sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

DATÇA’dan selam var

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Temmuz 23, 2023
in YAZARLAR
0
DATÇA’dan selam var
0
Paylaş
0
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

İBİBİK’TEN DATÇA HABERLERİ

Hüdhüd kuşu kutsaldır çok kültürde.

Sevgiliden çevreden,  olan biten çok şeyden haber getirdiğine inanılır.

İslam inancına göre Süleyman peygamber ile Saba melikesi Belkıs arasında ulak görevi yapmıştır.

Anadolu’da İbibik diyoruz bu kuşa.

Bilgedir.

Datça’da bana haber getiren İbibik kuşu bir arkadaşım var.

Ranta, talana karşı bir karakter.

Zaman zaman balkona konup, olan biten çok şeyi anlatır.

Dün yine geldi, anlattı.

Neler söyledi neler.

Anlattığı göre dünya çapında dev bir otel zinciri Emecik Karaincir sahilinde denize sıfır geniş bir araziyi satın almış.

Merkezi ve yerel yönetim gerekli izinleri vermiş.

Çok yakında çok odalı otelin inşaatı başlayacakmış.

İbibik kuşuna hangi otel dedim.

“Hilton” dedi.

Ben onun yalancısıyım ama bugüne kadar yalan söylediğine şahit olmadım.

Bilgi için teşekkür ettiğimde, “dur, daha bitmedi” dedi.

Verdiği diğer haber daha ilginç.

Efendim, Hızırşah’tan Knidos’a kadar Datça’nın kuzey batıyı gören tüm tepeleri RES’lere (Rüzgar Enerji Santrali) açılmış.

Şirketler fıldır fıldır arsa alıyormuş.

Bu geniş bölgeye 3 yıl içinde yüzlerce Rüzgar Enerji Santrali yapılacakmış.

Benim İbibik’te haberler bitmez.

Anlattıkça anlatır.

Alın bir haber daha. 

Halk sağlığı ile ilgili resmi kurumlar, Datça’nın koylarında temizlik analizi yapmış.

Çoğunda foseptiğin deniz suyuya karıştığını tesbit etmiş.

Bazılarında değerler normalin üzerindeymiş.

“Yeter, içim karardı” dedim ama nafile.

“İbibik surar mı?”

Susmadı.

“Sarıliman’a gittin mi yakında” diye sordu, “gitmedim” dedim.

“İyi bok yedin” dedi ve tekrar anlatmaya başladı.

Sarlimana gecekondular gibi onlarca tiny house konmuş.

Bunlar butik otel gibi çalışıyormuş.

Sahili halka kapatmışlar, şezlonglar para basıyormuş

Dedim ” orası arkeolojik sit alanı, Ankara verse belediye izin vermez.”

“Hangi belediye” dedi, “yarım adanın dört tarafına yapılan kaçak yapılara, bungalovlara seyirci kalan belediye mi?”

Cevap veremedim.

“Şimdilik bu kadar yeter” dedi İbibik.

Sonra “Hadi eyvallah” dedi, uçtu gitti.

Yakında belediye meclis üyeleriyle ilgili haberler getirecekmiş.

Hayırlara vesile olur inşallah(!)

Yıllardır bitmeyen rant ve yağma.

Yönetenler ile halk karşı karşıya.

Badem ağaçları şahit olan bitene.

Deniz şahit, doğa şahit.

Bir de ibibik kuşu.

İyi hafta sonları.

CENNETTE İŞKENCE

Feridun bey İstanbul’da, Maliye’de devlet memuru.

Eşi Leyla hanım ise öğretmen.

Bir yıl boyunca para biriktirdiler.

Hayıtbükü’nde sessiz sakin bir tatili hayal ettiler.

Daha önce hiç gitmemişlerdi, Hayıtbükü’ne.

Ama arkadaşları çok tavsiye etmişti.

Fotoğraflarına hayran kalmışlardı.

Dokuz günlük bayram tatili gitmek için en iyi fırsattı..

Fırsatı değerlendirdiler.

Hemen 12 yaşındaki kızları Ayla da yanlarında sabah erken yola çıktılar..

35 derece sıcakta 11 saat direksiyon salladılar..

Sonunda otellerine vardılar..

Yorgun ve bitkindiler..

Doğa harikaydı..

Manzara şahaneydi..

Otel odası temiz ve ferahtı..

Güneş batmadan denize girelim dediler..

