YA DA KAHROLSUN İSTİBDAT!
——————
“…Hayatta iki aşağılık varlık vardır. Biri, bir kuru tahta parçasına çakılmış çivi…
Diğeri ise…
Çürük bir ipe bağlı uysal eşektir.
Çivi, sürekli başına vurulur, eğilir bükülür de gıkı çıkmaz! Eşek ise, bağlı olduğu o çürük ipi koparıp da özgürlüğü seçmeyi düşünmez!”
(Turan Dursun’dan alıntı, Farsça bir şiirden aktarım)
Spartaküs, köleliğe başkaldırmak adına…
O malum özgürlük ateşini yakmadan önce;
“…o gün gelmiş çatmıştı. Yüzünü gökyüzüne çevirdi,’ mavi ve beyaz ne kadar da birbirine tutkulu’ dedi, ve devam etti:
‘Altında ise sonsuz bir coşkuyla kanat çırpan kırlangıçlar var.
Kanatlarımız olmasa da en az onlar kadar özgür olmak hakkımız değil mi?”
Özgürlük, insan olmanın “olmazsa olmazıdır” elbette…
En büyük özgürlük ise…
Aklın özgürlüğü değil mi?
Buruno…
Engizisyon tarafından gözaltına alınmış, günlerce işkence görmüştü. Öyle ki, etleri kemiklerinden ayrılmıştı…
Tarih, 1600…
Yer: İtalya, Roma…
Meydan: Campo de Fiori…
Az sonra yakılması için hazırlanmış odun yığınına götürülüp bağlanacaktır…
Tutsak edildiği yere bir Engizisyon Papazı getirilir. Büyükçe bir haçı Buruno’ya öpmesi için uzatır ..
Buruno başını çevirir ve Papaza o tarihi sözü söyler: “…Ben değil ama, siz korkuyorsunuz, hem de ölesiye…”
Sonra da sürükleyerek götürülüp yakılır o Meydanda!
Özgür olmayan insan, insan değildir…
Özgür olmayan insan köle insandır…
Özgürlük ise önce akıldan başlar…
Zalimlerin kullandığı din denilen şeyler aklı tutsak eder…
Vicdan, merhamet duygusunu yok eder…
İtiraz ve isyan refleksinizi köreltir…
Zalimlerin kullandığı din…
Homo Ereklus’tan…
Homo Sapiens’e kadar…
Tüm insanlık tarihine…
Nefretten, kötülükten, savaştan, acıdan başka bir şey kattığı görülmemiştir!
İnsanlık…
Zalimlerin kullandığı din eliyle…
Kuşaklar boyu bir “sonsuz bir köleliğe” mahkum olmuştur!
Bu mahkûmiyet ortadan kalksın diye nice aydın hayatından vazgeçti…
Sokrates o baldıran zehrini içerken…
“Aklın yenilgisine” ve ” cehaletin muktedirliğine” tanık olup, bugünler gözlerinin önünden akıp gitseydi…
Ne düşünür, ne derdi acaba?
Spinoza’dan Voltaire onca sòz…
Kelebek ömrü kadar mıydı?
Ormanlar, Su kaynakları, Hayvanlar yok ediliyor…
Adım adım sona giderken Dinler bu vahşete sadece çanak tutmuyor mu?
O sınır tanımaz ve gemlenemez zenginliğin goygoycusu…
Yoksul isyanının freni olmadı mı dinler?
784 bin 584 m2’lik şu ülkeye bir bakar mısınız lütfen!
Güvendiğiniz hangi KURUM var?
Ordu?
Yargı?
Sağlık?
Eğitim?
Maliye?
Vs. Vs. Vs
Ne var?
Ama…
Ama bunca rezalete rağmen siz itiraz etmiyorsanız eğer…
ÖZGÜR DEĞILSİNİZ!
Özgürlük ise BEDEL ODEMEYİ GEREKTİRÎR!
Hak etmeyi gerektirir…
Hadi biraz cesaret…
Bedel ödemeye hazır mısınız?
Biraz cesaret…
Kendiniz için değilse bile …
Çocuklarınız için biraz cesaret!…














