Elçin Demirtaş’ın editörlüğünde hazırlanan “Geleceğe Örülen Kilit Taşları” kitabıyla ilgili tanıtım haberlerini okuyunca İzmirli yazarların masamda bekleyen kitaplarına gözüm takıldı:
Yaşar Aksoy’un: “Gâvur Mümin”, “Hasan Tahsin”, “İstiklal Süvarisi”. Bülent Şenocak’tan Güzelyalı semtinde oturanları anlattığı “Sadıkbey–Yalıların Dili Olsa”; Eftal Sevinçli’nin “İzmir Basın Tarihi”; Hasan Özkılıç’ın romanı “Şima”; Asuman Susam ve Duygu Kantkaytsın’ın editörlüğünü üstlendikleri şair Gülten Akın’ın anlatıldığı “İncelikler Tarihi”; Bekir Yurdakul’un “Noktam Eksik Olmasın”ı, Engin Önen’in “Köylerden Şehre Narlıdere-Göçün Binbir Hali”yle Yaşar Ürük’ün “Bilmediğimiz İzmir”i…
Görüldüğü üzere zengin bir kitap çeşitliliğiyle karşı karşıyayız.
Ancak bu yazının konusu Narlıdere kitabı…
***

NEDEN NARLIDERE?
Okuyanlar hatırlayacaktır, Engin Önen, daha önce Alaçatı ilçesini incelemiş; bu ilçenin küçük, kendi halinde bir kasaba olmaktan çıkıp İstanbul’dan gelenlerin akınına uğramasının öyküsünü yazmıştı.1
Kitapta, bir ilçenin hızla nasıl marka kent haline geldiği inceleniyordu.
Narlıdere2 kitabında ise şehrin dönüşümü değil, bir köyün şehre dönüşümünün öyküsü anlatılıyor.
Önen, Evliya Çelebi ve diğer tarihsel kaynakları tarayarak Narlıdere adının öyküsüyle işe koyuluyor.
Saptanan, 15 ve 16. yüzyıllarda, Narlıdere adı yerine Sancakkale ile Ayesefut yerleşimlerinin var olduğudur.
Bugünkü Narlıdere’nin ise, 80-90 yıl öncesinin Aşağıköy, Yukarıköy, Yeniköy üçlemesinin bir araya gelişiyle yaklaşık yüz haneli bir köyden oluştuğunu belirtiyor.
Bu köye, belli aralıklarla Tahtacı ve Bayat Alevileri geliyor, daha sonra Rum nüfus, 1922 sonrasında, zorunlu olarak Yunanistan’a gidiyor; aynı tarihlerde, bu kez mübadiller geliyor Balkanlardan.

Bu kadar da değil, buna Karadenizli balıkçılar ve ardından Anadolu’nun farklı yerlerinden gelen inanç ve kültürel göçler de ekleniyor…
Tabii Narlıdere’ye kimliğini veren bu göçler, kitabın nerdeyse yarısını kapsıyor.
Hoca, bu göçleri tarihsel kaynaklara ve halen yaşayan Narlıderelilerin tanıklığına başvurarak anlatıyor. Bu göçlerin en belirleyici olanı Tahtacı ve Bayat Alevilerinin gelişi; doğrusu bu kısım da çok güzel anlatılmış.
***
TAHTACI VE BAYAT ALEVİLERİ…
Tahtacı Alevileri, Yanyatır aşiretine bağlı bir Türkmen aşiretidir ve Horasan’dan 18. yüzyılda Adana Ceyhan’a gelip yerleşmişlerdir.
Aşiretin önderi Durhasan Dede’nin ölümü ve o tarihlerde Adana Derebeyi Hızır Paşa’nın Dede’nin güzel karısına musallat olması aşiretle Derebeyini karşı karşıya getirmiş, Tahtacı Türkmenler çareyi Ege Bölgesi’ne, Kaz Dağları dolaylarına göç etmekte bulmuştur.
Daha sonra Tahtacı aşireti, buradan başka köylere ve başka bölgelere dağılmış, bir kısmı Narlıdere’nin Yukarıköy’üne göç etmiştir.

Arkasından Bayat Alevilerinin de Narlıdere’ye geldiği görülüyor.
Engin Önen bu göçlerin hikâyesini hem tarihsel kaynaklardan hem de tanıklardan anlatıyor.
Daha sonra 1922 sonrasında yaşanan mübadelede, Rum nüfus, bu köylerden Yunanistan’a gitmek zorunda bırakılıyor; arkasından Balkanlardan mübadillerin gelişinin öyküsü başlıyor.
Kitapta, çok tanınan Turşucu Hasan Amca gibi figürler, hemşeri dernekleri, yerel siyaset, Alevi inancına dair ritüeller de yer bulmuş.
Nerdeyse Narlıdere’yle ilgili anlatılmamış konu yok gibi.
Bütün bu anlatıların içinde bir sosyal bilimci olarak Önen, “…Biz, köylerin şehre dönüştüğünü pek hesap etmemiştik. Böyle kuramlarımız yoktu.” diyerek bir farka parmak basıyor.
Alışılmış literatürde, şehrin göçle nasıl bozulduğu anlatılır, bunun sosyolojik sonuçlarına dikkat çekilirdi. Bu çalışmada ise tersi bir durum söz konusu; köyden bir şehrin nasıl oluştuğu anlatılıyor. Bu kısım elbette bu alanda çalışma yapanlar için önemli.
Tabii semt ve kent monografilerinin bir diğer yanı da hızla kaybolmaya yüz tutan sosyal ve kültürel tarihe ilişkin anı ve öyküleri yazılı hale getirerek kaybolmaktan kurtarmasıdır.
Narlıdere kitabı da böyle bir işlevi üstlenmiş, ilçede yaşanan değişimlere ait hikâyeler kayda geçirilmiş. Bu; kimi zaman tarihsel kaynaklar taranarak, kimi zaman da önde gelen aktörlerle görüşmeler yapılarak sağlanmış.
Burada Narlıdere Belediyesi’ne bir çift sözümüz olacak, bu tür yayınları belediyelerin sahiplenmesi gerekirken, belediye kitabın semtine bile uğramamış…
Yazık!
1 Alaçatı Farklı Tarihler, Farklı Ahaliler, Farklı Hayatlar, Engin Önen, Wesida Kitap, 2020, İzmir
2 Köylerden Şehre Narlıdere-Göçün Binbir Hali, Engin Önen, 2022, İzmir














