SON DAKİKA
Venezuela’nın başkenti Karakas’ta art arda patlamalar meydana geldiği, askeri üslerin hedef alındığı ve kent genelinde yoğun askeri hava hareketliliği yaşandığı bildirildi. Resmî doğrulama beklenirken bazı bölgelerde elektrik ve internet kesintileri yaşanıyor.

…
CHP’NİN DATÇA’DA ÇEVRE
POLİTİKASI NEDİR?
Sayın Özgür Özel,
Bu mektup bir ricâ değil.
Bir uyarı da değil.
Bu mektup, bir tutanaktır.
Datça’da kaldırımlar yenilenirken ağaçlar kesiliyor.
Gölge sökülüyor, kökler parçalanıyor, yıllar testereyle sıfırlanıyor.
Ve bu, CHP’li bir belediyenin eliyle yapılıyor.
Açık konuşmakta yarar var.
Bu ülkede ağaç kesmenin bahanesi bitmez.
“Standart”,
“engelli erişimi”,
“kamusal alan”,
“proje”.
Ama gerçek şu.
Ağaç kesmek kolaydır. Proje düzeltmek zor.
Oysa sizin de bildiğiniz gibi TS 12576 açık.
“Kaldırım sadece beton değildir. Kent ağacıyla birlikte tasarlanması gereken bir kamusal alandır.”
Avrupa Birliği Yeşil Altyapı ilkeleri açık.
“Kent içi ağaçlar lüks değil, zorunluluktur.
Isı adasıyla, sel riskiyle, halk sağlığıyla ilgilidir.
Kesim son çaredir. Öncelik revizyondur.”
TMMOB’nin yıllardır söylediği ise daha net.
“Ağaç kesilmez. Proje düzeltilir.”
Peki soruyoruz Sayın Özel:
Akbelen’de haklı olarak direnirken,
şehir içindeki ağaçlar kesilirken neden sessizlik?
CHP’nin çevre ve kent politikası bu mudur?
Doğa sadece maden sahasında mı savunulmaya değerdir?
Kent içindeki ağaç, oy getirmediği için mi gözden çıkarılır?
Çevre politikası; miting kürsüsünde sloganla,
basın bülteninde cümleyle olmaz.
Çevre politikası; kaldırımda başlar, mahallede sınanır, belediyede görünür olur.
Datça’da bugün kesilen ağaçlar,
yarın başka kentlerde “emsal” diye kesilecektir.
Sessizlik de bir tercihtir.
Ama bu sessizlik, Akbelen’de söylenen sözleri boşa düşürür.
Biz sizden mucize değil, tutarlılık istiyoruz.
Ağaçla barışık projeler, bilimle uyumlu belediyecilik, sahici bir çevre siyaseti istiyoruz.
Çünkü bu memlekette artık mesele şu.
Ya ağaçlar proje için feda edilecek, ya projeler ağaçlara göre yapılacak.
Tarih kimin haklı olduğunu yazacak.
Ama bugün, kimin sustuğunu da not düşüyor.
Saygıyla.
DATÇA’NIN SESİ
https://datcaninsesi.com/…/chpnin-cevre-politikasi…

…
TÜRKİYE KIŞA DİRENİRKEN
DATÇA DENİZE AÇILIYOR
Ege’nin soğuk ama berrak sularında, hız değil direnç; rekabet değil irade konuşacak. Datça Açık Deniz Kış Yüzme Maratonu, insanın bedenle değil, sınırlarıyla yüzdüğü bir geleneği 17 Ocak’ta yeniden yaşatıyor.
https://datcaninsesi.com/…/turkiye-kisa-direnirken…
…

…
BEN BİR ZEYTİN AĞACIYIM
DATÇA KALDIRIMINDA
Ben bir zeytin ağacıyım, Datça kaldırımında.
Bilge derler bana. Öyle her fideye benzemez ömrüm. Binlerce yıl gördüm, binlerce ikiyüzlülük tanıdım.
Krallar geçti gölgemden, imparatorluklar çöktü. Ama hiçbirini bugünkü “kaçak dokunulmazlığı” kadar sağlam görmedim.
Bir gün baktım…
Kaldırımlardaki ağaçlar sökülüyor.
Gerekçe hazır: “Kamusal alan.”
Ne güzel kelime. Sert, soğuk, vicdanı keskin bir testere gibi.
Ama aynı kaldırımlarda:
Kaçak marketler duruyor.
Kaçak sundurmalar gölge yapıyor.
Kaçak masalar, sandalyeler, tenteler yayılıyor.
Onlar “kamusal alanı” bozmuyor belli ki.
Çünkü burada suç olmak değil mesele; suçlu gibi durmamak.
Anladım ki Datça’da bir hiyerarşi var.
Ağaçsan sökülürsün.
Kaçaksan korunursun.
Ben de öğrendim bu oyunu.
Gövdeme bir tabela astım.
“KAÇAKTIR, SÖKÜLEMEZ.”
Bir anda dokunulmaz oldum.
Artık kepçeler durdu, testereler sustu.
Çünkü burada kök salmak değil, etiket taşımak önemli.
Ben hala bir zeytin ağacıyım.
Datça kaldırımında.
Ama artık bilge değilim sadece.
Mevzuatı çözdüm.
Ve şunu öğrendim.
Bu memlekette doğa değil, kaçaklar korunur.
Gölge vermeye devam ediyorum.
Ama kim için, neye rağmen,
onu da siz düşünün.
https://datcaninsesi.com/…/ben-bir-zeytin-agaciyim…

…
KEPÇE AĞACA İŞLİYOR, ENSESİ KALINA DEĞİL
Ağacı sökmek kolaydır; kökü yoktur siyasette. Kaçak yapıya dokunmak zordur; arkasında güç vardır. Datça’da bugün yapılan tam da budur: konuşamayan kesiliyor, güçlüye dokunulmuyor. Kaldırım meselesi değil bu, adalet meselesi.
https://datcaninsesi.com/…/kepce-agaca-isliyor-ensesi…