Sahile indiklerinde korkunç bir manzara ile karşılaştılar.

Adım atacak yer yoktu.

Deniz ana baba günüydü..

Bayram tatili, doğaldır dediler, kendilerini serin sulara bıraktılar..

İki kulaç attılar tüm yorgunlukları gitti.

Feridun bey Leyla hanıma “İyiki geldik” dedi, “Burası cennet.”

Leyla hanım başıyla onayladı..

Kızları Ayla da mutluydu..

Hayal ettikleri tatil başlamıştı..

Az sonra hava kararmaya başladı..

Birazdan otele gidip bir duş alacaklar, sonra balık, kalamar, ahtapot  yiyeceklerdi..

İkişer duble de rakı içeceklerdi..

Bir yılın yorgunluğu gidecekti..

Ama olmadı..

Otele gittiler, büyük hüsran yaşadılar..

Elektrikler kesikti..

Kilima çalışmıyordu..

Sular akmıyordu..

Duş alamıyorlardı..

İnternet yoktu..

Telefonlar çekmiyordu..

Tatil bir anda kabusa döndü..

Saatlerce beklediler ama elektrik gelmedi..

Feridun bey sinirlendi..

Otele hesabı ödeyip çıkmak istedi..

Kredi kartını verdi ama nafile..

Elektrik olmadığı için pos makinası çalışmıyordu..

Havale gönderecekti ama internet de çalışmıyordu..

Cebinde nakit de yoktu.

Mecburen otelde kaldı..

Duş almadan, kilimasız karanlık bir odada, kaderine isyan ede ede uykuya daldı..

*.  *.  *

Feridun beyin başına gelen aslında yüzlerce ailenin bayramda başına geldi..

Bu vurdum duymazlık devam ederse daha da gelecek.

Sorun şu..

Hayıtbükü’ne her yıl onlarca kaçak tesis yapılıyor.

Kimse bunlara ses çıkarmıyor.

Aksine kaçak tesislere elektrik bağlıyorlar.

Bunlardan vergi alıyorlar.

Her kaçak tesis onlarca klima, onlarca buzdolabı demek..

Sonunda trafo bu aşırı yükü kaldırmıyor, patlıyor..

Bayramda Hayıtbükü ve Ovabükü’nde yaşanan ızdırabın nedeni buydu..

Aşırı yüklenmeydi.

Turistler ve halk ranta kurban gitti.

Datça’nın bugün başına gelenleri 6 yıl önceden uyarmıştık.

Maalesef yüreklerin kulakları rant yüzünden sağır kaldı.

NEREDESİN NEYZEN TEVFİK?

Datça’da yaşananlar bir doğal afet değil.

Merkezi ve yerel yönetimin yaşattığı bir rezalet.

Bu güzelim turizm beldesi 4 gündür elektriksiz.

Sular akmıyor.

Kilimalar çalışmıyor.

İnternet öyle.

Elektrikli ev aletleri bozulan bozulana.

İnsanlar buzdolaplarındaki, deep freeze’lerindeki gıdaları çöpe atmak zorunda kaldı.

Esnaf perişan durumda.

Zararları çok büyük.

Lanet olsun deyip gitmek isteyen turist, hesabı ödeyemediği için gidemiyor.

Çünkü ne POS cihazları çalışıyor, ne ATM’ler.

40 derece sıcakta temizlik, hijyen hak getire.

Salgın hastalıklara davetiye çıkarılıyor adeta.

Duş, tuvalet ihtiyacını gidermek bile büyük sorun.

İnsanlar yakında dağlara, taşlara yaparsa şaşmamak gerek.

Mağara devrindeyiz.

Bizleri yönetenler resmen hayatımızın içine sıçtılar.

Neyzen Tevfik, bu coğrafyanın görüp görebileceği en kural tanımaz anarşistlerinden biriydi.

Böyle durumlar için şöyle bir sözü vardı.

“Sıçtı Cafer bez getir, cıvık sıçtı tez getir.”

Şundan emin olun ki, Neyzenler çoğalmazsa ve bizler susarsak, bu rezaleti yaşatanlar pisliklerine tüy de dikecekler!

AH ULAN STRABON

Yıllardır internette dolaşan bir söz var.

Gezi dergilerinde, gazetelerin turizm eklerinde, kerli ferli yazarların köşelerinde mutlaka okumuşsunuzdur.

