Nüfus, ekonomik büyüme, iş gücü, sosyal hizmetler ve altyapı için hayati önem taşır. Dengeli nüfus, kalkınmayı destekler ve sürdürülebilir politikalar gerektirir.
1960’lı yıllardan beri doğanın yıkıcı insan istilası nedeniyle doğum ve evlilik karşıtı görüşler savunulur. Anti natalistler nüfus azalmasının toplumsal özgürlüğü ortaya çıkaracağını öne sürer. David Benatar’ın “Better Never to Have Been” kitabı, doğumun etik olmadığını ve acıyı artırdığını iddia eder. Gönüllü İnsan Yok Etme Hareketi (VHEMT), insan ırkının doğal olarak yok olmasını teşvik eder, doğum oranlarının sıfırlanmasını önerir. Evlilik karşıtı akımlar, evliliği toplumsal baskı aracı olarak görür. Bunlar etik, çevresel ve sosyal bağlamda tartışmalı fikirlerdir.
Natalist görüşler ise çocuk sahibi olmanın mutluluk ve ekonomik denge getirdiğini savunur. Genç nüfusun iş gücüne katılımı ve ekonomik büyüme üzerindeki olumlu etkilerini vurgular. Aile kurumunu destekleyenler, evliliğin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirtir. Çevreciler ise sürdürülebilir yaşam tarzlarını teşvik eder. Bu görüşler, toplumun dengeli gelişimini savunur.
Konuyu akademik açıdan ele alan çevrebilimciler Paul R. Ehrlich ve John P. Holdren, gelecekteki ideal nüfusun 1-2 milyar olması gerektiğini öne sürerken, Worldwatch Institute 2-4 milyarın sürdürülebilir yaşam için uygun olabileceğini belirtiyor. David ve Marcia Pimentel ise 2 milyar nüfusun tarım ve su kaynaklarının korunması açısından en uygun olduğunu savunuyor. Özel olarak Türkiye için önerilen ideal nüfus ise 50-70 milyon arasıdır. Anlıyoruz ki mevcut haliyle insan nüfusu ideal sayının dört katını aşmıştır.
Dünya nüfusu 10 milyarı bulabilir fakat nüfus artış hızı azaldığı için aslında ileride ciddi bir nüfus azalması bekleniyor. 2024 itibarıyla dünya genelinde, Afrika ve Asya’da 2.1 doğurganlık oranının üzerinde yaklaşık 100 ülke bulunmaktadır. Nijer (6.73), Angola (5.76), Demokratik Kongo Cumhuriyeti (5.56) gibi ülkeler, en yüksek doğurganlık oranlarına sahip yerlerdir. Öte yandan, Avrupa, Kuzey Amerika ve Doğu Asya’daki modern şehirlerde doğurganlık oranı 2.1’in altında kalan yaklaşık 100 ülke bulunmaktadır. Güney Kore (0.72), Hong Kong (1.05), Singapur (1.05) ve Japonya (1.34) gibi ülkeler, nüfus azalması yaşanan, teknoloji ve ekonominin ilerlediği bölgelerdir.
Kadınlarda doğum oranının düşüşü, modern toplumun dinamikleri ve kadınların yükselen bilinç düzeyiyle ilişkilidir. Eğitim imkanlarının genişlemesi, kadınların iş gücüne katılımını artırmış, kariyer odaklı yaşam tercihlerini öne çıkarmıştır. Aile planlaması ve doğum kontrol yöntemlerinin yaygınlaşması, çocuk sahibi olma kararlarını daha bilinçli kılmıştır. Ekonomik belirsizlikler ve yaşam maliyetlerinin artması da çiftleri daha az çocuk sahibi olmaya yönlendirmektedir. Toplumsal cinsiyet rollerinin değişmesi ve kadın haklarının artması, doğurganlık oranları üzerinde azaltıcı etki yaratmıştır.
İtalya’da yaşlı nüfusun artışı köylerde yaşamı zorlaştırarak bazı okulların kapanmasına yol açtı. Portekiz’de genç nüfus azaldı, tarım okulları boşaldı. İspanya’da küçük kasabalarda genç iş gücü bulmak zorlaştı, bazı okullar kapandı. Bulgaristan ve Güney Kore’de yaşlı nüfusun artmasıyla okulların işlevleri değişti, kimi okullar yaşlı bakım merkezlerine dönüştü. Yunanistan’da iş gücü zorluğu yaşanınca haftalık çalışma günü 6’ya çıkarıldı.
Ülkenin geleceği için nüfus artışını önemseyen Japonya, çocuk bakımına yönelik harcamaları yaklaşık 18 milyar dolar artırarak doğum oranlarını artırmayı hedefliyor. Güney Kore, ailelere yeni doğan çocuk başına aylık 740 dolar ödenek sunuyor ve düşük faizli mortgage seçenekleriyle konut fiyatlarını düşürmeye çalışıyor. Çin, ikinci ve üçüncü çocuk sahibi olan ailelere nakit teşvikler verirken, her yeni doğan çocuk için Rusya’da annelere yaklaşık 6,500 dolar ödeme yapılıyor. Yunanistan, her yeni doğan çocuk için 2,000 euro ödeme yaparak gençlerin ülkede kalmasını teşvik ediyor.
Ancak bu çabalar yeterli olmadığından Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler, ekonomik büyümeyi ve işgücü ihtiyacını karşılamak için göçmen işçi alımına yöneliyor. ABD de benzer şekilde göçmen iş gücünden önemli ölçüde faydalanır. Gelişmiş ülkeler her yıl en az 400 bin göçmen işçiyi istihdam etmeye çalışır. Öyle ki OECD ülkelerinde kimi sektörlerde göçmen isçi istihdam oranı yüzde 70’leri yakalamıştır. Bu zorunlu politik tercihler batıda göçmen karşıtlığı ve İslâmofobiyi patlatır. Yükselen yeni ırkçı dalganın alt metni böyle yazıldı.
