Gecenin bu vakti uyku kaçtı kitap okuyasımda yoktu.
Televizyonda Avrupa kupası maç özetleri izlerken kanal kanal gezinirken Kardelen TV diye bir yer denk geldi.
Bir baktım bizim kunduracı tezgahı Bayram usta denilen biri sayayı kalıba monte ediyor ağzından aldığı monta çivilerini tek tek büyük bir hünerle kalıba çakıyor. Diğer yandan pesterizma yapıyor özenerek nazikçe çekiçliyor monta ettiği sayayı kalıbın şeklini alsın diye .
Öyle eski bir çekim değil güncel üstelik. Erzurumda küçük bir ayakkabı atölyesi.
Istanpayla deriyi kesim bıçağıyla elde kesiyor. Sonra makinede tıraşlıyor. Çevirme yapıyor saya ustası sayacı çekiciyle sonra üsteliyor sayanın parçalarını ve başlıyor herhalde Singer 48 dediğimiz tarihî bir makineyle dikiyor.
Benden on yaş falan küçük sanırım bu ustalar. Bayram usta monta ettiği ayakkabılara kösele kesiyor elde sonra yapıştırıyor. Sonra falçatayla köselenin fazlalık kenarlarını kesiyor. Bu yetmezmiş gibi üstüne fora dikişi dikmek için çok büyük ustalık gerektiren haroma açıyor köseleye elde hemde falçatayla.
Dikiş dikildikten sonra o yarılan kösele yapıştırılıyor. Ve kimse o gizli dikişi göremiyor. Sonra ayakkabıyı süslemek için frezeci devreye giriyor otomatik bıçak ve zımparayla kösele düzeltiliyor parlatılıyor ve boyanıyor.
İnanılır gibi değil yıl 2024 ve Erzurum da benim kunduracı kardeşlerim tamamı el emeği ayakkabı üretiyor.
Direniyoruz diyor Bayram usta.
Diren Bayram usta diren….
Sadece seni görmek için geleceğim Erzuruma köpeklerim izin verince.
Bıraktım ama seviyorum ben ayakkabıcılığı.
Horoz ölür gözü çöplükte kalır misali.
Belki… Foçada….














