Türkiye’nin son yirmi yılına baktığımızda, inşa edilen sadece yollar, köprüler ya da gökdelenler değil, aynı zamanda bir korku imparatorluğu, bir suskunluk rejimi ve işçilerin kanıyla beslenen bir sermaye ağı örülmüştür. Bu ağın düğüm noktalarından biri de, Çalık Holding’dir!
2000’li yılların başında, “Yeni Türkiye” sloganıyla yola çıkan AKP’nin arka bahçesinde filizlenen bu holding, kamu kaynaklarıyla, peşkeş çekilen ihalelerle, vergi muafiyetleriyle adım adım büyüdü. Peki, bu büyümenin bedelini kim ödedi? Cevap çok net: İşçiler.
Çalık’ın Arkasındaki Siyasi Zırh
Çalık Holding’in yükselişi, yalnızca ekonomik başarı olarak sunulamaz zira bu yükselişin zemini, siyasi sadakatle döşenmiştir. 2007 yılında, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın holdingde CEO olarak görev yapması, kamuoyunda “akrabalıkla yükselen holding” algısını yaratmış ve bu bağlamda yapılan ihaleler şaibe altında kalmıştır.
Boru hattı ihalelerinden medya satın alımlarına, enerji dağıtımından tekstile kadar birçok alanda Çalık, adeta devletin gözü kapalı hizmet sunduğu bir şirket haline geldi. Öyle ki, 2007 yılında Çalık Holding’in Sabah-ATV grubunu satın alabilmesi için Vakıfbank ve Halkbank’tan 750 milyon dolarlık kredi aldığı iddiası, dönemin en büyük kamu kaynak transferlerinden biri olarak kayıtlara geçmişti ama bu transferin bedeli sadece ekonomik değildi; bu, aynı zamanda medya bağımsızlığının tabutuna çakılan çiviydi.
Erol Eğrek: Bir İsim, Bir Vicdan, Bir Hesap
Bugün, Çalık Holding, bir kez daha gündemde. Bu kez kamuoyunun gözleri, çalınan ihalelere değil, “katledilen” bir işçiye çevrildi: Erol Eğrek.
On yıllık emeğinin karşılığını isteyen Eğrek, dövülerek öldürüldü. Bu bir kaza değil, münferit bir vaka değil. Bu, emekçiye reva görülen aşağılanmanın, susturmanın ve yok saymanın somut örneğidir, Bugün Erol Eğrek, işçi sınıfının boynuna geçirilen görünmez zincirin bir halkasıdır.
Daha önce ne oldu? 2022’de İliç’te altın madeni faciasında işçiler toprak altında kaldı. Davalar açılmadı, sorumlular yargılanmadı. Soma’da üç yüz bir madencinin ardından utançla kapanan mahkeme salonlarında, sadece yoksullar yargılandı. Holding patronları ise kravatlarıyla ekranlara çıkıp “Acımız büyük.” demeyi başardı. Utanmadılar.
Türkiye’nin Kara Kutusu: Sermaye ve Devlet
Çalık Holding örneği, aslında Türkiye’deki devlet-sermaye ilişkisinin bir prototipi. 1980 askeri darbesinden sonra uygulamaya sokulan neoliberal politikalarla başlayan bu model, 2002 sonrası AKP eliyle kurumsallaştırıldı. Kamu kaynaklarının özel sektöre aktarımı; özelleştirme adı altında halkın malının satılması; sendikasız, güvencesiz, taşeronlaştırılmış emek politikaları hep bu modelin parçalarıydı. Ve bugün geldiğimiz noktada, bu modelin doğrudan sonucu olan “ölümcül sermaye düzeni”, Erol Eğrek gibi emekçilerin yaşamını hiçe sayıyor çünkü, bu düzende insan değil, bilanço önemlidir. Çünkü, bu düzende ölüm maliyet, sessizlik kâr demektir.
Yalan Duvarları Yıkılacak
Hak savunucuları, Çalık Holding önünde Erol Eğrek’in katledilmesini protesto ederken şu görüşleri dile getirdi:
“Çalık Holding, sadece bir şirket değil, aynı zamanda bu ülkenin kanlı neoliberal politikalarının simgesidir ve bu simge, Erol Eğrek’in kanıyla daha da kararmıştır. Artık mesele bir işçinin ölümü değil; bir düzenin teşhiri meselesidir. Bu düzen değişmeden, Erol’ların, Ali’lerin, Zeynep’lerin kanı durmayacak.
Bugün Çalık Holding’i yargılamak; aslında bir ülkenin vicdanını yargılamaktır ve o vicdan, artık susmuyor. “İşçi katilleri hesap verecek!” şiarıyla eyleme geçip, yaşananları duyurmak adına basın açıklaması yapma hedeflerimiz olan binlerce hak savunucusu olan bizler, polis ablukasıyla şirket önünde kucaklaştık. Katledilen bireyin hakları için toplanan aktivistler ne yazık ki, “bir kez daha” polis şiddetiyle burun buruna geldi; bir kez daha bu ülkede hak aramanın karşısında kolluk kuvvetlerini tüm ülke olarak gördük.
Bu düzene karşı susmak, yalnızca işçi cinayetlerine ortak olmak değil, aynı zamanda yalanın, talanın, sömürünün hüküm sürdüğü bir karanlığa boyun eğmek demektir. Erol Eğrek için adalet sadece bir hashtag değil; bu düzenin köküne dinamit koyacak kolektif bir çabanın adıdır. Çalık Holding ve onun gibiler, ne kadar yalanı “zeytinyağı gibi” üstte tutmaya çalışırsa çalışsın, bu halk gerçeği çoktan görmüştür.
Emeğin hesabı sorulacak. Kanla kurulan saltanatlar, sonunda adaletin ellerinde yıkanacak.”














