sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Datça’dan…

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Aralık 5, 2025
in YAZARLAR
0
Datça’dan…
0
Paylaş
3
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Dünyanın birçok ülkesinde mahkemeler artık birer televizyon stüdyosu gibi çalışıyor. ABD’de ceza davaları canlı yayınlanıyor, İngiltere Yüksek Mahkemesi’nin duruşmalarını evde çay içerken izleyebiliyorsunuz. Brezilya’da ise yargıçlar birbirleriyle tartışırken bile kameralar açık. Öyle ki, dünyada Brezilya’daki kadar şeffaf başka bir anayasa mahkemesi yok.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, AİHM, Kanada Yüksek Mahkemesi hepsi canlı yayınlanıyor.

Hepsinin ortak noktası şu; Halk adına karar veren yargı, halka görünerek karar veriyor.

…

AÇILIN…ÇAKARLI

YANDAŞLAR GELİYOR

Yeni bir gazetecilik türü keşfedildi.

Çakarlı Gazetecilik.

Ferhat Murat, Candaş Tolga Işık, Ahmet Hakan, Serkan Topel, Hadi Özışık…

Devletin bu isimlere çakarlı araç tahsis ettiği iddiası Meclis’e taşındı.

Yalanlayan çıkmadı.

Demek ki artık bazı gazeteciler için iktidara yol açmak, hakikati açmaktan daha önemli.

Çakarlı araç ne içindir?

Ambulans, polis, itfaiye…

Peki gazeteci neden çakar takar?

“Saray yorumumu bekliyor, kenara çekilin” diye mi acaba?

Oysa gazetecinin tek çakarı olmalı, iktidarın gözünü alan hakikat ışığı.

Ama belli ki işi tersine çevirmişler.

Önce ışığı söndürüp, sonra arabaya çakar takmışlar.

Çakarlı gazeteci…

Yani Trafikte VİP, halkın gözünde DİP.

Çakar takınca gazeteci olunmuyor, sadece yandaşın tepesine lamba ekleniyor.

İşin komiği şu.

Hakikat yolda bayılmış, kimse kaldırmıyor.

Bizimkiler sireni açıp “Açılın, saray istedi, gereğini yapacağız” diye şerit kapatıyor.

Bir gün ambulansla yan yana gelirlerse, muhtemelen kapıyı açıp, “Pardon, biz daha aciliz, emir büyük yerden!” diyecekler.

Gerçek gazeteci mi?

O hala yaya…

Ama hiç olmazsa çakarını vicdanında taşıyor.

…

EN YALANIN HEYKELİNİ

YAPABİLİR MİSİN ABİDİN?

Antalya Kemer Belediyesi son yılların en büyük kültürel atılımını yaptı.

Tarihte olmayan bir kadın için heykel dikiyor.

İsmi Hanna.

Belediyeye göre Büyük İskender’in Phaselis antik kentindeki büyük aşkı.

Bir şehri sanat eserleriyle süslemek güzeldir ama yalan bir tarih üretmek, önce halka, sonra hafızaya saygısızlıktır.

Çünkü, Hanna diye biri yok.

Antik kaynaklarda yok.

Arkeolojide yok.

Phaselis’te yok.

Likya literatüründe yok.

Epigrafide yok.

Ama Kemer Belediyesi’nin kafasında var.

Görünen o ki, Kemer’de tarih böyle yazılıyor.

“Gerçek yoksa, biz bir tane yazarız.”

Bunu söylemek acı ama doğru.

Kemer Belediyesi, iki bin yıllık antik kenti Google görsellere bakarak yorumlayan bir zihniyetin eseri gibi davranıyor.

Antik tarihçiler boşuna kalem oynatmış.

Arrianos ne demiş? Önemli değil.

Plutarkhos ne yazmış? Kime lazım.

Kazı raporları ne gösteriyor? Okuyana aşk olsun.

Önemli olan, Çınarlı Kavşağı’na konulacak heykelin hikâyesinin olması.

Gerisi teferruat.

