvan sevgisiyle açıklanamaz.
Bu, birikmiş bir öfkenin, bastırılmış bir itirazın ilk çatlağıydı.
Dipten gelen bir dalganın ayak sesleri gibiydi.
Çünkü Datça Belediyesi henüz halkıyla aynı dili konuşmuyor.
Düşünün, yaban eşeklerini toplama talimatı T.C. Muğla Valiliği ’nden geliyor.
Ama oklar Datça Belediyesi ’ne dönüyor.
Neden?
Çünkü halkla kurulamayan bağ, açıklamadan kaçan bir yönetim, şeffaf olmayan karar süreçleri var.
Çünkü halkla birlikte yürünmediğinde, suçu kimin işlediği değil, kimin sessiz kaldığı konuşulur.
Hamile bir eşeğin gözlerine bakmadan alınan kararlar, sadece hayvanı değil, halkın kalbini de incitir.
“Valilik emri” demek kolay.
Asıl mesele, o emri halka nasıl anlattığındır.
Yasaya sığınmak da kolaydır.
Ama yasayı adil kılmak vicdan ister.
Çünkü doğa, kanunla değil, vicdanla korunur.
Camus der ki,
“İsyan, varoluşun onurudur.”
Ve halkın isyanı bazen bir asansördür.
Bazen bir gölgelik, bazen bir sokak lambasıdır.
Bazen bir eşektir.
Ama her defasında aynı şey söylenir.
“Ben de buradayım.”
Kararlar masa başında değil,
Sahilde uçuşan rüzgârda,
Pazar yerinde yükselen seslerde,
Sokak hayvanlarının gözlerinde doğmalı.
Çünkü katılım bir ayrıcalık değil, özgürlüğün ilk eylemidir.
Datça Belediyesi’ne naçizane önerilerimdir.
Bugün yaşananları sosyolojik ve psikolojik yönleriyle çok detaylı değerlendirin ve yeni bir yol haritası çizin.
Kararları tek başınıza değil, halkla birlikte alın.
Sessizlikle değil, açık yüreklilikle konuşun.
Eleştireni “düşman” değil, “ayna” bilin.
Sözde değil, eylemde şeffaf olun.
Doğayı koruyanın, yaşamı savunanın yanında durun.
Belediyeyi bürokrasi duvarı değil, güven kapısı yapın.
Çünkü belediye bir aynadır.
Ve bu aynaya bakan yöneticiler, yalnızca kendi görüntülerini görüyor, halkın hikâyesini göremiyorsa…
O zaman o ayna yalnızca yansıtmaz, gizler.
AKP iktidarının “muhalif belediyeleri halkla karşı karşıya getirme” politikasına kurban gitmemenin tek yolu, halkla birlikte olmaktır.
Ve bu ancak sağlam, samimi, sürekli ve şeffaf bir iletişimle mümkündür.
Halkı yanına alan bir yönetimi kimse yıkamaz.
Cesur, kararlı ve ilkesel olmak gerekir.
🔴BELEDİYE AÇIKLAMASI
Ben bu satırları yazdığımda Datça Belediyesi’nden şu açıklama geldi.
Sevgili Hemşehrilerim, Değerli Hayvanseverler,
Son günlerde kamuoyunda büyük bir hassasiyetle takip edilen, yüreğimizi burkan bir konu hakkında sizlerle samimi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum: Datça’mızın simgesi haline gelmiş eşeklerimizin bulunduğu yerden alınması süreci.
Öncelikle belirtmek isterim ki, bu konu beni de en az sizler kadar derinden etkiliyor. Çünkü bizler için bu eşekler, sadece birer canlı değil, aynı zamanda Datça’nın özgün kimliğinin, doğal güzelliklerinin ve kültürel dokusunun vazgeçilmez bir parçası. Yıllardır sosyal medya paylaşımlarımızda da vurguladığımız gibi, onların doğal yaşam alanlarında özgürce dolaşması gerektiğine inanıyor, bu alanlara müdahale edilmemesi gerektiğini savunuyoruz.
Biz Neden Karşı Çıktık?
Muğla İl Hayvanları Koruma Kurulu’nun eşeklerin bulunduğu yerden alınması yönündeki kararı ilk gündeme geldiğinde, Şubat ayından bu yana hem kurul toplantılarında sözlü olarak, hem de resmi yazışmalarla bu karara şiddetle itiraz ettik. Benim ve birçok belediye başkanı arkadaşımın, veteriner hizmetleri müdürlerimizin, Muğla Barosu ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin şerh koymasına rağmen, maalesef karar kuruldan oy çokluğuyla geçti.
Biz bu kararın doğaya uyum sağlamış ve insanla teması kalmamış, yabanileşmiş bu eşeklerin doğal yaşamdan alınmasını öngördüğü için yerinde olmadığını her fırsatta dile getirdik. Onlar, tıpkı yılkı atları gibi, doğada kendi düzenlerini kurmuş, evcil hayvan kategorisine giremeyecek kadar yabanileşmiş canlılar. Bu hayvanların “sahiplendirilmesi” gibi bir husus, kanun tarafından evcil hayvan kategorisine sokulmasından ve İl Hayvanları Koruma Kurulu tarafından bu şekilde bildirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumun, trafik güvenliği açısından da sürdürülebilir bir çözüm olmadığını, bu yöntemin kalıcı sorunlara yol açabileceğini de ısrarla vurguladık. Önceki iki meclis toplantımızda da bu kararın yanlışlığını siz değerli Datça halkıyla paylaştım.
Neden Adım Atmak Zorunda Kaldık?
