Bu Butlancılar şaka gibi vallahi. Deniz Göktaş’a destek için Adliyeye gelmişler…

…
Madımak’ı nasıl düşünmeli…
1-Dini fanatizm her çağda en tehlikeli akımlardan biri olmuştur.
2-Bu tür katliamlar, mezhepciliği değil, mezhepçilik karşıtı düşünceleri beslemelidir. Çünkü Madımak dahil bu katliamlar, herhangi bir mezhep ya da kültürün değil, insanlığın sorunudur.
Madımak’ta insanları yakanlar, insanlık suçu işlediler. Bunun zaman aşımı olmaz.
…
Yazıklar olsun…

…
“SİZİN EKO” BUTLANCI OLUNCA
Butlancı CHP İl Başkanlığı sayfasında geçen gün bir paylaşıma rastladım. Çeşme eski Belediye Başkanı Ekrem Oran, Gümrükçü’yü ziyaret edip, başarılar dilemiş. Elinde bir demet çiçekle görüntü vermişler.
…
Geldiğimiz aşamada artık, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay yapma veya koltuğu bırakma ihtimalinin hiç olmadığı, çok açık. Kamuoyundaki yaygın algı, Kılıçdaroğlu’nun mahkemenin atadığı bir kişi olmaktan çok, Sarayın görevlendirdiği biri olduğu yönünde.
…
Selahattin Demirtaş’tan Deniz Göktaş’a mektup:
“Avukatlarım dediler ki “Deniz Göktaş diye genç bir adam var, siyasi mizah yapmak suretiyle çaktırmadan senin koltuğuna göz dikmiş, haberin olsun!”
Dedim “şu andaki koltuğuma mı?”, “evet” dediler “öyle görünüyor ki bugün yarın tutuklanır.”.
“Hadi inşaallah, hayırlısı” dedim. O hapse girerse ben bu defa kesin çıkarım, nitekim hapishaneler aynı anda iki adet böyle mahpusu kaldıramaz. Az kaldı!
Böylesi genç yetenekleri teşvik ve tahrik etmek de boynumuzun borcudur. Bak, güzel kardeşim; kesinlikle doğru yoldasın, aynen devamke. Bu arada bana bazen “Selo” diyenler oluyor, ben de sana kısaca “Denyo”, diyebilir miyim? Gerçi bu olmadı, senin ismini kısaltamıyoruz. Hatta assalar da, kesseler de olmuyor; Deniz her zaman Deniz olarak kalıyor. Neyse, ben sana mecburen kısaca Deniz diyeceğim.
Bak, Deniz kardeş; koltuğuma göz dikmeni takdirle karşıladım hatta tatlı bir telaş, fazlaca umut da var. On yıldır bu günü bekliyorum; Yılmaz, Cem falan benim yerime gelirler diye düşünmüştüm de denyolar beni hayal kırıklığına uğrattılar. Fakat sen öyle değilsin canım kardeşim, sende o ışık var, başaracaksın illaki. Çaban, mücadelen, gayretin mutlaka sonuç verecek, vazgeçme lütfen.
Baktın sabahın köründe kapına dayanmıyorlar, ki en kötüsü bu şekilde beklemektir, durma sen git. Taksim’e git mesela, avukatlarımın sana ileteceği iki tane sağlam sloganı sol yumruk havada, hançereni yırtarcasına meydanın ortasında haykır, akşamına koltuğum senindir inşaallah.
Sana bir de Abi tavsiyesi; “Yurt dışına kaçmadım ki, iki şort, iki tişörtle yurt dışına mı kaçılır”, şeklindeki argümanın pek sağlam olmamış. Sanırsın kıyafet yeryüzünde bir tek Türkiye’de satılıyor, dünyanın geri kalanı halen incir yaprağıyla geziyor! Öyle olmaz, yemezler bunlar. Misal şöyle inandırıcı bir şeyler uydur “ya yeminle altın fiyatları dip yapınca daha dün bi çeyrek aldım, haftaya yine tavan yapınca satcam. Çeyreği Türkiye’de bırakıp kaçar mıyım ya!”.
Takdir yine de senindir Deniz kardeş, bu halk her halükarda Deniz’leri sever. Üstelik tuhaftır ki dönmeyen Deniz’leri daha çok severler. Olan bana olacak ya neyse, yapacak bir şey yok.
Son olarak yetkililere de seslenmek isterim; bu genç arkadaşımız tam olarak neler söylemiş bilemiyorum ama bırakın da gençler korkmadan, özgürce düşünüp, konuşsun, gülsünler bari. Toplumsal gelişme, ilerleme için özgürlükler şarttır, olmazsa olmazdır, gençleri engellemeyin lütfen.
Not: Eğer ki gösterisinde bana da giydirmişse tutuklayın
…
Kültür Bakanı himayesinde ve koruma ordusu ile cenazeye katılabilmek ne kadar kötü bir durum.

…
“Ben Erdoğan’ı bir dakika bile sevmedim…Utangaç bir diktatörden, kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçiş.. Daha neler neler.”
İkinci gün, 3,8 milyon izleyici. Ne kadar özlemişiz meğer..
Yaşa be çocuk, çok yaşa.
…