Düşünebiliyor musunuz?

İskender’in hayatını adım adım yazan kaynaklar, onun savaş taktiklerinden sofrasına kadar detay veren tarihçiler, Phaselis kazılarında emek veren arkeologlar…

Hepsi aynı şeyi söylüyor; Hanna diye bir kadın yok.

Ama Kemer Belediyesi’ne göre var.

“Biz bulduk. Aşk hikâyesi lazım oldu, uydurduk. Hem esnaf çok memnun!”

Bu cesareti antikçağ tarihçileri görse, muhtemelen akademiyi bırakıp Kemer’de basın danışmanı olurdu.

Çünkü bu kadar özgüven her yerde bulunmaz.

Bir belediyenin görevi kültürel mirası korumaktır, esnaf istedi diye masal yazmak değil.

Kemer Belediyesi belli ki başka bir yola girmiş,

“Mitoloji uydurma departmanı” açmışlar sanki.

Yetmemiş.

Bir de şubesi: Kavşak Aşkları Birimi.

Bugün Hanna, yarın “Phaselisli Meryem Ana ile İskender’in ortak girişimi” heykeli de gelirse, şaşırmam.

Madem uyduruyoruz, bari tam uyduralım.

İşin gerçeği şu.

Bu heykel, tarihle bir bağ kurmuyor, tarih üzerinden pazarlama yapıyor.

Phaselis’in gerçek hikâyesi ortada duruyor.

Likya’nın liman kenti, ticaret yollarının düğümü, Roma’nın izleri, Helenistik dönem mimarisi…

Onca kültürel zenginlik varken Kemer Belediyesi neye sarılıyor?

Olmayan bir kadına.

Böyle bir tercih, kültürel cehaletin değilse bile, kolaycılığın ve vitrin merakının eseridir.

Ya da…

Dilim varmıyor ama bu birilerine para kazandırmaktır.

Şimdi şunu diyebilirler.

Hanna yokmuş…

Olsun be kardeşim.

Biz var saydık.

Tıpkı Strabon’a mal edilen, “Tanrı uzun yaşamasını istediği kullarını Datça’ya gönderir” sözü gibi.

Yerseniz !

…

NEDEN KORKUYORSUNUZ?

CHP’nin “İmamoğlu davasında duruşmalar TRT’den canlı yayınlansın” teklifi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Reddedildi çünkü halkın gerçeği görmesi, belli ki bazı çevrelerin işine gelmiyor.

“İddianame çok güçlü, yargıya güveniyoruz” diyenler, iş şeffaflığa gelince birden lambaları söndürdü.

Üstelik bu fikri güçlü bir sesle destekleyen Devlet Bahçeli’ydi. “Duruşmalar canlı yayınlansın” diyen de oydu, bugün o sözün altını oyan da kendi ittifakı oldu.

Söz başka, icraat başka.

Söylem başka, eylem başka.

Türkiye siyasetinin iki yüzü varsa, birini artık kapatmaya bile gerek duymuyorlar.

Mesele çok net.

Duruşmaları neden gizlemek istiyorsunuz?

Neden halk, parasını ödediği TRT’de, kendisini ilgilendiren davaları izleyemesin?

Hangi korku, hangi endişe, hangi hesap bu karanlık ısrarını besliyor?

Yargı kamuya açık olmalı.

Ama iktidar bloğu bugün, “Halkın bilme hakkı bizi ilgilendirmez” dedi.

Demokrasinin en temel ilkesi olan şeffaflık, iktidarın oy çokluğuyla bir kez daha rafa kaldırıldı.

Bu reddin tercümesi şudur.

“Biz anlatırız, siz inanırsınız. Gördüğünüz değil, bizim söylediğimiz gerçektir.”

Bu, otoriterliğin en kaba biçimidir. Ve Türkiye, bunu adeta normalleşmiş bir refleks gibi yaşamaya başladı.

Ama perdeyi kapatınca sahnenin yok olduğunu zannedenler büyük bir yanılgı içinde.

