sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Datça’dan…

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Kasım 22, 2025
in YAZARLAR
0
Datça’dan…
0
Paylaş
4
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

BU KAPI HANGİ TÜRKİYE’YE ÇIKIYOR?

Dünyanın yakın tarihine baktığımızda devletler, silahlı örgütlerle masaya oturacaksa bile bunu parlamento üzerinden yapmadı.

IRA’dan ETA’ya, FARC’tan LTTE’ye kadar onlarca çatışma örneğinde milletvekili heyeti gidip örgüt liderini ziyaret etmedi.

Bugün Türkiye’de İmralı’ya gönderilmesi kararlaştırılan milletvekili heyeti işte bu nedenle dünya standartlarının dışında.

Son derece istisnai bir adım.

İngiltere, IRA ile 30 yılı aşkın bir çatışma yaşadı.

Long Kesh’te yüzlerce IRA tutuklusu vardı.

Görüşmeler oldu mu? Oldu.

Ama kimler yaptı?

MI5 ve MI6 görevlileri,

Özel müzakereciler,

Siyasi partilerin kendi aktörleri.

Ne Avam Kamarası, ne Lordlar Kamarası, ne bir milletvekili heyeti gitmedi.

Kimse IRA liderinin hücresine “temsilci” sıfatıyla girmedi.

İspanya aynı hassasiyeti Bask sorununda gösterdi.

Onlarca çatışma, yıllarca süren gerilim…

Ama cezaevindeki ETA liderlerine parlamenter ziyaret yok.

Görüşmeler hep devlet görevlileriyle ve arabulucu ülkeler üzerinden yürütüldü.

Kolombiya’nın FARC ile 50 yıllık iç savaşında dahi parlamenter heyet cezaevine inmedi.

Müzakere masası hep üçüncü ülkelerde kuruldu: Küba’da, Norveç’te…

Sri Lanka’da, Filipinler’de de aynı tablo.

Ɓir örgütün cezaevindeki liderine parlamenter seviye rütbesi verilmedi ama genelde barış sağlandı.

Türkiye’de İmralı’ya “milletvekili heyeti” gönderme kararı, uluslararası örneklerle karşılaştırınca sadece farklı değil, tekil bir adım.

Bu ziyaret, devletin ağır bir mühür taşıyan meşruiyet kapısını aralaması anlamına geliyor.

Burada mesele “gidecekler mi, gitmeyecekler mi” değil, ne mesaj verilmeye çalışıldığı.

CHP’nin heyete katılmama kararı, ardından bazı binalara yönelik saldırılar,

DEM Parti’den gelen, sonra silinen “Ana muhalefet DEM Parti’dir. Nokta” tweeti…

Bütün bunlar bir araya geldiğinde şu soru kendini dayatıyor.

Türkiye’nin muhalefet haritası yeniden mi çiziliyor?

Kim kimi devre dışı bırakıyor?

Ve bu mimari hangi merkezden kuruluyor?

Bu sorular henüz cevaplanmadı.

Ama görünen şu; Bu süreç net değil. Sanki halktan bir şeyler gizleniyor.

Bu yazı bir hüküm değil, bir tesbit.

İmralı’ya milletvekili heyeti gönderilmesi,

IRA’dan ETA’ya, FARC’tan LTTE’ye kadar hiçbir ülkede görülmemiş bir adım.

Barış elbette sağlanmalı.

Elbette müzakere yapılmalı.

Ama bunun yolu ille de Meclis düzeyinde İmralı’ya gitmek mi?

Cevap evetse, neden?

Bu soruya açık, seçik, net bir yanıt verilmediği sürece, sorgulayan insanlar ister istemez şu ikinci soruyu yöneltecek.

“Bu kapı hangi Türkiye’ye çıkıyor?”

…

Provokasyonlar başladı.

Bu saldırılar olurken Pervin Buldan, “Ülkenin ana muhalefet partisi DEM’dir. Nokta” diye bir tweet attı, sonra sildi.

Nasıl, eğleniyor muyuz Türkiye!

…

HALKTAN NE GİZLENİYOR?

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun bugünkü oturumu basına kapatılmış.

Niye?

Halktan gizlenen bir şey mi var?

Kapı kapatmak bir zihniyet tarifidir. Demokrasi dediğin, ışığın yönüyle yaşar. Işık içeri giriyorsa şeffaflık vardır, içeri girmiyorsa kuşku büyür. Hele komisyonun adı bu kadar iddialıyken…

Dayanışma kapalı bir odada, kardeşlik loşta, demokrasi sessizlikte filizlenmez.

Kaldı ki bu komisyon “Terörsüz Türkiye” sloganıyla kurulmadı mı?

Barışın yolu kapalı koridorlardan geçer mi?

Barış, gizli bir teknik dosya değil, toplumun ruhunda açılan bir yarayı birlikte sarmaktır. Bir masanın etrafına milleti oturtmadan barış olur mu? Halkı dışarıda bıraktığın anda, barış süreci toplumsal sahipliğini kaybeder ve sadece bürokratik bir metne dönüşür.

