————-
Basit anlatımıyla DİKTATÖRLÜK;
Yürütme, Yasama ve Yargının bir kişiye bağlı olmasıdır…
Seçim zamanı oy kullanıp birilerini seçtiğinizi zannedersiniz…
Siz…
Mahkemeye gidip, uğradığınız haksızlığınızın giderilmesini beklersiniz…
Siz…
Meclise gönderdiğiniz “VEKİL”LERDEN…
Yararınıza yasalar çıkarmalarını beklersiniz…
Siz…
Verdiğiniz vergilerin…
Eğitim, Sağlık, Barınma başta olmak üzere KAMU yararına harcanmasını beklersiniz…
Tüm bunların olabilmesinin yegane güvencesi…
Anayasa ve yasalardır!
O Anaysa ve yasalarca…
Çalışma esasları belirlenir KURUM VE KURULUŞLARIN!
Tek kişinin uhdesinde ise YASAMA, YARGI VE YÜRÜTME…
Mahkemeden adaleti…
“Meclis”ten halkın yararına kanununların çıkmasını…
Verginizin size…
“Yol”, “Su” ve “Elektrik” olarak dönmesini beklemeyin sakın!
Boşa beklersiniz…
Pinoche bir tek adamdı…
Franko, Salazar, Markos…
Daha niceleri tek adamlardı, diğer bir tanımı ile DİKTATÖR idiler…
DİKTATÖRLÜK…
Sadece askeri darbeyle gelmez…
Seçim yoluyla da gelir!
Mesela Hitler!
Başkaları da var elbette…
Ama hepsi tüm yönetim gücünü ellerinde tutarlar…
SAVCI, HAKİM, GENERAL’DİR onlar…
Yani özetle
Tek karar vericiye denir diktatör!
Faşistdirler…
Dincidirler…
Hırsız ve yağmacıdırlar…
Açgözlü ve doymak nedir bilmezler!
Filipinler diktatörü Markos’un eşi İmelda’nın
Binlerce çift ayakkabısı vardı, örneğin…
Çoğunu bir kez olsun bile giymemişti!
Görgüsüzdürler…
Halkları açlıktan kırılırken…
“Altın”dan klozete yaparlar!
İslami olanından…
Olmayanına…
Hepsinin
Efendisi… Emeperyalist güçlerdir!
Bunları da çoğu kişi biliyor bunları zaten…
Ama buna rağmen şunun içn yazdım:
Bir ülkenin…
Anayasası askıya alınmışsa…
Meclisi şeklen hale gelmişse…
Savcı ve yargıçları…
ENGİZISYON heyetlerine dönüşmüşse….
Bir dilim ekmeğe muhtaçken…
Yönetime çöküp, saraylarda yaşamaya, “altın varaklı”
Koltuklarda oturup, “kamunun hazinesini” okyanus adalarına transfer ediyorsa başta ki,
Bilin ki
Muhalifler için…
Toplama kamlarının kurulması eli kulağındadır o zaman!
Kurbanlık koyun gibi…
Boynunu bıçağa uzatan bir toplum en rezil bir toplumdur!
Çünkü…
En meşru hakkını, DİRENME HAKKINI bile kullanmaktan aciz demektir…
ÖZGÜRLÜK için gerekirse bedel ödemeyen halklar…
Çürük bir ipe bağlı olduğu halde…
Onu koparıp gitmeyen yük EŞEĞİNDEN daha aşağılık bir yaşama kement atmış demektir!…
Siz siz olun…
Meşru hakkınızı kullanın ve tarihe birer yük eşeği olarak geçmeyin!…