Karanlık, gerçeği saklamaz, sadece şüphenin büyümesine hizmet eder. Bugün duruşmaları yayınlamaktan kaçanlar, aslında kendi yargılarının ne kadar kırılgan olduğunu ele veriyor.

Oylamada reddedilen şey halkın gözü, hafızası, gerçeğe erişim hakkıdır.

Ekranı kapatmak oy çokluğuyla mümkün ama gerçeği saklamak artık mümkün değil.

Çünkü hakikat gizlenemez.

Görsel: Birgün Gazetesi

…

KAMUSAL ALAN MI DEDİNİZ?

Datça Belediyesi sonunda İskele Mahallesi 195. Sokak’taki zeytin sökümüyle ilgili açıklama yaptı.

Gerekçelerinde haklı oldukları yerler var.

Evet, herkes kafasına göre kamusal alana ağaç dikemez.

Evet, kaldırım akslarını, engelli geçişlerini kapatan keyfi uygulamalar bir şehir için sorun yaratır.

Buraya kadar tamam.

Ama…

Kamusal alan söz konusu olduğunda tek hedef neden zeytin ağacı oluyor?

Datça’da yıllardır hepimizin gözünün önünde oluşan bir tablo var:

Kıyıya masa atan işletmeler…

Sahile duvar örenler…

Kamu alanına havuz yerleştirenler…

Büfe adı altında şantiye kuranlar…

Sit alanında pergola, teras, gölgelik dikenler…

Kaldırıma market koyanlar…

Bunlar olurken “kamusal alan” kavramı kimsenin aklına gelmiyor da, konu zeytine gelince mi birden bire belediyecilik hatırlanıyor?

Bu kentte tek suç kamusal alana izinsiz zeytin dikmek mi?

İşte asıl çelişki burada.

Bir tarafta “ben diktim, ben keserim” anlayışına karşı haklı bir çıkış, öte tarafta yıllardır süren işgaller karşısında duyulan derin bir sessizlik.

Eğer mesele gerçekten kamusal alanı korumaksa, bunun bir bütünlüğü olması gerekmez mi?

Zeytini sökmeden önce, sahili işgal eden yapıları, kıyı kanunu hiçe sayan düzenlemeleri, kaçak duvarları, kaçak pergolaları da aynı kararlılıkla görmek gerekir.

Mesela Uslu Otel kamusal alana havuz koydu, Çin Seddi gibi duvar ördü. Yıkmak için zeytin ağacı dikmesi mi bekleniyor?

Eşit uygulama nerede?

Nerede tutarlılık?

Gerçek bir kent disiplinini gören var mı ?

Belediyenin bu açıklaması haklı gerekçeler taşısa bile, şu soruyu hatırlatıyor.

“Datça Belediyesi sadece zeytin söz konusu olunca mı kamusal alanı hatırlıyor? Gücü sadece zeytine mi yetiyor?”

…

Beraberlik bu maçın hakkıydı. Fakat geriye sadece skor değil, iki takım adına önemli soru işaretleri de kaldı. Galatasaray, öne geçtikten sonra neden oyunu cesurca bitirmek yerine skorun üzerine yatmayı tercih etti? Fenerbahçe ise Kadıköy’de, kendi seyircisinin önünde neden bu kadar temposuz ve baskısız bir başlangıç yaptı?

Bu soruların yanıtını elbette teknik direktörler verecek; ama bir gerçek var ki bu derbi, her iki takımın da sezonun kritik virajına girerken eksiklerini çıplak biçimde ortaya koydu.

Kimi için uyarı, kimi için fırsat…

Ligin geri kalanını kimin daha iyi okuduğunu ise zaman gösterecek.

Post Views: 230
Önceki yazı

Orhan’dan…dan…dan…

Sonraki Gönderi

ULVİ PUĞ’DAN (ÖZEL GÜN’lük)

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
ULVİ PUĞ’DAN (ÖZEL GÜN’lük)

ULVİ PUĞ’DAN (ÖZEL GÜN’lük)

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.