9 Ekim
Hiçbir sendika, yerel/genel siyasette bir hemşerilik veya mezhep derneği veya cemaati kadar etkili olamaz.
Onun için demokrasinin epey uzağındayız çok zamandır. Post modern kabileler halinde hareket etmek sınıf mücadelesinden de birlikte yaşam modeli olarak Cumhuriyetçi olmaktan çok daha kolay çünkü.
*
Özgür Özel’in Kurultay’ı kazanma şansı, onu da buraya taşıyan, profesyonel siyaset gereği imkansız.
Eğer öyle bir ihtimal olsa, hemen hemen bütün belediye başkanları şu anda koluna geçerdi.
Delege ağasına dönüşmüş olan belediye başkanları, kişiye veya düşünceye değil, derebeyliğini sürdürmeye yönelik tercih yaparlar.
*
Halk tv de, Yukarıköy Narlıdere tanıtımı yapıldı. Proje güzel bazı aksaklıklara rağmen. Daha önce de yazdık önemini.
Programda Yukarıköyü tarihsel olarak bilen pek kimse yoktu.
Belediye başkanı, 300 yıllık köy diye ısrar ediyor bütün uyarılarımıza rağmen. Yukarıköyün kurucu halkı Tahtacılar 300 yıl önce Adana Ceyhan’ın Dur Hasan köyünde yaşıyorlardı. Dur Hasan Dede ölünce köy bu adı alıyor.
Dur Hasan Dede’nin çocukları ve torunları yüz yıl boyunca çeşitli bölgelerde obalarını koruyorlar. Dur Hasan Dede’nin torunu değil torunun oğlu Hızır Dede, Kızıldağ’dan obasını şimdiki Yukarıköyün olduğu yere yerleştiriyor. Doğrusu bu.
Yukarıköyde yerleşim, 1840-50 civarındadır. Bunu belgeleri ile yazdık.
Diğer tarih bilgisi hatalarını ayrıca yazacağız. Belki daha sonra dikkate alıp, bu yanlış bilgileri yaymaktan vaz geçilir.
*
9 Ekim
CHP İstanbul İl kongresi inanılmaz görüntülere sahne oldu. İnanılmaz sözler ve davranışlar.
Türkiye’nin en büyük şehrinde uzun yıllar sonra CHP’ye seçim kazandıran İmamoğlu, İl Başkan adayı Canpolat’ın Kurultay delege aday listesinde yer almadı. Bunun hiçbir mazereti olamaz.
İstanbul büyükşehir belediye başkanının kurultay delegesi olmaması, o kurultayı ayıplı kılar.
Canpolat, konulmasından defalarca rüşvetçi ve rantçı milletvekillerinden söz etti. Kendi partisinin bazı vekillerinin torpille aday olduğunu söyledi.
Ve saatlerce konuşan CHP’li temsilciler sadece parti içindeki yolsuzluk, hırsızlık, suistimal eleştirisi yaptı.
Ama iktidar eleştirisi kimsenin aklına gelmedi.
*
Cemal Canpolat, çok kötü konuştu. Daha doğrusu, reel siyasetin çirkinliğini dışa vurdu. Kendi belediyesinin belediye başkanına, AKP den daha sert suçlamalar yaptı. Üstelik, partisinin altı ay sonraki seçimlerdeki adayı olan kişiyi, kurultay delegesi aday listesine bile koymadı.
Bolca mezhepçi mesajlar da verdi satır aralarında.
*
Emekliye bir defaya mahsus olmak üzere beş bin lira ödenecekmiş.
Ağa, bizimle dalga geçmekten vaz geçmiyor.
*
Bir süredir demokrasi engelli yönetici bolluğu dönemi içindeyiz.
Yurttaşı değil, seçmeni seviyor ve ona hitap ediyorlar.
Beni seçin, sonra da mitinglerde ve konserlerde alkışlayın ve sosyal medyada beğenin.
Sizden görüş isteyen yok. Eleştiri ne haddinize.
İzmir’in dağlarında çiçekler açar…
Sarı saçlım mavi gözlüm, nerdesin…














