“Kötülerin dalı gölgesi olmaz” Neşet Ertaş

KÖYLÜ EKREM’İ İZLEDİNİZ Mİ?
You Tube’da bir video. 9-10 dakikalık. Zaman zaman izlerim. Çok hoş. “Eğitim sistemini kabul etmedim…Gerçek okulun tabiat olduğunu ve bizzat içinde yaşanarak öğrenilebileceğini düşünüyorum…kendime estetik bir ahlaktan başka hiçbir sınır koymadım.”
Köyde tek başına yaşayan ve taştan, ağaçtan muazzam heykeller yapan bir adam Köylü Ekrem.
Haydi bütün sahillere, plajlara sahip çıkalım. Plajlar halkındır.

Günaydın… Narlıca’da sabah..

Yukarıköy/Aşağıköy ve Yeniköy’ün tarihini merak edenler. Tahtacılar, Bayatlar, Mübadele, göç ve gecekondu hikayeleri, anılar..
Narlıdere’nin tarihi ve dönüşümünü bu kitapta toplamaya çalıştık.
Deniz Kırtasiye, Arkadaş Kitabevi ve Paşa Çiftliği şubelerinde, Köstem Zeytinyağı Müzesi’nde, Foto Çeşme’de bulabilirsiniz.

Narlıdere Yukarıköy restorasyonu tamamlanınca daha güzel ve kullanışlı hale geldi. Zaman zaman dostlarla burada buluşmaktan mutlu olurum.
Yukarıköy meydanında sizi, Narlıdere’nin tarihini anlatan bir tabela karşılar. Bu güzel bir şey. Pek çok Narlıdereli ve başka yerlerden ziyarete gelen konuklar bilgi sahibi olabilir.
İlgililere bildirdiğimiz halde ilgilenilmeyen bazı hatalar mevcut bu tabelada.
– Herşeyden önce kalıcı bir tabelada, burası 250 yıl önce kuruldu gibi bir ifade kullanmak doğru değildir. On yıl önce de 250 yıl yazıyordu, muhtemelen 20 yıl sonra da 250 yıl yazacak.
– Oysaki iki cümle sonra da, 1800’lerin başlarında deniyor Yukarıköy’ün kuruluşu için. Yani bu yazı 10 yıl önce yazılmış olsa da bugün yazılmış olsa da, 250 yıl olmuyor.
– Buradaki tarihi Cemevini yaptıran kişinin, Hızır Dede olduğu ve yapım yılının ise, 1874 yılı olduğu yine bu tabelada yer alıyor. Oysaki binanın kitabesinde, binayı inşa eden kişi olarak Abidin Efendi (Hızır Dede’nin oğlu) ve yapım yılı olarak da 1872/73 yazmaktadır.
Belge olunca, tahmin ve söylenti kullanılmaz.

Elazığ milletvekili Gürsel Erol’un, Nazımiye’de İmamoğlu’nun ziyaretindeki konuşmasını dinledim. Youtube da var.
Ben Dersimliyim, Aleviyim diyor. Doğru. Sorun ne? Bu kimliğinle ve kimlikçiliğinle üçüncü dönem millevekilisin.
Alevi olduğunu anlatırken, tam üç kez bunu etnik kimlik olarak tarif etti. Mezhep değil, etnik kimlik olarak.
Bunun en çok çorbasını içen siyasetçilerden biri olarak mezhep ve etnik kimlik ayrımını bilmiyor mu bilemedim.
Kendisi bu kimlik değil kimlikçilik sayesinde bir dönem Tunceli ve iki dönemdir de Elazığ milletvekili. Sanırım şimdi bir eli Kılıçdaroğlu’nda diğeri İmamoğlu’nda.
Yine aynı kimlikçilik ile geçmişte AKP yönetimi ile ihale işleri yapmış biri. Rahmetli Yücel Özen, bu nedenle CHP İzmir il sekterliğinden istifa etmişti. Bayındır köy mallarına çökmeye kadar gitmişti iş.
Port Alaçatı plaj ihaleleri de var tabi. O da CHP’li belediye ile.
Milletvekilinin ihale ile ne işi olur ki.
Sen madem bu kadar kimlikçisin ne diye tezgahı İzmir de açtın ki.
Düzgün Baba da yatıp kalksana.
Hem Atatürk’ü hem laiklik prensibini ve Cumhuriyetin erdemlerini anlatırsın gelen gidene. Çünkü bu kavramları da kullanıyorsun mevki ve makam aracı olarak.
Ah Cumhuriyet vah Cumhuriyet.
Aristo: İnsanlar doğal olarak bilmek isterler
Ahmet Arslan: Türkler hariç, çünkü onlar bilirler.














