- Bir Anıyı Yaşatmak –
Değerli aile dostum ve sanat yolunda birlikte yürüdüğüm Ali Özenç Çağlar’la Almanya’da geçirdiğimiz günleri internet üzerinde konuşurken, Fakir Baykurt ile paylaştığımız anlamlı anılar yeniden canlandı. Kendisiyle olan sohbetlerimiz, geliştirdiğimiz dostluklar ve kurduğumuz dayanışma ağı bugün hâlâ hafızalarımızda canlılığını koruyor.
Fakir Baykurt, Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletine geldiğinde ilk amacı, Türkiye’de emek vererek kurduğu TÖS ve TÖB-DER gibi öğretmen örgütleriyle Avrupa’daki üyeleri arasında bağ kurmaktı. Bu yalnızca bir iletişim çabası değil, aynı zamanda politik ve kültürel bir direnişin de başlangıcıydı.
Gelişme: Direniş, Dayanışma ve Sanat
Baykurt’un Almanya’daki dostlarından biri olan Hüseyin Çölgeçen, Avrupa’daki işçi yurtlarına kitaplar ulaştıran, sanat ve edebiyat insanlarıyla doğrudan temasta olan bir öğretmendi. Fakir Baykurt da onun gibi, Türkiye kökenli sendikacıların ve sanatçıların bir araya gelmesini savunuyordu. Bu birlikteliğin, 12 Eylül darbesine ve onun yarattığı baskılara karşı önemli bir direniş hattı oluşturacağına inanıyordu.
Cezaevindeki TÖB-DER’li öğretmenler, devrimci örgüt üyeleri, gazeteciler ve sanatçılar için ilaç, kitap ve maddi destek sağlayarak örnek bir dayanışma ağı oluşturdu. Bu süreçte yalnızca maddi yardımla değil, yazdığı mektuplarla da içeridekilerin moralini yüksek tutmayı başardı. Mustafa Gazalcı’nın ifadesiyle:
“Fakir abi, bize gönderdiğin ilaçlar ve kitaplar çok kıymetliydi. Ama en çok da korkusuzca yazdığın mektuplar moralimizi yüksek tuttu.”
Fakir Baykurt’un yaşamı boyunca savaşlara, darbelere, sömürüye karşı sessiz kalmayan bir sanat anlayışı vardı. CIA destekli darbelerden, Vietnam ve Ortadoğu savaşlarına kadar birçok çatışmayı incelemiş; edebiyat, sanat ve eğitimle bu karanlık tarih karşısında durmanın gerekliliğine inancını her fırsatta dile getirmişti.
Özellikle Ortadoğu’daki çatışmaların, İsrail-Filistin meselesinin, emperyalist müdahalelerin arkasındaki güç dengelerini çözümlemeye çalışırdı. Tüm bu karmaşık meselelerin çözümünde bilim, kültür, sanat ve edebiyatın eğitici ve dönüştürücü gücünün asla ihmal edilmemesi gerektiğini savundu.
Avrupa’daki Kültürel Çatılar: Fakir Baykurt’un Mirası
Fakir Baykurt’un önderliğinde kurulan “Avrupa’da Yaşayan Türkiyeli Yazarlar Grubu (ATYG)”, bugün hâlâ faaliyet gösterse de ne yazık ki onun dönemindeki ailece dayanışma ruhu büyük ölçüde zayıflamıştır. Yazar Kemal Yalçın’ın gönüllü başkanlığında ve bireysel çabaları sürmektedir: ev ziyaretleri, ödüller ve teşvik çalışmaları gibi.
Ancak ne zaman toplumsal ve insani bir kriz ortaya çıksa, ATYG içinde bile bazı sesler edebiyatın siyasetten tamamen uzak durması gerektiğini öne sürmektedir. Oysa sanatçının tarihsel görevi, insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmamak, aksine bu tür konulara duyarlılıkla yaklaşmaktır.
Günümüzde Gazze’de yaşanan insanlık dramı, bu sessizliğin ne denli tehlikeli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Sumud Filosu’nun Filistin halkına yardım taşıma girişimi, uluslararası sularda İsrail ordusu tarafından engellenmiş; aralarında Türkiye vatandaşlarının da bulunduğu yüzlerce aktivist gözaltına alınmıştır.
Edebiyatçılar, sanatçılar ve entelektüeller bu adaletsizliğe karşı yeterince ses çıkarmazsa, zalimlerin cesareti daha da artacaktır. Fakir Baykurt bugün hayatta olsaydı, korkuların üstüne yürümekten geri durmazdı. Aksine sanatçının en büyük sorumluluğunun bu olduğunu bir kez daha haykırırdı:
“Sanatçının görevi, korkuların üstüne yürümektir.”
Sonuç: Sanatın Görevi ve Sanatçının Onuru
Bugün yaşananlar, geçmişin bir tekrarı değil, yeni bir sınavdır. Bu sınavda sınıfta kalanlar, yalnızca siyasi liderler değil, aynı zamanda suskun kalan sanat ve edebiyat insanlarıdır.
Molla Demirel’in Sanattan Sevgiye adlı eserinde dediği gibi:
“Oluştuğunda dünya
Meslekleri bölüştü insan
Gece karanlığında
Grileşmiş kentlerin üstüne
Avuç avuç yıldız serpmek
Düştü sanat insanına.“
Sanat yalnızca estetik bir uğraş değil, aynı zamanda vicdanın ve insanlık onurunun sesidir. Gerçek sanat, yaldızlı sandalyelerde oturmak için değil, mazlumun yanında olmak için yapılır. Fakir Baykurt, bu onurlu duruşun yaşayan örneğiydi ve bizlere yalnızca yazdıklarıyla değil, yaşadıklarıyla da ışık tuttu.
04.10.2025
Molla Demirel