Efendim, antik tarihçi, coğrafyanın atası bizim Amasyalı Strabon şöyle demiş.

“Tanrı uzun yaşamasını istediği kullarını Datça’ya gönderir.”

Yalan.

Adamcağızın ne kitaplarında ne de o çağda onu anlatanların yazılarında böyle bir sözü yok.

Külliyen yalan.

Bu turizmcilerin ve emlakçıların Datça’yı pazarlamak için uydurdukları bir söz.

At yalanı, indir parayı.

Denir ya, yalanı ne kadar sık söylersen o kadar inandırıcı olur.

Bu söz yıllardır o kadar çok söylendi ve yazıldı ki, maalesef insanlar inandı.

Garibim Strabon ne bilsin 2000 yıl sonra bir yalana alet olacağına.

Amasyalı’nın  böyle bir sözü yok.

Ama bugün yaşasaydı, şöyle bir sözü olabilirdi.

“Tanrı cehennemi yaşamasını istediği kullarını  Datça’ya gönderir.”

Baksanıza.

Elektrik yok.

O olmayınca su da yok.

İnternet de.

Kilima çalışmıyor.

Buzdolabı da off.

Üstelik cehennem sıcağı var.

Of ki ne off!

Tatile gelmiş bir turist olduğunuzu düşünün.

Denizden çıktın, duş alamazsın.

Müzik dinleyemezsin.

İnternette gezinemezsin.

Rakına buz istesen, kim bulmuş ki sana versin!

Dikkat, telefonunun enerjisi bitiyor, onu da şarj edemezsin.

Mağara devrine hoş geldin dostum.

Strabon’a küfür etme, onun günahı yok.

Bence geceleri bol bol gökyüzüne bak.

Bizim burada samanyolu ve yıldızlar bir başkadır.

Bulabilirsen bir bardak da soğuk su iç.

Hadi iyi tatiller.

EYVAH! RÜŞVETLERİ HAZIRLAYIN

Antik çağı konu alan filimlerde izlemişsinizdir.

Ölülerin ağzına, alt ve üst çene arasına bir para(obolos) yerleştirilir.

Ölünün bedeni bu para ile lahit içi ya da mezar yapılarına gömülür.

Filmlerdeki bu sahne binlerce yıl önce cenaze törenlerinde uygulanan bir ritueldi.

Öbür dünyada parayı ne yapacaklar demeyin.

O günün inancında o para bir rüşvetti.

Parası olmayan ayvayı yerdi!

Ege ve Akdeniz’deki antik uygarlıklarda ölen bir kişinin Ölüler Ülkesi’ne gidebilmesi için Arkadia isimli hayali bir bölgede, Styriks nehrinden geçmesi gerekiyordu.

Styrik tehlikelerle dolu, azgın bir nehirdi.

Ölü ruhların bu nehri geçmesi imkansızdı.

Karşıya geçmenin tek yolu Cehennem Kayıkçısı Kharoon’dan yardım istemekti.

Ama Kharoon rüşvetçi, zalim bir iblisti.

Parayı almadan kimseyi Styriks nehrinden geçirip ölüler ülkesine götürmezdi.

Parası olmayan ölü ruhları kovar, asla yardım etmezdi.

Bu yüzden fakirler gerçek dünya ile ölüler ülkesi arasında kalır, sonsuza dek cehennem azabı yaşardı.

Bu mitolojik inanç özellikle Etrüsk mezarlarında sık rastlanan bir betimleme.

Hristiyanlığın ilk dönemlerindeki ölünün değerli eşyalarının mezara konmasının nedeni de bu.

Rüşvet parası.

Cehennem sıcakları yaşıyoruz.

Meteoroloji uzmanları bu sıcaklara Kerberos ismini taktılar.

Kerberos ölüler ülkesinin kapısında bekçilik yapan üç başlı bir köpekti.

Kerberos sıcakları birkaç güne kadar etkisini gideriyor.

Durun, sakın sevinmeyin.

Hani gelen gideni aratır derler ya.

Beterin beteri geliyor.

Uzmanlar önümüzdeki hafta “Kharoon” sıcaklarının başlayacağını duyurdu.

Cehennem Kayıkçısı iblis Kharoon geliyor dostlar.

Rüşvetleri hazırlayın.

Olan olmayana versin!

Post Views: 172
Önceki yazı

Eğitim şart!

Sonraki Gönderi

Güldeste…

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
Güldeste…

Güldeste…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.