Şimdi gelelim asıl konumuza. Türkiye, kadın başına 1,51’e düşen doğum oranlarını artırmak için yeni bir teşvik programı planlıyor. Doğum izninin 16 haftadan 1 yıla çıkarılması hedefleniyor. Bu düzenleme, annelerin çocuklarına daha fazla zaman ayırmalarını ve doğum sonrası dönemi daha rahat geçirmelerini amaçlıyor İkinci ve üçüncü çocuk için devlet desteği ve yeni doğum yapmış annelere maaşlarına ek ödemeler yapılacak. Ayrıca, çalışan kadınlara doğum sonrası 2-3 yıl uzaktan çalışma imkanı sunulması öneriliyor.
Türkiye’yi milenyum boyunca yöneten hükümetler, doğum teşviklerinin çürük ve artışsız olmasından, ekonomik sıkıntılar yüzünden ailelerin çocuk sahibi olma isteğinin düşmesine, kadınların iş gücüne katılımını desteklememekten ve cinsiyet eşitliği konusunda geri kalmaktan ötürü sert bir şekilde eleştirildi. Ayrıca, politikanın yaşlanan nüfusun, özellikle emeklilerin ekonomik yükünü dengelemede yetersiz kalması büyük tepki çekiyor.
Türkiye’de artan sığınmacı sayısı toplumsal bir tepkiye dönüşmüşken, iki ülke lideri görüşerek Suriyelilerin bir kısmını ülkelerine geri göndermeyi planladığında, ki bunun obez bir vaat olmanın ötesinde gerçekleşme olanağı yok, Türkiye’nin azalan nüfus sorunu göz ardı edilemez hale gelir. Bu durumda, nüfus politikalarının sığınmacı sorunuyla nasıl bir denge sağlayacağı ve bu politikaların Türkiye’nin demografik yapısına nasıl etki edeceği önemli bir tartışma konusu olur.
Suriye iç savaşında Türkiye’nin son derece başarısız rolü düzensiz fakat kaldırılması zor bir göçmen akını yarattı. Suriyeli sığınmacılar için Türkiye’ye entegrasyonları zorlu bir süreç yaşayan bir topluluk diyebiliriz. Kırılgan ekonomik ortamda cılız uyum çabaları sonuçsuz kalınca sinsi bir saldırganlık büyüyerek tehlikeli bir hal aldı. Yatışır gibi görünen alevler soğutulmazsa müstakbel bir yangın tetiktedir. Ancak buna rağmen göçmen nüfusunun yarattığı sorunlar genellikle, eş sayıda nüfus azalmasının yol açabileceği problemlerin yanında hafif kalır. Entegrasyon, ekonomik katkılar, kültürel uyum gibi zorluklar olsa da, nüfus azalması ekonomik büyümeyi etkileyebilir, sosyal hizmetleri zorlaştırabilir ve yaşlanan nüfusla ilgili sorunları artırabilir. Bu sebeple nüfus politikalarının dengeli bir şekilde yönetilmesi önemlidir.
Fokurdayan göçmen karşıtları hoş karşılamasa da doğum oranlarını artırmak ve yaşlanan nüfus sorunlarına çözüm bulmak isteyen ülkeler için akademiler: Kadınların iş gücüne katılımını teşvik etmek, göçmen kabulünü artırmak, eğitim ve sağlık hizmetlerine yatırım yapmak, ekonomik teşvikler sunmak ve yaşlıların ekonomiye katılımını artırmak zorunluluktur der.
Demografi dönüşürken azalan nüfusu göçmenlerle dengelemeye çalışmak optimum bir denge ve son derece akılcı bir yönetim gerektirir. İşte bu nedenle devlete hükmetmek sıkışınca yada ara sıra değil, aralıksız biçimde rasyonel kararlar almayı gerektirir. Sığınmacı meselesi karmaşık ve derindir, hap gibi çözümü yoktur. On yıllar sürecek bir denge süreci uluslararası işbirliği, ekonomik destek ve kalkınma, entegrasyon programları, hukuki düzenlemeler ve insani yardım gerektirir. Dayanışma ve uzun vadeli stratejilerle çözüm sağlanabilir. Bilim dışı, yanıltıcı popülist vaatler, toksik atık bırakan sosyolojik saprofit bakterilerdir.
Kaynakça:
- Ehrlich, P. R., & Holdren, J. P. (1971). Impact of Population Growth. Science, 171(3977), 1212-1217.
- United Nations. (n.d.). Sustainable Development Goals. Retrieved from UN SDGs
- Worldwatch Institute. (1992). State of the World 1992: A Worldwatch Institute Report on Progress Toward a Sustainable Society. W. W. Norton & Company.
- Pimentel, D., & Pimentel, M. (1997). Food, Energy, and Society. University Press of Colorado.
-United Nations. (n.d.). Sustainable Development Goals. Retrieved from UN SDGs
-World Bank. (n.d.). Population Dynamics. Retrieved from World Bank Population
-Our World in Data. (2024). Which countries have fertility rates above or below the “replacement level”?
-World Population Review. (2024). Fertility Rates by Country 2024
-Statistics Times. (2024). Countries by fertility rate 2024
-World Economic Forum. (2024). How 4 countries are addressing their ageing populations
-RAND Corporation. (2024). Russia’s Demographic ‘Crisis’: How Real Is It?
-DW. (2024). Greece battles declining birth rate
-Gazeteduvar
-Kamuajans
-Gazetememur