Kant’ın söylediği gibi, “Kamusal aklın ışığı” olmadan güven oluşmaz.

Ve güven yoksa, barış da sadece bir kelime olarak kalır.

Bu yüzden bu soru kıymetli.

Madem barış için toplandınız, neden halkın gözünü dışarıda bırakıyorsunuz?

Cevap gelene kadar bu soru hiç eskimez.

…

YALAN HAKİKAT

DUVARINA ÇARPINCA

Türkiye siyaseti yıllardır manipülasyon ile yönetiliyor.

Son günlerde buna imza atan isim Bülent Arınç oldu.

Arınç, youtube kanalına çıktı, yüzü ciddi, sesi kendinden emin…

Dedi ki:

“Selahattin Demirtaş’ın sayın Erdoğan’la görüşme talebi var. Sayın Cumhurbaşkanına ona sadece şunu söyleyeceğim dedi. Ben siyaseti tercih ettim. Terörü tercih etmedim. Şiddeti asla düşünmedim ve teşvik etmedim. Ben iyi bir siyasetçi olmaya çalıştım. Arkadaşlarımın yaptıklarından, söylediklerinden elbette sorumluluğum olabilir ama suçlandığım Kobani olaylarından dolayı ben hiçbir cinayetin içerisinde olmadım ama size karşı kin duymuyorum. Siz de devlete, millete hizmet ettiniz. Benim ne kadar yanlışım varsa sizin de belki yanlışlarınız oldu. Bundan sonra ben artık ortaya çıkıp da böyle bir adaylık, siyaset, şu bu falan hiçbir zaman düşünmem ama ülkem adına ne yapabileceksem ben bunu yapacağım diye söz vermek istiyorum ona. İnşallah dedim ben de kendisine ve vedalaştık.”

İma açık, mesaj daha da açık.

“Demirtaş pişman.”

Türkiye’de böyle cümleler çok tehlikelidir.

Bir kişinin kariyerini, itibarını, siyasi pozisyonunu, hatta milyonların algısını bir gecede altüst eder.

Hele bu iddia yıllarca devlet yönetmiş bir isim tarafından dile getirilirse.

Ama yalanın bacağı kısadır.

Edirne Cezaevi’nin duvarlarının ardından yanıt gecikmedi.

Demirtaş şu cevabı verdi.

“Bana ait olmayan sözler bunlar. Bunu yapanların niyetini sorgulayacak değilim fakat şunu herkes bilmeli ve emin olmalıdır; ben buraya onurumla, başı dik girdim, onurumu kimseye çiğnetmeden ve yine başı dik çıkarım veya burada ömrümün son gününe kadar kalırım. Benim için bunun alternatifi yoktur.”

Bu sözler, Arınç’ın uzun anlatısının tamamını çökertti.

Çünkü Demirtaş’ın hayatı zaten gasp edilmiş durumda.

Bu durumda bir mahkûmun kaybedecek neyi var?

Gizleyecek hangi pazarlığı olabilir?

Demirtaş’ın yanıtı sadece bir yalan düzeltmesi değil,

hakikati manipüle etme teşebbüsüne karşı bir direniş.

Türkiye’nin tuhaf bir geleneği var.

Gerçeği en çok içeridekiler söyler.

Çünkü dışarıdakiler iktidarın ağırlığından, siyasetin pragmatizminden, medyanın çıkar hesaplarından etkilenir.

Ama içeridekilerin kalan tek sermayesi dürüstlüktür.

Bu yüzden Demirtaş’ın cevabı bir “itiraz” değil,

bir manifesto.

Bir hakikat hakkının savunusu.

Arınç’ın anlattığı hikâye küçük bir ayrıntı gibi görülebilir.

Ama aslında bir rejimin karakterini açığa çıkarıyor.

Bu ülkede kaç kişi çıkıp “Söylediğin yalan” diyebilir?

Hele ki içerideyken?

Bu sorunun yanıtı bile, meselenin büyüklüğünü gösteriyor.

Demirtaş’ın açıklaması, bir siyasi polemiğin devam halkası değil.

Bu, bir koğuşun içinden çıkan, ülkenin adalet defterine düşülen bir not.

“Gerçek benimle içeride tutulamaz. Siz dışarıda ne anlatırsanız anlatın, hakikat bu duvarlardan sızar.”

Ve bu yüzden bugün, bir ülkenin vicdanına en yüksek sesle konuşan kişi yine kapısı içeriden kilitli olandır.

Suçsuz bir mahkûmun manifestosu bazen iki kelimeye sığar.

“Ya başım dik çıkar ya da sonsuza kadar yatarım.”

Post Views: 205
Önceki yazı

Görüş…

Sonraki Gönderi

Face yazıları…

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
Face yazıları…

Face yazıları…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.