Kelerli… Dağların göğe yaslandığı, rüzgârın taş duvarlara türküler söylediği bir köy. İşte İnsaf, gözlerini bu köyde açtı dünyaya. Annesi ona bu adı verirken, yalnızca bir isim değil; bir kader, bir dua fısıldamıştı kulağına. Kaybettiği bacısının ardından doğan bu kız çocuğunda, sanki geçmişin acısı ile geleceğin umudu aynı bedende buluşmuştu.
İnsaf, daha küçük yaşlarda hayatın yükünü omuzlarında hissetti. Evlerinin önünden geçen o uzun, yorucu yol… İlçeden dönen yorgun yolcuların uğrak yeri olan kapıları… Her gelen misafire uzatılan bir tas su, bir kâse ayran… Ve annesinin hiç dinmeyen emeği…
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan annesi, gün doğmadan hayatın içine karışırdı. Toprağın kokusu, süt kazanlarının buharı, yorgun ama vakur bir kadının sessiz direnişi… İnsaf, annesinin ellerine bakarak büyüdü. O ellerde hem yorgunluk hem de sonsuz bir sevgi vardı.
Ama o, başka bir hayat düşlüyordu.

Karın diz boyu olduğu sabahlarda, küçük adımlarıyla üç kilometrelik yolu aşarken, içinde büyüyen tek bir inanç vardı: Okumalıyım. Kurt ulumalarının yankılandığı o ıssız patikalarda bile geri dönmeyi düşünmedi. Çünkü biliyordu; geri dönmek, kaderine razı olmak demekti.

Köy Okulunun yakınındaki halasının evi, onun için yalnızca bir sığınak değil, aynı zamanda yeni bir hayatın başlangıcı oldu. Orada sevildi, korundu… ve fark edildi. Gülüşüyle insanların içini ısıtan, yardım etmeyi kendine görev bilen bir çocuktu artık.

Yıllar sonra Trabzon’un dalgalarla konuşan kıyılarında, Beşikdüzü Öğretmen Okulu’nda buldu kendini. Hasretle geçen yıllar, onu hem olgunlaştırdı hem de güçlendirdi. Resim yaparken renklerle konuşur, sahnede başka hayatlara bürünürdü. İçindeki dünya, dışarıdakinden çok daha genişti.
Mezun olduğunda artık sadece İnsaf değildi; o, bir öğretmendi.

Adana’nın sıcak rüzgârlarıyla tanıştığında, yüreğinde taşıdığı sevgiyle çocuklara dokundu. Harfleri öğretirken umut verdi, şarkılar söylerken hayatı anlattı. Onu tanıyan herkes, gözlerindeki ışığı unutamadı.
Ama hayat, sadece güzelliklerden ibaret değildi.

Çocukluk arkadaşı, sığınağı, yoldaşı halasının oğlu Hüseyin ile evlendiğinde, bir hayalini gerçekleştirdi: At sırtında bir gelin olmak… O an, korkuyla mutluluğun iç içe geçtiği bir anıydı. Kalbi hızlı atıyor, ama yüzünde yine o tanıdık gülümseme vardı.
Yollar onları Almanya’ya götürdü. Gurbetin soğuk yüzüyle tanıştılar. Fabrikaların sert duvarları arasında, öğretmen yürekleriyle ayakta kalmaya çalıştılar. Ama vazgeçmediler. Sabrettiler. Ve sonunda yeniden sınıflara döndüler.
İnsaf, sadece bir öğretmen değil; bir ışık oldu. Göçmen kadınların sesi, çocukların umudu, dostlarının sığınağı…

Derken hayat, en ağır sınavını sundu.
Kardeşi Yusuf’un hastalığı… Onu yavaş yavaş kaybetmenin çaresizliği… Bu acı, yüreğinde kapanmayan bir yara açtı. Üstüne küçük kızının göz hastalığı eklendi. Bir annenin taşıyabileceği en ağır yüklerden biri…
Geceleri artık daha sessizdi. Ama içinde kopan fırtınalar hiç dinmedi.

Yine de dimdik durdu. Çünkü o, hep başkaları için güçlü olmayı öğrenmişti.
Yıllar geçti… Öğretmenliği bırakmak zorunda kaldı. Ama hiçbir zaman öğretmen olmaktan vazgeçmedi. Anılarında hâlâ çocuk sesleri vardı. Şarkılar, harfler, kahkahalar…
Emeklilik yıllarında dünyayı gezdi. Belki de acılarını geride bırakmak için… Ama bazı yaralar, insan nereye giderse gitsin peşinden gelirdi.
Bir gün, kardeşinin mezarı başında, elinde eski bir fotoğrafla saatlerce ağladı. O an, zaman durmuş gibiydi.
Ve sonra…
Hastalık kapısını çaldı.

Bir kalp krizi, ardından gelen o amansız hastalık… Ama o yine de hayatı sevmekten vazgeçmedi. Gülmeyi, şarkı mırıldanmayı sürdürdü.
Son anlarında, sevdiklerine baktı. Gözlerinde ne korku vardı ne de pişmanlık. Sadece derin bir sevgi…
“Hoşça kalın…” dedi usulca.
“Hepinizi çok sevdim… Bu dünyayı çok sevdim…”

Ve ardından, sanki çocukluk hayalindeki o doru ata bir kez daha binmiş gibi, sessizce uzaklaştı…
Eşinin, çocuklarının, akrabalarının, öğrencilerinin çığlıkları durduramadı onu sonsuzluğa giden yolundan
Ardında kalanlar ise onun sesini hâlâ duyuyordu:
Bir sınıfta şarkı söyleyen bir öğretmenin sesi…

Mart 2026
Molla Demirel














