Bir Mayıs günü Almanya’nın Münster kentinde çok güzel güneşli bir hava vardı. Çocukları olanlar çocuklarıyla bisikletle, çocuk arabasıyla veya ellerinde tutarak Bir Mayıs’ı kutlama yürüyüşüne katıldılar ve miting alanında birbirini tanımayan çocuklar birlikte resim yaptılar, balonları gökyüzüne gönderdiler.
Neden? Filipinler, Endonezya, Türkiye gibi üçüncü dünya ülkelerinde işçi ve emekçileri, başta olmak üzere halk, iç rahatlığıyla Bir Mayısı kutlayamıyor?
Türkiye’de yollar, meydanlar kapatılıyor. Haberlerin verdiğine göre 412 insan gözaltına alınmış.
Ama benim 1972 yılından beri kaldığım Almanya’da Bir Mayıs’a aileler çocuklarını alarak gelirler, birlikte yürürler. Miting meydanında çocuklar için çeşitli etkinlikler sunulur. Onlar için masalar konulur çocuklar resimler yapar, yüzlerini istedikleri gibi boyar, palyaçoları taklit eder, stantlardaki balonları alır, şişirir ve gökyüzüne salar. Bu yıl da öyle oldu. Yürüyüşün başladığı alandan miting alanına kadar yürüyüş kolunun önünde ve en arkasında bir polis aracı olur. Yürüyüş kolunun vardığı sol ve sağdaki caddelere de birer polis arabası veya motosikletli polis konulur. Yürüyüş kolu geçince yollar tekrar trafiğe açılır.

Bu durum neden önemlidir?
Önemlidir çünkü çocuklar küçük yaşta demokrasinin ne olduğunu öğrenmeye başlıyorlar ve farklı kuşakların birlikte uyum içinde yaşamasının önemini kavrıyorlar. Bunu öğrenerek büyüyen çocuklar genç yaşlara geldiklerinde haklarını bilinçli savunurlar. Ancak kesinlikle aşırı, kaos yaratacak düşüncelere yakınlık duymazlar. Farklı istek ve düşüncelerin uyum içinde birlikte yaşamasının önemini daha küçük yaşta kavradıkları için dostluk ve barış sağlanmış oluyor. Bununla kalmıyor yeni fikirlerin filizlenmesine ve toplumun bilim, sanat ve teknik alanlarında gelişmesine yardımcı oluyor.
Ayrıca işçi, emekçi, gençlik örgütleri gelişmiş ülkelerde ırk ve inanç ayrımı yapmıyorlar, özellikle kendi sosyal sınıflarının sorununu dile getiriyorlar ve kendileri için nelerin yapılması gerektiğini anlatıyorlar. Örneğin Almanya’da valiler, kaymakamlar değil, seçilmiş belediye başkanları devleti temsil ettiği için, onlar da Bir Mayıs etkinliğinde konuşuyor, yaptıklarını ve kentte daha yapmak istediklerini özetliyorlar ve tüm katılımcıları selamlıyorlar. Kentin seçilmiş farklı partilerin millet vekilleri dostça birlikte dolaşıyorlar ve dostça sohbet ediyorlar. Sendikalar, partiler konuşma yapmıyor, farklı sloganları bağırmıyorlar. Birlikte hareket ediyorlar. Federal Sendikalar Birliği’nde veya Eyalet Sendikalar Federasyonu’nda biri konuşmacı olarak yer alıyor ve ayrıca yerel kentteki Almanya Sendikalar Birliği’nin başkanı oldukça kısa bir konuşma yapar. Çünkü sorunları Federal Sendikalar Birliği veya Eyalet İşçi Sendikalar Birliği adına gelen bir sendika federasyon başkanı dile getirdiği için tekrar etmezler.

Bir Mayıs, dünya işçi ve emekçilerin dayanışma ve birleşme günü olduğu için Karl Marx’ın ”Dünya İşçileri ve Halkları Birleşin“ şiarı sıkça vurgulanıyor; bu, ırkçılığa ve farklı inançların çatışmasını da engel oluyor. Bugünkü Bir Mayıs kutlamasında Almanya Sendikalar Birliği (DGB) adına Almanya Öğretmenler Sendikaları Federasyonu başkanı Tunceli kökenli Ayla Çelik konuştu. Konuşmasında ülkede çalışan işçi ve emekçilerin özellikle öğretmen ve eğitim sorunları üzerinde durdu. Konuşmasında “Kültürel çeşitlilik ve dayanışma gücümüzdür, demokrasi temelimizdir ve eğitim geleceğimizdir” düşüncesini sıkça vurguladı.
Çocukların ve gençlerin kaliteli bir meslek eğitimi almaları önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. Önemli olan aldıkları eğitimin geleceklerini garantilemesidir,” dedi. Ücretler üzerinde dururken “Almanya zengin bir ülkedir. Bir insan hangi alanda çalışırsa çalışsın aldığı ücret insanı yoksulluk sınırında yaşatan bir asgari ücret olmamalıdır. Kaliteli bir yaşamı sağlayan ücret olmalıdır. Biz sendikalar bunun mücadelesini veriyoruz. Hep birlikte daha eşit ve daha iyi bir ücret, daha iyi, sağlıklı bir iş yeri için çalışmak zorundayız.” Sözleri büyük alkış topladı.
Türkiye’de doğmuş, büyümüş biri olarak bu cümleleri işitince ister istemez kendimize şu soruyu soruyoruz:
“Gerçekte, Türkiye’de öğretmenlik, mühendislik bölümlerinden mezun olan gençlerin on binlercesi iş alamıyorsa yaptıkları eğitimin bir önemi var mi?
Bir Mayıs 2025
Molla Demirel