Tüm itirazlarımıza ve haklı karşı çıkışlarımıza rağmen, Valiliğimiz İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Belediyemize eşeklerin toplanması yönünde bir görevlendirme yapıldı. Hatta, 4483 sayılı Kanun kapsamında muhakkik atanarak hakkımızda ön soruşturma başlatıldığı bildirildi. Belediyemiz bu görevlendirme ve soruşturma sonunda çok ağır maddi cezalarla dahası, trafikte yaşanabilecek olası bir kaza sonucu oluşabilecek can ve mal kayıplarından da belediyemizin sorumlu tutulması gibi vahim sonuçlarla karşı karşıya bırakıldı.
Bu denli ciddi idari ve hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalınca, her ne kadar eşeklerin toplatılmasına karşı olsak ve bu toplama konusunda yeterli teknik ekipman, malzeme ve personelimiz olmadığını ifade etsek de, ne yazık ki adım atmak zorunda bırakıldık. Bu eksikliğe rağmen eşekleri toplamak zorunda bırakılmanın sonucu olarak, bazı hoş olmayan görüntülerin yaşandığını da biliyor ve bunları kesinlikle tasvip etmiyorum.
Sizlerle Birlikteyiz
Bugün belediyemizin önünde toplanarak ve sosyal medyada yazarak tepkilerini dile getiren siz değerli halkımızın hassasiyetini derinden anlıyor, tepkilerinizi sonuna kadar haklı buluyorum. Sizlerle aynı bakış açısına sahibim ve bu konuda ortak bir mücadele vermeye hazırım. Bugün belediyemiz önünde toplanan tüm hayvanseverleri tek tek dinledim. Önümüzdeki süreçte de sizlerle diyalog içinde kalmaya devam edeceğimizi ve bu konunun doğal hayata ve eşeklerimize zarar vermeden çözülmesi için her türlü girişimde bulunacağımızı bilmenizi isterim.
Son olarak, şu anda toplanan eşeklerimizin sağlık durumlarında herhangi bir problem olmadığını ve personelimiz tarafından özenle bakıldıklarını belirtmek isterim. Onlar şu anda bizim misafirimiz ve fotoğraflarda da görüldüğü gibi güvenli bir şekilde gözetimimiz altındalar.
Bu süreçte yanımızda olan, bundan sonra da destek verecek herkese yürekten teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Aytaç Kurt Datça Belediye Başkanı
.
.TİP AÇIKLAMASI
BASINA ve KAMUOYUNA
Dün Datça İlçemizde, hunharca toplandıkları şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispat edilen yaban eşeklerinin Datça Belediyesi yetkililerince toplandıkları haberlerini aldık. Yaşam hakkı savunucularının yıllardır her eziyetin, her cinayetin ardından hukuksuzluğunu haykırdığı kararların bir başka kabul edilemez uygulamasını gördük.
Sokakta yaşayan hayvanlara karşı yürütülen sistematik nefret politikaları, tüm uyarılara rağmen iyileştirilmek şöyle dursun son değişikliklerle daha da acımasız hale getirilen mevzuat, bu ülkenin hiçbir canlı için güvenli tek köşesi kalmadığının ilanı niteliğindedir.
Bu nefret ve şiddet sarmalı alınabilecek en basit tedbirlerle engellenebilecek ve gönüllü bir çok kurum ve STK’dan destek alınarak yaşamdan yana bir çözüm uygulanabilecekken, “Valilik kararı” olarak geldiğini söyledikleri bir yazıyı sorgusuz sualsiz uygulamaya koyan sorumlular her zaman yaptıkları gibi acılardan beslenmeyi, boş açıklamalarla somut talepleri geçiştirmeyi seçmektedir. Datça’daki acımasızca, usulsüzce, hamile bir eşeğe dahi anestezi zerkedilip bağlanarak bir araca atılmasına imza atan kişiye “veteriner” demeyi reddediyor, Belediye Başkanlığı’nın da bu uygulamayı yürüten personeline karşı gerekli soruşturmayı bir an evvel açmasını ve yaban eşeklerinin doğal yaşamlarına geri bırakılmasını bekliyoruz.
Bugün yaban eşeklerinin, dün sokak köpeklerinin yaşam hakkı icin mücadele edenler, bu ülkeyi eziyetin, cezasızlığın karanlığından kurtaracaktır.
Doğal yaşamlarından koparılan dostlarımız için adalet çığlığını yükselten, bugün Datça Belediyesi önünde olan ve yıllardır meydanları dolduran yaşam hakkı savunucularının kararlı mücadelesini selamlıyoruz.
Kentler, sokaklar, tüm yaşam alanları, soluk alan her canlı için yaşanabilir olana kadar mücadelemiz devam edecek.
TİP DATÇA İLÇE ÖRGÜTÜ

…
TRUMP VE NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ
Aday gösteren: Pakistan.
Sebep: Bilmem, belki de dünyayı Twitter’dan tehdit etme sanatına katkısından dolayıdır.
Barışın yeni tanımı:
. İran’la anlaşmayı boz,
. Kudüs’ü karıştır,
. Taliban’la barış yap, sonra çekil, ülkeyi yak…
Sonra da “BARIŞÇIYIM” de.
2026 Nobel adayları listesi netleşiyor:
. Trump
. Birleşmiş Silah Tüccarları Odası
. Elon Musk (Mars’a barış götürdüğü için)
Bu çağda barışı korumanın en etkili yolu belli.
Önce boz, sonra “düzeltirim” de.
Ödül hazır.

…














