BEKARA HATUN BOŞAMAK KOLAY…
Medyada sürekli,
”Dolar tarihi rekorunu kırdı ” başlıkları atılıyor.
Ümmet’te Dolar çok yükseldi azizim diye gıybet yapıyor.
Pekiii gerçekten çok mu yükseldi ?
Açın bakın MB sayfasına.
yılbaşında 42,88 TL imiş.
Bugün 47.28 TL
Ne kadar yükselmiş ?
%9.3 …….
Yani reel enflasyonun 20 puan altında kalmış.
Sanayici, üretici yurt dışındaki müşterisine fiyat veriyor.
Müşteri açıyor telefonu diyor ki ;
Biz sizin kalitenizden ve ticari ilişkimizden çok memnunuz.
Ama ben sizin MB verilerine baktım.
Dolar %9,3 artmış ama sizin fiyatınız %25 artmış. Bu sizce mantıklı mı ?
Gel de anlat bakalım.
Enerji , nakliye, işçilikler, vergiler vs.vs ana girdiler resmi enflasyonun çok üstünde arttı.
Bütün bunlar da malın üstüne binip, dolar kuruna bölününce fiyatımız böyle oldu.
Adam seni dinliyor ama,
aslında dinlemiyor.
Nezaketen sözünü kesmiyor.
Daha senin sözün bitmeden o zaten siparişini,
daha uygun fiyatları olan ,
rakip ülkenin imalatçısına vermeye çoktan kararını verdi.
İthalatın bu kadar ucuzladığı,
döviz, faiz, enflasyon makasının,
hiç bir ekonomik kurala dayanmayan şekilde bozulduğu bu şartlarda üretimi sürdürüp,
Dünya ile rekabet etmek mümkün mü ?
Sonra deniliyor ki ;
Türkiye’deki üretimini kapatıp, üretimini ve fabrikalarını yurt dışına taşıyanlar vatan haini.
Medyada çıkan iflas ve konkordato haberlerinin altına,
”şimdiye kadar kazandıklarına saysınlar” yazmak kolay.
Başlıkta da söylediğim gibi,
Bekara hatun boşamak kolay …..
batan batar ,kalan sağlar bizimdir öyle mi ?
Oysa ki;
Batan, kapanan, yurt dışına giden her fabrika,
Yıkılan bir kale burçudur.
HER FABRİKA BİR KALEDİR ,
bazılarının sandığı gibi,
Laf olsun diye kurulan bir cümle değildir.!!!

***
MİRASYEDİ EKONOMİSİ….
Eğer miras, becerikli, iş bilen,
bu varlığın yaratılmasında emeği de olan aile fertlerine kalırsa, sorun çıkmaz.
Hatta mirası yaratanların hatalarından dersler de alınarak,
daha da büyütülür.
Amaaaaaa,
İş bilmez, eğitimi ve bilgisi yetersiz olduğu halde,
her şeyi bildiğini sanan,
bu varlığın yaratılmasında hiç bir emeği olmayan birine kalırsa,
önce aklı başından gider.
Sonra şuursuzca harcamaya başlar.
Görgüsüzlüğü, şatafatı itibar zanneder.
Önce nakitleri yer bitirir,
sonra yavaş yavaş varlıkları satmaya başlar.
Oysa ki o varlıklar,
o yiyip bitirdiği nakitleri yaratan kaynaklardır.
Bu aklına bile gelmez.
Gün gelir hiç bitmeyecek sandığı bu varlıkları da sata sata bitirir.
Ama bir kez tatlı hayata, sınırsız harcamaya alışmıştır.
Bu hayatı sürdürmekten vazgeçemez.
Bu sefer de borç almaya başlar.
Ama borç verenler,
onun tükendiğini ondan çok daha iyi bildiğinden,
çok yüksek faizler ister.
Başka çaresi kalmamıştır.
Yüksek faizleri kabul eder.
Ama öyle bir an gelir ki,
Ödediği faiz ana parayı da geçer.
Borç verenler bunu bildiğinden,
Ona ahlaksız tekliflerle gelirler.
Bize bu ayrıcalıkları sağlarsan sana para veririz derler.
Kabul eder.
Çünkü hem mecburdur,
hem de gizli kapaklı o kadar çok şeyi kabul etmiştir ki,
Hayır dediğinde ,bunların ortaya saçılacağı korkusu tüm benliğini sarmıştır.
Artık gözü hiç bir şey görmez.
Elindeki gücü de kullanarak,
başkalarının malına mülküne çökmeye başlar.
sonra mı ?
Yazarım da,
Çok uzun olur.
Çok uzun yazıyorsun dersiniz yine.
O zaman ben burada bıraksam,
Sonra neler olacağını siz yazar mısınız ?

…














